Wesley Sneijder etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Wesley Sneijder etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2016 Cuma

Türkiye Spor Toto Süper Ligi 2016-2017...


Turgay Şeren Sezonu için geç yazmamın sebebi transferlerin tamamlanması idi, bittiğine göre yorumlara başlayabiliriz.

Bence şampiyonluk adayları ilk 3 FB (158M€) – BJK (117M€) – GS (106M€) şeklinde, zaten piyasa değerleri de bunu göstermekte (3 büyükler 381M€ iken ligin değeri 913M€). Ayrıca ligin en pahalı 11’ine bakacak olursak (Muslera 14M€ - van der Wiel 7,50M€ - Skrtel 8M€ - Kjaer 10M€ - Topal 10M€ - Oğuzhan 14M€ - Lens 11M€ - Sneijder 11M€ - Sow 13M€ - Aboubakar 10,50M€) 6 FB – 3 BJK – 2 GS şeklinde oluşuyor (uğraşmayın ben hesapladım, toplamı 118M€, ligin geri kalan ilk 11 değeri ise 466M€!).

Fenerbahçe’nin satın aldığı tek oyuncu Skrtel oldu, ben olsam 32 yaşındaki stopere 6M€ vermezdim! Sow ve Lens’in kiralık gelmesi ile kadro etkileyici hale büründü ama Atıf Roman vakit kaybı. En büyük dertleri BJK'ya kaptırdıkları Caner ile Gökhan’ın yerini özellikle hücumda doldurmak olacak, şimdilik öndeki Lens ve Volkan bu eksiği kapatıyorlar ama ne kadar sürdürebilirler bakmak lazım. Sattıkları tek oyuncu taraftarlarının “Portekiz çingenesi” lakabı taktığı Nani oldu, adam bir türlü yaranamadı! Diego Kadlec Holmen Meireles başta olmak üzere güzel bir temizlik de yaptılar.
Beşiktaş’ın en pahalı transferi 2M€ ile Marcelo olurken en pahalı satışı 7,50M€ ile Sosa oldu, toplamda 4M€ karda olduklarını söyleyebiliriz. Kadroya bakacak olursak derin ve geniş kadrolarında bence en büyük sıkıntı Gomez’in yerini doldurma konusunda olacak, Aboubakar tutarsa yol alırlar ama Şampiyonlar Ligi’nin tecrübeli bir taraftarı olarak 6 maçın çok yıpratıcı olacağını ve BJK’ın bunu kaldıramayacağını düşünüyorum. Bu arada ben olsam Furkan Yaman’ı bedavaya Kayseri’ye vermezdim!
Gelelim gönlümüzün sultanına; sene başında Başkan Özbek için istifa çığlıkları yükselirken ilk 2 maçın kazanılması sonucu itirazlar birden kesiliverdi, kaldı ki transferde aman aman bir görüntü çizmediler. Serdar Aziz (4,50M€) – Eren Derdiyok (4M€) – Tolga Ciğerci (3M€) önde gelen transferleri, toplam 14M€ harcadılar. Gidenlerde Alex Telles (6,50M€) – Jose Rodriguez (2,15M€) – Dzemaili (1,30M€) oldu, toplam gelir 10M€ ile KAP açıklamalarına göre zarar eden tek büyük durumundular! İlk 11’de geçen yıldan farklı 3 oyuncu oynuyor, Tolga Eren ve Bruma, geri kalanlar geçen yıl 28 puan fark yiyenlerden oluşuyor!

İlk 5 haftada yaşanan en büyük sürpriz Kayseri’nin Kanarya’dan puan alması oldu. Pereira’nın gönderilmesinden sonra yerine gelen kurt Advocaat ile ivme yakaladılar, Avrupa’da iyi gidiyorlar, oluşan suni puan farkı önemsiz, hala şampiyonluğun en güçlü adayı konumundalar, yeter ki taraftarın gazına gelip Salih Köybaşı Stoch ısrarı yaşamasınlar. Ha bir de şimdilik Sow’un üstlendiği “Emenike’yi kontrol etme” işini sezon sonuna kadar sürdürmeliler. Karakartal GS maçı dışında fena oynamadı, ilk derbisine çıkan Palabıyık kartlarını hatırlayabilseydi hezimete uğrayabilirlerdi. Şenol hocanın buradan ciddi ders çıkarması lazım yani kadroyu ve özellikle Cenk Tosun ile Talisca'yı sürekli kurcalamamalı. Ve eğer Töre İngiltere’de dikiş tutturamazsa devre arasında geri gelmeli, birçok maçta kilidi açabilir. Bir de Olcay’a sormalılar genel-geçer bir kariyerin mi olsun yoksa efsane mi; güvenilirken kötü oynamaya hakkı yok! Cimbom’un şimdiye kadar oynadığı oyun şaşırttı, özellikle Tolga Eren Bruma 3’lüsünün sıkı performansları, Sneijder’in milli takım sevdası yüzünden bu seneye asılması, Muslera’nın kendi kalitesinde başlaması ve eksiklerin dönecek olması ile taraftar havaya girdi ki bu seviyeye yükseldiklerinde ezip geçerler! En büyük görev çaylak Riekerink’e düşüyor ama 2 Terim sorusu ile nasıl dağılmaya meyilli olduğunu gördük!

Ligin geri kalanında Başakşehir Osmanlıspor Bursaspor Gençlerbirliği ve benim favorim Karabükspor’u konuşacak gibiyiz. Geçen yıldan kalan Akhisar ve Konya’nın cakaları artık yerinde yok. Yeni gelenlerden Alanyaspor iyi gidişini bakalım devam ettirebilecek mi ve nedir o Vagner Love transferi, bravo! Ayrıca Emre Akbaba - İrfan Can KahveciSerdar GürlerCengiz ÜnderMusa Çağıran’ı takip edeceğiz. Kasımpaşa ve Çaykur Rizespor’a bol bol başarılar çünkü ihtiyaçları olacak gibi...

23 Haziran 2015 Salı

Şampiyon Galatasaray!...


Kim ne derse desin bu şampiyonluğun baş mimarı Ünal Aysal’dır. Yukarıdaki resmin içine giren, tüm topluluğu inandıran, camiaya hedef koyan kişi benden en büyük payı alır. Spor dünyasında barındırmayacakları çok belliydi, bizim Divan Kurulu üyelerinde bile büyük rahatsızlıklar başlamıştı, istediği yetkiyi vermeyince gideceğini bildiklerinden derin Galatasaray’ın başı olduğu söylenen İnan Kıraç’a rağmen düğmeye bastılar. Söylenecek fazla söz yok, O’nun gibisi bir daha zor gelir!


Konumuz şampiyonluk olduğu için başarıları dağıtmaya devam edelim; 2.sıraya Selçuk İnan’ı koyarım, O istemeseydi ilk 3 bile zor olabilirdi. Başında olduğu yerli grubu inandırdı, hareketlendirdi ve bu topluluğa saygı duyan, sadece işini yapmak isteyen yabancıların desteğiyle mutlu son geldi. Burak, Olcan, Umut, Yekta, Emre başta olmak üzere beraber hareket ettiler. Hakan ve Hamit gibi bu işleri iyi bilen ağır abiler başarının böyle geldiğini bildiklerinden ses etmeyince, Sneijder, Melo, Muslera, Chedjou gibi isimler ek gelir ve yeni kontrat ihtimali için yürüyüşe katıldılar. Çok da iyi oldu, güzel bir şampiyonluk hikayesi doğdu.


10’a kadar gidecek bu listenin 3.sırasına Ali Dürüst’ü koyarım. İdeal bir basın sözcüsü, kulüp yöneticisi, kriz otoritesi, kelimenin tam anlamıyla idareci! Eviniz yansa ve size haber veren kişi Dürüst olsa inanın üzülmezsiniz, “fıtratında var” deyip geçersiniz. Bazı olumsuz yönleri de var ama bu yazıda yer alması gereksiz olur. Yanında bulundurduğu kişiyi bile seçerken akıllıca davranıyor, tekrar gelir ama önce kriz çıkması lazım!


4.sırada en önemli futbolcumuz Felipe Melo var! Geldiği günden bu yana Türkiye Ligi’ni domine eden, benim gördüğüm en “destansı” oyunculardan biri. Gerek defansı gerek hücumu çok iyi biliyor, vücudunu çok iyi kullanıyor, topsuz oyunun gerçek ustalarından, tek eksiği biraz yetenek! Yönetimde, idari kadroda, tribünde ve oyunun içinde hoşlandığı bir ortam varsa kimse O’nu tutamaz! Her zaman söyledim, tekrar edeyim; teknik direktör olsam ve elimde Melo varsa tahtaya ilk yazarım!


5.sırada yerli gol kralı Burak Yılmaz var, kariyerinin en golcü 3.sezonunu yaşadı, bir ara sakatlanmasaydı gol krallığını alırdı, iyi fiziği var, kendine bakarsa önümüzdeki 3 sezonda ligi domine edebilir.


6.sırada Wesley Sneijder var, tam Galatasaray taraftarının aradığı oyuncu, futbol dilencisi gözleri peşine takıyor, derbi maçlarda ortaya çıkıp efsane goller atıyor, maçın en şık hareketi O’nun imzasını taşıyor, şampiyonluk kutlamalarında rakibiyle makara yapıyor, daha ne olsun!


7.sırada Fernando Muslera geliyor, hiç izlemediğim Turgay Şeren gibi dev isimlere haksızlık etmem istemem ama bu gözlerin gördüğü en iyi 5 kaleciden biri diyebilirim, cephede çok etkili, ayaklarını biraz daha kullanabilse harika olurdu, son periyoda konsantre olması şampiyonlukta söz sahibi olmasına yetti . 


8.sırada Yasin Öztekin geliyor, bitmeyen “rakibin üzerine gitme sevdası” sürerse sonraki yıllarda daha üst basamaklara çıkacaktır ama yaşı 28, bu yüzden önümüzdeki sene kaderini belli eder.


9.sırayı Hakan Balta alıyor, takımın soğuk kanlılarından, Gaziantep maçındaki golü pek unutulmaz ama asıl Dortmund deplasmanında attığı golün değer kazanmasını isterdim, adam tam bir stepne, bu yıl önemli işler yaptı ama kalınlığı bazı maçlarda sorun yaratmadı değil, mesela Anderlecht maçlarında eğer oynasaydı kariyerinde unutmak istediği sayfalar açılabilirdi.


Son sırada Abdürrahim Albayrak var, gerçekten futbolcu kadrosuna yardımcı oluyor, dillerinden anlıyor, isteklerini yerine getirmeye çalışıyor ama çok kişiyi de rahatsız ediyor! Ben yukarıya yakınlığı sayesinde stat sorunlarını çözmesini beklerdim, umarım dediği gibi dışarıdan da destek olmaya devam eder.


Gördüğünüz ya da göremediğiniz üzere Hamza Hamzaoğlu’nun ismi bu listede yok çünkü henüz o seviyede değil. Dürüst ve Albayrak ikilisinin destekleriyle, neredeyse eksiksiz bir kadroya sahipken, yaptığı bazı bariz hataları rakiplerinin değerlendirememiş olması sonucu ve en önemlisi futbolcu topluluğunun dümene geçmesi ile şampiyonluk geldiyse Hamzaoğlu övgü için biraz daha beklemeli. Mesela geçen yıl CL maçları sonunda yerden yere vurulan Prandelli gibi bizlerde 2015-16 sezonunda Hamzaoğlu’nun grup maçları performansını merakla bekliyoruz. Umarım iyi olur, ilk biz destekleriz ama o düzey başka bir alem. O müziği duymak için içi cız eden futbolcular var, taraftarı saymıyorum bile!



İlk 4.yıldız yakıştığı yerde, emeği geçenlere tekrar teşekkürler, taraftar bu mutluluğu doyasıya yaşıyor ve hakkı, şimdi hedef Avrupa olmalı!


6 Haziran 2015 Cumartesi

Barcelona - Juventus finali...


Cüneyt Çakır sayesinde peşinen kazanan biziz, umarım bariz bir hata yapmaz ve bir takımın / ülkenin ömür boyu nefretini çekmez.

Şike sonrası toparlanan Juventus'u bırakın finali yarı finalde bile bekleyen yoktu ama 2011'de stadını yaptıktan sonra hem ülkede üst üste şampiyonluklar aldı hem de bu sene Avrupa'da zirveye çıkmayı başardı.

Bir dönem Michael Laudrup, Edgar Davids, Lilian Thuram, Gianluca Zambrotta gibi isimleri İtalya'dan koparmayı başaran Barça maçın ağır basanı, bu sezon CL'de gol atmadıkları maç yok, taraftarları bu akşam hangi oyuncunun kaç gol atacağını hesaplamaya başlamıştır! Juve cephesinde ise ağır basan duygunun "finale kadar bir şekilde geldik, tecrübeli oyuncularla sonuca gidebiliriz, yeter ki yediğimizden fazlasını atabilelim" olduğunu sanıyorum!

CL'de aralarında 6 maç yapmışlar, her sonuç 2'şer kez gerçekleşmiş, 2 kez Barcelona, 1 kez Juventus turlamış ama bu akşamın rövanşı yok!

Benim gönlümden Didier Drogba ve Wesley Sneijder ile geçen sezon elediğimiz Juve geçiyor, Andrea Pirlo, Gianluigi Buffon, Patrice Evra ve Andrea Barzagli belki de son kez önemli maça çıkacaklarının bilincindedir. Deplasmanlarda gol atmakta zorlanıyorlar, bu yüzden taraftarlarına ciddi görev düşüyor. Paul Pogba'nın varlığını büyük şans ama Giorgio Chiellini'nin olmayışını ciddi eksik olarak görüyorum.

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Bizimkilerin kramponları...


Bugün maçımız var ve bizim topçuların hangi marka krampon giyeceklerini çok merak ettiğinizi iyi biliyor ve buna bir son veriyorum :)

PozisyonOyuncuMarka-Model
KaleciFernando MusleraNike Tiempo Legend V
KaleciSinan BolatNike Magista Obra
KaleciEray İsçanNike Tiempo Legend V
SavunmaGökhan ZanNike Tiempo Legend V
SavunmaAurélien ChedjouAdidas Nitrocharge
SavunmaSemih KayaNike Tiempo Legend V
SavunmaKoray GünterNike Magista Opus
SavunmaSabri SarıoğluNike Mercurial Vapor X
SavunmaAlex TellesNike Hypervenom
SavunmaHakan BaltaNike Tiempo Legend V
Orta sahaFelipe MeloAdidas Nitrocharge
Orta sahaBlerim DzemailiNike Hypervenom
Orta sahaSelçuk İnanNike Hypervenom
Orta sahaYekta KurtuluşNike CTR360 Maestri
Orta sahaHamit AltıntopAdidas Nitrocharge
Orta sahaAydın YılmazNike Mercurial Vapor X
Orta sahaOlcan AdınPuma Evopower 1.2
Orta sahaYasin ÖztekinNike Mercurial Vapor X
Orta sahaEmre ÇolakNike Mercurial Vapor X
Orta sahaWesley SneijderNike Hypervenom
ForvetBrumaNike Mercurial Superfly
ForvetGoran PandevNike Tiempo Legend V
ForvetUmut BulutNike Mercurial Vapor X
ForvetBurak YılmazNike Mercurial Vapor X

Bizdeki durum sponsor kaynaklı olabilir ama Nike açık ara önde, Adidas önemli ayaklarda hayat buluyor, Puma Olcan ile teselli bulmuş durumda.

Eskiden neredeyse tek marka vardı ve fotoğraftaki haline benzer kullanıldığını görürdük, yokluk zor zenaatmış!

28 Nisan 2015 Salı

Hamzaoğlu'nu nasıl hatırlayacağız?


Son 6 haftaya girilirken Galatasaray’ın ciddi bir avantajı var. Diğerleri ne yaparsa yapsın kendi maçlarını kazanırlarsa şampiyon olacaklar. Her ne kadar kadro dezavantajı olduğu söylense de ülkenin en pahalı takımı (135,95 milyon € - FB: 115,05 milyon € - BJK: 114,40 milyon €) elinde ve çok ciddi oyunculara sahip. Bugün Muslera, Chedjou, Melo, Selçuk, Burak ve Sneijder tüm teknik adamların hayallerini süslemekte, Dzemaili, Pandev (Seri A: 339 maç - 77 gol), Hakan, Semih, Umut, Yasin cabası!

Hamza Hamzaoğlu’nun bugüne kadar gösterdiği performans çok parlak değil! Genelde oyuncu değiştirme konusunda hatalar yapıyor, daha net söylemek gerekirse zaman ve değişecek oyuncu konusunda çok etkin değil. Kimseyi kırmak istememesi üst düzey teknik adamlarda bulunması gereken bir meziyet olmadığı gibi biraz tersini uygulaması daha iyi olacaktır. Oyunu okuma ve çözme konusunda da eksiklikleri var. Örneğin Arsenal maçında Ramsey’i çözene kadar 3 gole imza atıvermişti.

En büyük şansını tekrar yazalım, ciddi bir kadrosu ve takıma hükmeden Selçuk, Hamit, Sneijder ve Melo gibi oyuncuları var, sadece bu oyuncularla iyi geçinmesi ve Ali Dürüst ile yakın diyalog halinde kalması bile kendisini tarihe kazıyabilir.

Umarım Hamza Hamzaoğlu’nu yukarıdaki resimdeki sosyal sorumluluk projesiyle hatırlamayız!

16 Kasım 2014 Pazar

Galatasaray:2 Fenerbahçe:1


Son yıllarda kötü oynayarak kazandığımız ilk derbi maçıydı! Defalarca tersine rastlamıştık, iyi oynarken hakemi karşımızda buluveriyorduk ama bu kez bizim istediğimiz oldu, özellikle ilk yarıda orta sahayı rakibe teslim etmemiz büyük hataydı. Cesare Prandelli'nin uyarısıyla 2.yarıya çok istekli başlayınca önce rakibin orta sahasını çökerttik, ardından saçma bir hareketle rakip 10 kişi kalınca oyunu iyice evirip çevirmeye başladık. Wesley Sneijder evimizde 2 sene üst üste rakibi yıkan isim oluverdi. Hele bu maçtaki golleri sanırım çok çok uzun süre hafızalardan silinmeyecektir. Hep söylenen "yıldız isim büyük maçta ortaya çıkar" söylemini doğrulayıverdi. Golleri kadar maç sonunda söylediği sözler çok etkileyiciydi: Volkan Demirel, maçın başından sonuna kadar zaman geçirmek için elinden geleni yaptı. Ben de son dakikalarda attığım iki golle Volkan'ı cezalandırdım"



Felipe Melo maçın iyilerindendi, rakip karşısında Melo'yu görünce geri vites yapmaktan çekinmiyor.

Olcan Adın, Hamit Altıntop, Aurelien Chedjou, Semih Kaya gerekeni oynadılar.

Emre Çolak takımın ihtiyacı olan isimlerden, 2 sene önceki formuna kavuşsa hem Galatasaray hem de Milli Takım kazanır!

Cüneyt Çakır maçın son dakikasında rakibin bulduğu gol dışında bir hata yapmadı, umarım sezon sonu arayacağımız bir gol olmaz! 

Son olarak rakibin hocasına teşekkür edelim, böyle bir kadroyu hangi amaçla çıkarttı anlayamadım. Son yıllarda rakibin stajyer hocaları bizim için bir şans ama "saray yine içten kaynıyor", fırsatları kullanamıyoruz.

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Taraftarı çözmek...

Bazen yönetimler bilinçli olarak taraftara oynarlar, kimi zaman kendi taraftarlarına kimi zaman ise rakip taraftarlara; aşağıda bu konuda güzel 2 örnek var, zamanında ikisine de tebessüm etmiştim ama ciddiye alan büyük bir çoğunluğu da görmüştüm...



Dün kimlere dilenirken bugün Sneijder ve Drogba parçalı fotoğrafları ortalıkta cirit atıyor, nereden nereye...

15 Temmuz 2014 Salı

Roberto Mancini...


Dünya Kupası bittiğine göre güncel konulara dalabiliriz, ilk olarak Roberto Mancini.

Fatih Terim ayrıldığında Ünal Aysal yerini çok hızlı bir biçimde doldurmalıydı ve boştaki teknik direktörler hızlıca tarandı, nihayetinde tartışılmayacak bir isim bulundu, daha önce Fiorentina'da yaşandığı gibi; Mancini. Gerçekten hem futbolculuk hem de hocalık kariyeri hiç kimsenin tartışamayacak düzeyde olması Terimizm sonrasının az sarsıntı ile geçirilmesi manasına geliyordu ve kulübü zorda bırakabilecek bir kontratla göreve başlıyordu; 3 yıl için toplam 12,5M€.

Kadroda yer alan Drogba ve Sneijder gibi uluslararası isimlerle güzel bir ritm yakaladı ve Juventus grup eleme maçıyla başlayan Türkiye macerası Türkiye Kupası kazanımı ile son buldu. Belki şampiyon yapamadı ama Fenerbahçe'nin şike yaptığı için aldığı "avrupa kupaları cezası" sürdüğünden kıymetli bir 2.likle sezonu noktaladı. Her maçta farklı 11 dizilişi nedeniyle yıpratılmaya çalışıldı ve kısmen başarılı olundu ama kimse sebebini sormadı çünkü amaç başkaydı!

Görev yaptığı dönemin bütününü incelediğimizde bazı hataları olduğunu söylemek mümkün. Mesela saha içine taktiği kağıtla yollaması, devre arasında sanki sonraki sezonda kalacakmış gibi delice transfer yaptırması, deplasmanlara çözüm bulamaması, yerli oyuncularla yakınlaşamaması vs.

Olumlu yönleri bence daha fazla, tek örnek bence önemli, evimizdeki Chelsea maçının 2.yarısı. Buradaki oyunu sadece hocaya bağlamak doğru değil, topçularında büyük isteği var ama düzey olarak bize çok yakışmıştı!

Para peşinde koşmadan, tazminatı ağzına almayan bir yaklaşımla bizden ayrılması son iyi notu olarak akıllara kazındı. Bundan sonra yollarımız kesişir mi, belki bizden almak istediği futbolcu olursa Semih Kaya gibi evet, bunun dışında zor.

20 Mayıs 2014 Salı

Galatasaray 2013-2014 sezon değerlendirmesi...


Galatasaray transfere şampiyon kadroda yer alan Umut Bulut ve Felipe Melo’nun bonservislerinin alınması ile başladı ve hemen ardından Chedjou, Erman Kılıç ile Bruma transferleri geldi. Gönderilenler arasında Elmander, Amrabat, Colin Kazım, Erman Kılıç, Furkan Özçal, Engin Baytar, Çağlar Birinci, Dany, Yiğit Gökoğlan vb. önemli isimleri sayabiliriz. Lige iyi bir başlangıç yaptığımızı düşünsek de evimizde aldığımız 6-1’lik Real Madrid mağlubiyeti zaten 2 sezondur varolan Ünal Aysal – Fatih Terim gerginliğinin zirveye çıkmasına sebep oldu. O dönemde milli takımın kötü gitmesi ve ciddi bir arayışa girmeleri sebebiyle ve siyasi yönetimin toplumu “futbol” üzerinden oyalama düşüncesi bir anda Yıldırım Demirören – Fatih Terim ikilisini imza masasına oturttu. Bu süreçte Aysal’ın gönderme şekli, Terim’in yüzüne bile bakmaz dediğimiz Demirören’le samimi görüntüleri herkesi rahatsız etti. Fakat bir gerçek vardı ki o dönemde dillere pelesenk oldu: Aslolan Galatasaraydır!
Aslolan Galatasaray olsaydı ne Aysal Terim’i gönderirdi, ne de Terim yarı zamanlı milli takım görüşmeleri yapıp sonunda kesin imza atardı. Bir kez daha görüldü ki aslolan kibirdi, yoksa Galatasaray bu sezon güle oynaya şampiyon olur, 4.yıldızı takar (ne önemi varsa), şampiyonlar ligine kendi hakkı ile gider ve belki de rakibinde olası bir yönetim değişikliği yarası açardı.

30 Eylül 2013 tarihinde göreve Roberto Mancini başladı. Taffarel yerini korurken Hasan Şaş ve Ümit Davala’nın yerine Tugay Kerimoğlu, Attilio Lombardo, Fausto Salsano ve Ivan Carminati yeni antrenörlerimiz oldular. Bu esnada yerel lig ve Avrupa devam ederken Mancini hem ülkeyi, hem insanımızı, hem oynanan futbolu hem de kulübü ve profesyonellerini tanımaya çalışıyordu. Ve en ciddi rakibimiz gerek şampiyonluğu çok istemeleri gerekse hakemlerin kendilerini 11’e 11 oynatma ısrarı ve uzatmalarda süre sınırı olmaksızın mucizevi son dakika golleri ile puan farkını açmaya başladılar. Devre arasına 8 puan geride girdiğimizde Mancini “üstüme gelmeyin, bu takımı ben kurmadım” dedi. Aysal’ın yaklaşımı ise olması gerektiği gibiydi; “ne istersen yapabilirsin”. Bu vesileyle benim son yıllarda gördüğüm en büyük devre arası transfer harekatı başladı; Alex Telles, İzet Hayroviç, Salih Dursun, Koray Günter, Lucas Ontivero, Oğuzhan Kayar, Veysel Sarı, Umut Gündoğan, Guillermo Burdisso bir anda futbolcumuz oluverdiler, Albert Riera ise gidenler kervanına katılıverdi.
Doğal olarak bu kadar fazla futbolcunun gelmesi karmaşaya yol açtı. Ben bile idmandaki resimlere bakarken birçok kez tanıyamadığım yüzlere rastladım. Gelenlerin içinde Salih Dursun, İzet Hayroviç ve Umut Gündoğan hemen şans buldular ama kullanamadılar, Alex Telles ise bence harika maçlar çıkardı ve devre arası transferinin yıldızı oldu. Sonradan şans bulmaya başlayan Veysel Sarı önümüzdeki sezona umutla göz kırptı. Koray, Ontivero, Oğuzhan, Burdisso (kiralık) sanırım ilk kamptan sonra ayrılmaya başlarlar.

23.hafta çıktığımız Rize deplasmanı dönüm maçımızdı ve son dakikalarda yediğimiz penaltı golü şampiyonluğu bırakmamıza sebep oldu. Üst üste gelen başarısız sonuçlar büyük bir krize yol açacakken ligi 2.sırada bitirip 13.kez şampiyonlar ligi biletini direk almamız ve kazanılan Türkiye Kupası Aysal – Mancini ortaklığının sürmesine sebep olacaktır.
Sonuç olarak bence kayıp bir sezon geçirmedik. Yaşanan onca olaylardan ciddi bir tecrübe edindik. Ülkenin efsane hocası takımdan ayrılınca ve sezon öncesi Ali Dürüst – Abdürrahim Albayrak devre dışı bırakılınca dahi geldiğimiz noktanın çok kötü olmadığı ortaya çıktı. Her şeyin başı para; şampiyonlar ligine gidildiği ve Drogba – Sneijder vb. dünya çapında oyuncular geldiği sürede yani Deloitte sıralamasında ilk 20’de yer almaya devam edersek takıma ilgi hiçbir zaman düşmez. Selçuk İnan ve Felipe Melo’nun performansları biraz daha maç skoruna yönelik olabilseydi bu aralar 20.şampiyonluğu kutluyorduk. Önümüzdeki sezonu başka bir yazıda değerlendiririz.

8 Mayıs 2014 Perşembe

Kupa Canavarı!...


Türkiye Kupası'nda finale kaldığı her 4 maçın 3'ünü kazanan bir takım var karşımızda, müzemize bir kupa daha getirdikleri için teşekkürler. Fakat içimizi ferahlatan bir oyun oynanmadı, defans yapmaya çalıştık, idare ettik diyebiliriz çünkü rakibin golcü sorunu barizdi. Yedekte bekleyen Umut Eskişehirspor'da olsaydı maçı kaybedebilirdik fakat tek ayaklı finalde sonuca bakmak geçer akçedir.

 

Didier Drogba'yı dünya gözüyle görebilen Konya halkı şanslı olduklarını düşünebilirler.


Felipe Melo'nun varlığı takımı çok rahatlatıyor. Seremonide Yıldırım Demirören'in elini sıkmaması ince bir mesaj niteliğindeydi ve bence hakkı vardı!


Çok güzel pankart, 34.dakikada neredeyse stadı yakmaları hoştu!

SEZON
Takım
Takım
İlk Maç (veya Final)
İkinci maç
2013 - 2014
Galatasaray
Eskişehirspor
1-0
 
2004 - 2005
Galatasaray
Fenerbahçe
5-1
 
1999 - 2000
Galatasaray
Antalyaspor
5-3
 
1998 - 1999
Galatasaray
Beşiktaş
0-0
2-0
1997 - 1998
Beşiktaş
Galatasaray
1-1
1-1 (5-3 Pen.)
1995 - 1996
Galatasaray
Fenerbahçe
1-0
1-1
1994 - 1995
Trabzonspor
Galatasaray
3-2
1-0
1993 - 1994
Beşiktaş
Galatasaray
0-0
3-2
1992 - 1993
Galatasaray
Beşiktaş
1-0
2-2
1990 - 1991
Galatasaray
Ankaragücü
3-1
 
1984 - 1985
Galatasaray
Trabzonspor
2-1
0-0
1981 - 1982
Galatasaray
Ankaragücü
3-0
1-2
1979 - 1980
Altay
Galatasaray
1-0
1-1
1975 - 1976
Galatasaray
Trabzonspor
0-1
1-0 (5-4 Pen.)
1972 - 1973
Galatasaray
Ankaragücü
3-1
1-1
1968 - 1969
Göztepe
Galatasaray
1-0
1-1
1965 - 1966
Galatasaray
Beşiktaş
1-0
 
1964 - 1965
Galatasaray
Fenerbahçe
0-0
1-0
1963 - 1964
Galatasaray
Altay
0-0 / (Hükmen)
 
1962 - 1963
Galatasaray
Fenerbahçe
2-1
2-1



 Umarım bir daha bu kadar ara vermeyiz...

24 Aralık 2013 Salı

Galatasaray - Juventus maçı üzerine...


Yine olaylı bir Juventus maçını daha geride bıraktık. Olayın kaynağı bu kez doğadan geldi, hava tahmincileri maç esnasında yağış bekleselerde bu denli yağacağını hiç kimse kestirememişti. Seyircinin büyük desteği ile normal zamanda başlayan maç dakikalar 32'yi gösterdiğinde hakem Pedro Proenca haklı olarak maçı durdurdu. Ben dahil herkes çizgilere kömür ve kırmızı top ile devam edileceğini düşünürken ertelenme kararı şaşırttı çünkü daha önce hiç bir Şampiyonlar Ligi maçı yarıda kalmamıştı! Kısa bir süre sonra ertesi gün önce 14'e akabinde 15'e ertelendiği açıklandı. Bu esnada aklımıza seyirci - bilet sorusu geldi, kurallar neydi, yeniden satış mümkün müydü, atılan - yırtılan biletler ne olacaktı, gündüz oynanırsa okul - işyeri izinleri nasıl mümkün olacaktı vb. Bu endişelerle umutlar ertesi güne bırakıldı.



 Ertesi gün hava yine soğuktu, bu yüzden ortalama 20.000 civarında seyircinin geleceği tahmin ediliyordu. Maç saatine doğru kısa süreli yağan kar yürekleri ağızlara getirse de korkulan olmadı. Günün en şaşırtan kısmı tribünlere gelen yaklaşık 40.000 civarındaki seyirciydi ve hiç susmayıp o inanmışlıkla takımlarını desteklediler. Sahayı temizleme esnasında traktörün girmesi çok eleştirilse de hatta İtalyan basını maçtan sonra bu konulara yüklense de yapacak fazla bir şey yoktu, eldeki imkan böyleydi.



Maçı yorumlamak pek kolay değil, Drogba, Sneijder, Muslera gibi yabancı yıldızlara eşlik eden Selçuk, Burak vb. Türk yıldızlarla bezeli Galatasaray Mancini önderliğinde akılcı bir taktik uygulayarak ve zaman zaman oyunu kontrol ederek, dakikalar 85'i gösterdiğinde görmeden sadece hissiyatıyla kaleye yuvarlayan Sneijder'in golüyle maçı kazandık. Böylelikle bizi son 16 takım arasına taşıyacak puana ulaştık.



Bu esnada yönetim çatı ve zemin ısıtması konusunda yoğun şekilde eleştirildi. Çatı konusunda dönemin başkanı Adnan Polat ve ekibi işi daha fazla uzatmamak için üstlenerek sonraya bırakmışlardı. Ama ortaya çıkan maliyet (12.000.000 € olduğu söyleniyor) mevcut yönetimin elini kolunu bağlıyor. Ayrıca sanırım maç oynanırken UEFA stadın üstünün kapalı olmasına izin vermiyor. Zemin ısıtma konusunda ise büyük haksızlık yapılıyor çünkü sistem hava sıcaklığı 10 derece ve altına indiğinde otomatik olarak devreye giriyor. O gecenin şanssızlığı çok yoğun bir yağışın gelmiş olması. Tabii burada "ertesi gün neden ısıtıcılar manuel açılıp biriken kar eritilmedi" sorusu geliyor ki bunu bende merak ediyorum!



Sonuç olarak Real Madrid ve Juventus'un bulunduğu gruptan çıkmak her babayiğidin harcı değil. Başta taraftarlar olmak üzere tüm camiayı tebrik ediyor, bu başarının alışkanlık haline dönüşmesini diliyorum.