Fernando Muslera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fernando Muslera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2020 Pazartesi

22. Şampiyonluğun Kısa Hikayesi...


Geç oldu ama kayıtlarda bulunsun. Bizim için çok anlamlı bir günde oynadık Başakşehir maçını, 19 Mayıs 2019 ve şampiyonluğumuzu ilan ettik, bizden mutlusu olamazdı o gün.


Atatürk ve Galatasaray yan yana geldiğinde olmaz diye bir şey yoktur, o günde öyleydi, maçın 10.dakikasında Elia'nın ortasına kafa vuran Bajiç ile mağlup duruma düşmüştük, ilk yarı çok da iyi oynamamıştık. Fakat 2.devre Fatihin Aslanları akın akın rakip kaleye gitmeye başladı. Hele Feghouli'nin şapka çıkarılacak golü tarihe geçmişti bile. Sonra Belhanda attı ama ofsayt sebebiyle sayılmadı, Onyekuru attı ama yine ofsayt sebebiyle sayılmadı. Ardından Onyekuru bir kez daha attı ve artık öne geçmiştik. Kalan dakikaları oynamayı bilen takım şampiyon olmayı başardı. 30 golle bir sezonda en çok gol atan yabancı oyuncu olan Diagne gol kralı oldu. Ayrıca U14, U17, U19 ve U21'de de şampiyon olup geleceği garanti altına almaya çalıştı.

 

Sezon sonunda çıkan çift emojili #FenerAğlama t-shirt'ü oldukça sevildi.

Kutlamalarda Hasan Şaş'ın "sen bu işin sonunu düşünmedin mi?" şarkısı Khalkedon'a gönderme olarak düşünülürken Fatih Terim sahneye çıktığında ortalık bayram alanına döndü, görülmeye değerdi.

19 Eylül 2018 Çarşamba

“Hayalim dünya kadar büyük”


Taraftar çok formda ve hatırı sayılı performans gösterdi, Fatih Terim maç öncesi ne düşündüyse uygulayabildi, futbolcular seviyenin karşılığını verdi, Lokomotif Moskova ürkekliği atınca tehlikeli oldu, hesaba 2.7M€ geldi, bilet ve GSStore geliri 10MTL ile kasa rahatladı.


Dün gecenin kısa bir özetini bu şekilde yapsak yanlış olmaz. Kısa bir aradan sonra Avrupa arenasında boy göstermeyi herkes özlemiş. Taraftar zaman zaman izleyiciye dönüşse de görevini net şekilde yapmıştır. 43.542 kayıtlı seyirci sayısını artık 50.000 sınırına çekmeliyiz, bence hala beleş giriş yapanlar var gibi!


Fatih Terim ve Hasan Şaş - Ümit Davala - Levent Şahin üçlüsünden oluşan kenar yönetim maç öncesi ne düşündüyse (20-50 arası hariç) çıktığını düşünüyorum. "Hayalim dünya kadar büyük" diyen İmparator için ustalık döneminden bir kesit izledik diyebiliriz. Sadece satışı için vitrinde kalması gereken Younes Belhanda'nın oyunda bu kadar kalması hataydı ama sebebi gerçekçiydi.


Gary Rodrigues dün gecenin baş kahramanlarından biriydi, içeri kat ederek yaptığı vuruş kendi stilinin parçası olma yolunda. Ryan Donk hocanın ellerinde bambaşka kimliklere bürünüyor, dün gece stoper görevi biçilmişti. Fernando Muslera artık rakiplerimizi kıskandıracak seviyeye ulaştı. Serdar Aziz bölgesinde son sözü söyleyendi. Eren Derdiyok o 24 metreyi sanırım hiç unutmayacak, bizler de. Martin Linnes ete bürünmüş robot gibi, programcısını hiç yanıltmıyor. Birisi rakipte büyük miktarda "çiğ et" stoğu olduğunu söylemiş Badou Ndiaye'ye, deli gibi saldırıyordu. Fernando Reges kalitesini sahaya yansıtabildi ama sarı kartından hoşlanmadım. Emre Akbaba biraz heyecanlı ve güçsüz olsa da gollerin tamamında vardı ve ancak faulle durdurabildiler. Yuto Nagatomo böyle devam ederse bir kaç Japon daha transfer ederiz gibi duruyor.


Tarihimizin en net sonuçlarından birini aldık. İddianın devamı için 3 Ekim Çarşamba gecesi Porto maçına şimdiden hazırlanmalıyız; yürüyedur.




5 Haziran 2018 Salı

Burada kalmıştık...



En fazla şampiyonluk yaşayan takım konumundaki Galatasaray 21. kez mutlu sona ulaştı ve arkadakilerle farkı biraz daha açtı. Hiç kuşkusuz ligin en iyi top oynayan ve en heyecan verici takımı oldular. Lige Dursun Özbek başkanlığında ve Igor Tudor yönetiminde fırtına gibi giriş yapan ardından önce Fatih Terim ve Mustafa Cengiz ile son bulan değişim takıma olumlu katkı yaptı ve sürpriz yaşanmadı.

Fatih Terim evine geri döndüğünde sonradan Türkiye’nin en çok etkileşim yapan tweet’ini gönderdiğini öğrenecektik. Her yaptığı olay olan ülkenin en iyi teknik adamının bu yönüyle de tarihe geçmesi enteresan oldu.


Futbolcuların Aslantepe’de farklı oynadıkları kesin, deplasmanda ise heyecanı sağlamaya çalışan görevliler sayesinde üst üste gelen mağlubiyetler güvensizlik yarattı ama son haftalarda hataya mahal vermediler. Bafetimbi Gomis attığı 29 golle hem gol kralı hem en fazla gol atan yabancı futbolcu hem de en fazla kral çıkartan kulüp Galatasaray oldu, bir futbolcu ligi ancak bu kadar domine edebilirdi! Fernando Muslera teknik heyet değişikliğinden sonra Taffarel ile çalışmaya başladı ve başarıda önemli pay sahibi oldu. Garry Rodrigues bir açıldı pir açıldı, geçen seneki Bruma’yı neredeyse aratmadı ve benzer bir transfer yapmasına kesin gözüyle bakıyorum. Sinan Gümüş şapkadan çıkarttığı 2 mucize golle hepimizle tekrar barıştı. Sofiane Feghouli ilk maçında attığı olağanüstü golle şampiyonluğun habercisi gibiydi. Younes Belhanda Sneijder sonrası geldiği için işi çok zordu, gösterişsiz oynadı ama bence faydalıydı. Maicon Rogue ligi başladığı gibi bitiremedi ama ilk yarıda yaptığı katkı çok iyiydi. Serdar Aziz şampiyonlukta gizli kahraman olarak gözüktü. Takımda en beğendiğim isim Fernando Reges ise kendine yakıştırılan “general” lakabının karşılığını çok iyi verdi, ben bu topraklarda bu kadar iyisini görmedim! Mariano Filho belki bizleri en rahatlatan oyuncu oldu, yıllarca servet döktüğümüz bölgeye yaptığı katkı ve formu ile Martin Linnes’i hep hazır tutması harika sonuç verdi. Ryan Donk kulüpte görevinin top oynamak olduğunu hatırladı ve biraz olsun borcunu ödedi. Jason Denayer bana göre son haftalarda en iyi formunu sergiledi, bunun üzerine çıkacağını sanmam! Yuto Nagatomo ise kısa sürede büyük işlere imza attı ve herkesi kendisine hayran bıraktı.  Tolga Ciğerci, Selçuk İnan, Eren Derdiyok, Yasin Öztekin, Ahmet Çalık ara ara yaptıkları katkılar ile 21’de söz sahibi oldular.


Hakemler diğer zirve takımlarının puanlarına katkı yaparken bizim iç sahada tulum çıkartmamıza maalesef müsaade etmediler. Özellikle deplasman maçlarında yaşadığımız sorunların baş aktörleri oldular.

Son söz büyük taraftara! Ultraslan’ı eleştirdiğim günler oldu ama bu sene yaptıkları açıklamalar ve verdikleri destekle kulübe resmen el koydular, kupanın bir kulpu futbolcular ve teknik heyette ise diğer kulp kesinlikle taraftarda idi. Gerek ortalama seyirci sayısında (40.778) gerekse kombine satışında (28.896) zirveyi bırakmadılar.


Seneye yine evimizdeyiz yani Şampiyonlar Ligi, bütçe kısıtlaması ile işimiz zor ama umutsuz yaşanmıyor!

30 Eylül 2016 Cuma

Türkiye Spor Toto Süper Ligi 2016-2017...


Turgay Şeren Sezonu için geç yazmamın sebebi transferlerin tamamlanması idi, bittiğine göre yorumlara başlayabiliriz.

Bence şampiyonluk adayları ilk 3 FB (158M€) – BJK (117M€) – GS (106M€) şeklinde, zaten piyasa değerleri de bunu göstermekte (3 büyükler 381M€ iken ligin değeri 913M€). Ayrıca ligin en pahalı 11’ine bakacak olursak (Muslera 14M€ - van der Wiel 7,50M€ - Skrtel 8M€ - Kjaer 10M€ - Topal 10M€ - Oğuzhan 14M€ - Lens 11M€ - Sneijder 11M€ - Sow 13M€ - Aboubakar 10,50M€) 6 FB – 3 BJK – 2 GS şeklinde oluşuyor (uğraşmayın ben hesapladım, toplamı 118M€, ligin geri kalan ilk 11 değeri ise 466M€!).

Fenerbahçe’nin satın aldığı tek oyuncu Skrtel oldu, ben olsam 32 yaşındaki stopere 6M€ vermezdim! Sow ve Lens’in kiralık gelmesi ile kadro etkileyici hale büründü ama Atıf Roman vakit kaybı. En büyük dertleri BJK'ya kaptırdıkları Caner ile Gökhan’ın yerini özellikle hücumda doldurmak olacak, şimdilik öndeki Lens ve Volkan bu eksiği kapatıyorlar ama ne kadar sürdürebilirler bakmak lazım. Sattıkları tek oyuncu taraftarlarının “Portekiz çingenesi” lakabı taktığı Nani oldu, adam bir türlü yaranamadı! Diego Kadlec Holmen Meireles başta olmak üzere güzel bir temizlik de yaptılar.
Beşiktaş’ın en pahalı transferi 2M€ ile Marcelo olurken en pahalı satışı 7,50M€ ile Sosa oldu, toplamda 4M€ karda olduklarını söyleyebiliriz. Kadroya bakacak olursak derin ve geniş kadrolarında bence en büyük sıkıntı Gomez’in yerini doldurma konusunda olacak, Aboubakar tutarsa yol alırlar ama Şampiyonlar Ligi’nin tecrübeli bir taraftarı olarak 6 maçın çok yıpratıcı olacağını ve BJK’ın bunu kaldıramayacağını düşünüyorum. Bu arada ben olsam Furkan Yaman’ı bedavaya Kayseri’ye vermezdim!
Gelelim gönlümüzün sultanına; sene başında Başkan Özbek için istifa çığlıkları yükselirken ilk 2 maçın kazanılması sonucu itirazlar birden kesiliverdi, kaldı ki transferde aman aman bir görüntü çizmediler. Serdar Aziz (4,50M€) – Eren Derdiyok (4M€) – Tolga Ciğerci (3M€) önde gelen transferleri, toplam 14M€ harcadılar. Gidenlerde Alex Telles (6,50M€) – Jose Rodriguez (2,15M€) – Dzemaili (1,30M€) oldu, toplam gelir 10M€ ile KAP açıklamalarına göre zarar eden tek büyük durumundular! İlk 11’de geçen yıldan farklı 3 oyuncu oynuyor, Tolga Eren ve Bruma, geri kalanlar geçen yıl 28 puan fark yiyenlerden oluşuyor!

İlk 5 haftada yaşanan en büyük sürpriz Kayseri’nin Kanarya’dan puan alması oldu. Pereira’nın gönderilmesinden sonra yerine gelen kurt Advocaat ile ivme yakaladılar, Avrupa’da iyi gidiyorlar, oluşan suni puan farkı önemsiz, hala şampiyonluğun en güçlü adayı konumundalar, yeter ki taraftarın gazına gelip Salih Köybaşı Stoch ısrarı yaşamasınlar. Ha bir de şimdilik Sow’un üstlendiği “Emenike’yi kontrol etme” işini sezon sonuna kadar sürdürmeliler. Karakartal GS maçı dışında fena oynamadı, ilk derbisine çıkan Palabıyık kartlarını hatırlayabilseydi hezimete uğrayabilirlerdi. Şenol hocanın buradan ciddi ders çıkarması lazım yani kadroyu ve özellikle Cenk Tosun ile Talisca'yı sürekli kurcalamamalı. Ve eğer Töre İngiltere’de dikiş tutturamazsa devre arasında geri gelmeli, birçok maçta kilidi açabilir. Bir de Olcay’a sormalılar genel-geçer bir kariyerin mi olsun yoksa efsane mi; güvenilirken kötü oynamaya hakkı yok! Cimbom’un şimdiye kadar oynadığı oyun şaşırttı, özellikle Tolga Eren Bruma 3’lüsünün sıkı performansları, Sneijder’in milli takım sevdası yüzünden bu seneye asılması, Muslera’nın kendi kalitesinde başlaması ve eksiklerin dönecek olması ile taraftar havaya girdi ki bu seviyeye yükseldiklerinde ezip geçerler! En büyük görev çaylak Riekerink’e düşüyor ama 2 Terim sorusu ile nasıl dağılmaya meyilli olduğunu gördük!

Ligin geri kalanında Başakşehir Osmanlıspor Bursaspor Gençlerbirliği ve benim favorim Karabükspor’u konuşacak gibiyiz. Geçen yıldan kalan Akhisar ve Konya’nın cakaları artık yerinde yok. Yeni gelenlerden Alanyaspor iyi gidişini bakalım devam ettirebilecek mi ve nedir o Vagner Love transferi, bravo! Ayrıca Emre Akbaba - İrfan Can KahveciSerdar GürlerCengiz ÜnderMusa Çağıran’ı takip edeceğiz. Kasımpaşa ve Çaykur Rizespor’a bol bol başarılar çünkü ihtiyaçları olacak gibi...

3 Haziran 2016 Cuma

Copa America 2016...



Saat farkından dolayı pek ilgilenemesek de en önemli turnuvalardan biridir. Özellikle dünya futbolunu kasıp kavuran Brezilya ve Arjantin takımlarının katılımı cazip kılar. Sırayla favorilerim Arjantin, Brezilya, Uruguay ve Şili; sürpriz ise ev sahibi ABD; gol kralı adayım Gonzalo Higuain. Bu sene ABD'de düzenleniyor ve takımların önemli isimlerine kısaca göz atalım:

A Grubu
ABD: Jozy Altidore yok ama Fabian Johnson, Clint Dempsey, Michael Bradley, Tim Howard, DeAndre Yedlin gösterişli.
Kolombiya: James Rodriguez dünya yıldızı seviyesinde ve Carlos Bacca, David Ospina, Juan Cuadrado, Jeison Murillo var.
Kosta Rika: Keylor Navas, Joel Campbell, Bryan Ruiz gibi isimlere sahip.
Paraguay: Juan Iturbe, Derlis Gonzalez.

B Grubu
Brezilya: Neymar yok, Kaka, Dani Alves, Filipe Luis gibi isimlere Marquinhos, Lucas Moura, Fabinho, Carlos Casemiro eşlik edecekler.
Ekvador: Enner Valencia, Antonio Valencia, Jefferson Montero, Felipe Caicedo.
Haiti: 1461 Trabzon'da oynayan Kervens Belfort, James Barcelin, Jeff Louis.
Peru: Farfan yok ama Paolo Guerrero, Renato Tapia var.

C Grubu
Meksika: Leverkusenli Chicharito önemli ve Hector Herrera var.
Uruguay: Gönlümüzün efendisi Fernando Muslera ve Luis Suarez, Edinson Cavani, Diego Godin, Jose Gimenez, Maxi Pereira var, taş gibi takım!
Jamaika: Michael Hector, Wes Morgan, Adrian Mariappa.
Venezuela: Salomon Rondon, Tomas Rincon, Roberto Rosales.

D Grubu:
Arjantin: Lionel Messi, Angel Di Maria, Sergio Agüero, Gonzalo Higuain, Javier Mascherano, Funes Mori yazıp bitirelim!
Şili: Alexis Sanchez, Arturo Vidal, Claudio Bravo, Gary Medel sıkı isimler.
Panama: Animal Godoy, Luis Tejeda.
Bolivya: Moreno Martins, Martin Smedberg

24 Şubat 2016 Çarşamba

Lazio maçı öncesi...


Yarın 1-1’in rövanşında 80.558 kişilik Roma Olimpiyat Stadına Lazio’yu elemek için çıkacağız. Günümüz kadrosuna bakarız ama oynayıp bırakmış ve faal isimlere göz gezdirince İtalya’nın önemli kulüplerinden biri olduğunu görürüz; Angelo Peruzzi, Alessandro Nesta, Giuseppe Signori, Giuseppe Pancaro, Diego Fuser, Pavel Nedved, Simone Inzaghi, Pierluigi Casiraghi, Hernan Crespo, Marcelo Salas, Juan Sebastion Veron, Michael Laudrup, Alen Boksic, Roberto Di Matteo, Jaap Stam, Paolo Di Canio, Roberto Mancini, Aron Winter, Sinisa Mihajlovic, Karlheinz Riedle, Ruben Sosa, Cristian Ledesma gibi isimler forma giymiş ve iz bırakmışlar. Halen futbol yaşamını sürdüren Aleksandar Kolarov, Valon Behrami, Fernando Muslera ve geçen sene Nantes’e satılan Lorik Cana gibi isimlere ilaveten 1951-52 yılında 29 maçta 16 golü bulunan Şükrü Gülesin’i anmadan geçmeyelim!

Günümüz kadrosundaki önemli isimler yukarıdakilere yaklaşamasa da Lucas Biglia, Stefano Mauri, Stefan de Vrij, Alessandro Matri, Miroslav Klose bizim takımda rahat oynar! Bu sene evlerinde 3 maç (Milan-Juventus-Napoli) kaybetmişler, bu yüzden yenmek oldukça zor. Fakat gol yedikleri maç sayısı da son dönemde artmış, son 3 maçta kalelerinde golü görmüşler. Bu yüzden ilk yarıda öne geçip devreyi böyle kapatırsak 2.yarı kontratakla 2. golü bulup turlayabiliriz. Fakat ilk golü kalemizde görürsek fark olmaması için dua etmeye başlamalıyız çünkü gol için saldıracak olan takımımız geride oldukça fazla açık verecektir.

Vakitsizlikten Mustafa Denizli hakkında yazı yazamadım ama yeni yetme sosyal medya taraftarları vakt-i zamanında O’nun başkaldırışını bilmez! Kendisi her ne kadar Galatasaraylıyım dese de 3 büyüklerde görev yapmış olması kulüple bağlarını hep zayıf tutmuştur, bu yüzden Fatih Terim gibi özdeşleşememiştir ve bu yüzden çok uzun zaman sonra görev alabilmiştir. Büyük kumarbazdır ve şansı da genelde yanındadır. Dönemin en hızlı ve yıpratıcı forvetlerinden olan Yusuf Fofana’nın karşısına K.Bülent’i (Bülent Korkmaz) dikmiş ve başarılı olmuştur. Yarın akşam taktisyenliğinin %51’ini konuştursa tur bizim olur!

23 Haziran 2015 Salı

Şampiyon Galatasaray!...


Kim ne derse desin bu şampiyonluğun baş mimarı Ünal Aysal’dır. Yukarıdaki resmin içine giren, tüm topluluğu inandıran, camiaya hedef koyan kişi benden en büyük payı alır. Spor dünyasında barındırmayacakları çok belliydi, bizim Divan Kurulu üyelerinde bile büyük rahatsızlıklar başlamıştı, istediği yetkiyi vermeyince gideceğini bildiklerinden derin Galatasaray’ın başı olduğu söylenen İnan Kıraç’a rağmen düğmeye bastılar. Söylenecek fazla söz yok, O’nun gibisi bir daha zor gelir!


Konumuz şampiyonluk olduğu için başarıları dağıtmaya devam edelim; 2.sıraya Selçuk İnan’ı koyarım, O istemeseydi ilk 3 bile zor olabilirdi. Başında olduğu yerli grubu inandırdı, hareketlendirdi ve bu topluluğa saygı duyan, sadece işini yapmak isteyen yabancıların desteğiyle mutlu son geldi. Burak, Olcan, Umut, Yekta, Emre başta olmak üzere beraber hareket ettiler. Hakan ve Hamit gibi bu işleri iyi bilen ağır abiler başarının böyle geldiğini bildiklerinden ses etmeyince, Sneijder, Melo, Muslera, Chedjou gibi isimler ek gelir ve yeni kontrat ihtimali için yürüyüşe katıldılar. Çok da iyi oldu, güzel bir şampiyonluk hikayesi doğdu.


10’a kadar gidecek bu listenin 3.sırasına Ali Dürüst’ü koyarım. İdeal bir basın sözcüsü, kulüp yöneticisi, kriz otoritesi, kelimenin tam anlamıyla idareci! Eviniz yansa ve size haber veren kişi Dürüst olsa inanın üzülmezsiniz, “fıtratında var” deyip geçersiniz. Bazı olumsuz yönleri de var ama bu yazıda yer alması gereksiz olur. Yanında bulundurduğu kişiyi bile seçerken akıllıca davranıyor, tekrar gelir ama önce kriz çıkması lazım!


4.sırada en önemli futbolcumuz Felipe Melo var! Geldiği günden bu yana Türkiye Ligi’ni domine eden, benim gördüğüm en “destansı” oyunculardan biri. Gerek defansı gerek hücumu çok iyi biliyor, vücudunu çok iyi kullanıyor, topsuz oyunun gerçek ustalarından, tek eksiği biraz yetenek! Yönetimde, idari kadroda, tribünde ve oyunun içinde hoşlandığı bir ortam varsa kimse O’nu tutamaz! Her zaman söyledim, tekrar edeyim; teknik direktör olsam ve elimde Melo varsa tahtaya ilk yazarım!


5.sırada yerli gol kralı Burak Yılmaz var, kariyerinin en golcü 3.sezonunu yaşadı, bir ara sakatlanmasaydı gol krallığını alırdı, iyi fiziği var, kendine bakarsa önümüzdeki 3 sezonda ligi domine edebilir.


6.sırada Wesley Sneijder var, tam Galatasaray taraftarının aradığı oyuncu, futbol dilencisi gözleri peşine takıyor, derbi maçlarda ortaya çıkıp efsane goller atıyor, maçın en şık hareketi O’nun imzasını taşıyor, şampiyonluk kutlamalarında rakibiyle makara yapıyor, daha ne olsun!


7.sırada Fernando Muslera geliyor, hiç izlemediğim Turgay Şeren gibi dev isimlere haksızlık etmem istemem ama bu gözlerin gördüğü en iyi 5 kaleciden biri diyebilirim, cephede çok etkili, ayaklarını biraz daha kullanabilse harika olurdu, son periyoda konsantre olması şampiyonlukta söz sahibi olmasına yetti . 


8.sırada Yasin Öztekin geliyor, bitmeyen “rakibin üzerine gitme sevdası” sürerse sonraki yıllarda daha üst basamaklara çıkacaktır ama yaşı 28, bu yüzden önümüzdeki sene kaderini belli eder.


9.sırayı Hakan Balta alıyor, takımın soğuk kanlılarından, Gaziantep maçındaki golü pek unutulmaz ama asıl Dortmund deplasmanında attığı golün değer kazanmasını isterdim, adam tam bir stepne, bu yıl önemli işler yaptı ama kalınlığı bazı maçlarda sorun yaratmadı değil, mesela Anderlecht maçlarında eğer oynasaydı kariyerinde unutmak istediği sayfalar açılabilirdi.


Son sırada Abdürrahim Albayrak var, gerçekten futbolcu kadrosuna yardımcı oluyor, dillerinden anlıyor, isteklerini yerine getirmeye çalışıyor ama çok kişiyi de rahatsız ediyor! Ben yukarıya yakınlığı sayesinde stat sorunlarını çözmesini beklerdim, umarım dediği gibi dışarıdan da destek olmaya devam eder.


Gördüğünüz ya da göremediğiniz üzere Hamza Hamzaoğlu’nun ismi bu listede yok çünkü henüz o seviyede değil. Dürüst ve Albayrak ikilisinin destekleriyle, neredeyse eksiksiz bir kadroya sahipken, yaptığı bazı bariz hataları rakiplerinin değerlendirememiş olması sonucu ve en önemlisi futbolcu topluluğunun dümene geçmesi ile şampiyonluk geldiyse Hamzaoğlu övgü için biraz daha beklemeli. Mesela geçen yıl CL maçları sonunda yerden yere vurulan Prandelli gibi bizlerde 2015-16 sezonunda Hamzaoğlu’nun grup maçları performansını merakla bekliyoruz. Umarım iyi olur, ilk biz destekleriz ama o düzey başka bir alem. O müziği duymak için içi cız eden futbolcular var, taraftarı saymıyorum bile!



İlk 4.yıldız yakıştığı yerde, emeği geçenlere tekrar teşekkürler, taraftar bu mutluluğu doyasıya yaşıyor ve hakkı, şimdi hedef Avrupa olmalı!


4 Mayıs 2015 Pazartesi

Bizimkilerin kramponları...


Bugün maçımız var ve bizim topçuların hangi marka krampon giyeceklerini çok merak ettiğinizi iyi biliyor ve buna bir son veriyorum :)

PozisyonOyuncuMarka-Model
KaleciFernando MusleraNike Tiempo Legend V
KaleciSinan BolatNike Magista Obra
KaleciEray İsçanNike Tiempo Legend V
SavunmaGökhan ZanNike Tiempo Legend V
SavunmaAurélien ChedjouAdidas Nitrocharge
SavunmaSemih KayaNike Tiempo Legend V
SavunmaKoray GünterNike Magista Opus
SavunmaSabri SarıoğluNike Mercurial Vapor X
SavunmaAlex TellesNike Hypervenom
SavunmaHakan BaltaNike Tiempo Legend V
Orta sahaFelipe MeloAdidas Nitrocharge
Orta sahaBlerim DzemailiNike Hypervenom
Orta sahaSelçuk İnanNike Hypervenom
Orta sahaYekta KurtuluşNike CTR360 Maestri
Orta sahaHamit AltıntopAdidas Nitrocharge
Orta sahaAydın YılmazNike Mercurial Vapor X
Orta sahaOlcan AdınPuma Evopower 1.2
Orta sahaYasin ÖztekinNike Mercurial Vapor X
Orta sahaEmre ÇolakNike Mercurial Vapor X
Orta sahaWesley SneijderNike Hypervenom
ForvetBrumaNike Mercurial Superfly
ForvetGoran PandevNike Tiempo Legend V
ForvetUmut BulutNike Mercurial Vapor X
ForvetBurak YılmazNike Mercurial Vapor X

Bizdeki durum sponsor kaynaklı olabilir ama Nike açık ara önde, Adidas önemli ayaklarda hayat buluyor, Puma Olcan ile teselli bulmuş durumda.

Eskiden neredeyse tek marka vardı ve fotoğraftaki haline benzer kullanıldığını görürdük, yokluk zor zenaatmış!

28 Nisan 2015 Salı

Hamzaoğlu'nu nasıl hatırlayacağız?


Son 6 haftaya girilirken Galatasaray’ın ciddi bir avantajı var. Diğerleri ne yaparsa yapsın kendi maçlarını kazanırlarsa şampiyon olacaklar. Her ne kadar kadro dezavantajı olduğu söylense de ülkenin en pahalı takımı (135,95 milyon € - FB: 115,05 milyon € - BJK: 114,40 milyon €) elinde ve çok ciddi oyunculara sahip. Bugün Muslera, Chedjou, Melo, Selçuk, Burak ve Sneijder tüm teknik adamların hayallerini süslemekte, Dzemaili, Pandev (Seri A: 339 maç - 77 gol), Hakan, Semih, Umut, Yasin cabası!

Hamza Hamzaoğlu’nun bugüne kadar gösterdiği performans çok parlak değil! Genelde oyuncu değiştirme konusunda hatalar yapıyor, daha net söylemek gerekirse zaman ve değişecek oyuncu konusunda çok etkin değil. Kimseyi kırmak istememesi üst düzey teknik adamlarda bulunması gereken bir meziyet olmadığı gibi biraz tersini uygulaması daha iyi olacaktır. Oyunu okuma ve çözme konusunda da eksiklikleri var. Örneğin Arsenal maçında Ramsey’i çözene kadar 3 gole imza atıvermişti.

En büyük şansını tekrar yazalım, ciddi bir kadrosu ve takıma hükmeden Selçuk, Hamit, Sneijder ve Melo gibi oyuncuları var, sadece bu oyuncularla iyi geçinmesi ve Ali Dürüst ile yakın diyalog halinde kalması bile kendisini tarihe kazıyabilir.

Umarım Hamza Hamzaoğlu’nu yukarıdaki resimdeki sosyal sorumluluk projesiyle hatırlamayız!

10 Aralık 2014 Çarşamba

Solak gibi düşünmek; Hamza Hamzaoğlu...


İzmirspordayken sol kanattaki oyuncu antrenmana gelmediği için bu mevkii de başlamış ve kariyerini bu bölgede tamamlamış eski oyuncumuz şimdi yeni teknik direktörümüz oldu! Önce tebrik edelim, umarım başarılı olur...

Beynin sağ tarafı sol el ve ayağa baskındır, bu yüzden solaklarda üç boyutlu zeka, yaratıcılık, görsel hafıza vb. işlevler ön plana çıkar. İkili ilişkileri de becerebilen bir antrenörün başarısız olması düşünülemez.

Orta sahanın solunda oynarken orta ile iyi arasında bir oyuncuydu, yanılmıyorsam Ergün Penbe ve Hakan Ünsal ile aynı dönemde oynamışlığı var, en uzun süre bizde oynadı, Türkiye Ligi'ni kazandı, Şampiyonlar Ligi'nde ilk oynayan oyunculardan, en son Acun Ilıcalı ile Devler Ligi organizasyonunda Tanju Çolak'ın takımında rastlamıştım!

İlk maçlarını evinde kupada Eskişehir, ligde ise Akhisar karşısında galip bitirdi. 3.maçı ise UCL'de Arsenal'e karşı 1-4 ile kaybetti. Kendi sahasında oynaması süper avantajdı, bundan sonra ise sırayla Konyaspor (D), Mersin İdman Yurdu (İ), Gençlerbirliği (D) ve Beşiktaş (D) maçları var, 12 puanın ne kadarını hanesine yazdıracak bakacağız ama oynanacak futbolda oldukça önemli. Çok eleştirilen Cesare Prandelli sonrası yine 4 gollü bir mağlubiyet almamız değişen çok fazla bir durum olmadığını gösteriyor çünkü motivasyon kalite karşısında pes eder!

Arsenal maçında Selçuk İnan kırmızı kart cezası nedeniyle Fernando Muslera ve Aurelien Chedjou ise Hamza Hamzaoğlu tarafından dinlendirilmesi sebebiyle oynamadı. Fakat Sinan Bolat'ın oynamasını "devreye kadar 5 maç oynamazsa kiralık olarak geldiği kulübe geri döner" açıklaması bana anlamlı gelmedi. Devreye kadar 4 lig, 3 kupa maçı olması sadece Muslera'nın moralinin bozulmaması ihtimalini aklıma getiriyor! Ayrıca Goran Pandev'in önümüzdeki sene kalması için "en az 27 maçta 30 dakika oynamalı" maddesi oynatılmaması için bir sebep oldu sanırım; hocanın uğraşmak zorunda olduğu konulara bakın!

En önemli rakiplerinin birinin stadı yokken, diğerinin çizgi altı hocasıyla siyasi korumaya rağmen kulübün kapanmasına yol açacak ciddi sorunları varken sezonu önde kapama ihtimali var ve sadece devre arasında yapılacak yönetim hamleleri buna ışık tutacak. Galatasaray üst düzey 38 (Eboue hariç!) oyuncuya sahipken Fenerbahçe 35 (15'inin ismini duymamışsınızdır), Beşiktaş 30 (10'unun ismini duymamışsınızdır) oyuncu ile antrenman yapıp organize edilmeye çalışılıyor; ücret konusuna hiç girmeyeceğim!

Hoca hakkında aklımda kalan anıyı nakledip yazıyı bitirelim: Ali Sami Yen'in son sezonunda Denizlisporu çalıştırırken oyuna Serdar Eyilik'i alır, maçtan sonra açıklamasını yapar; "sezon sonunda yıkılacağı için burada son kez oynama fırsatı vermek istedim"!

16 Eylül 2013 Pazartesi

Şampiyonlar Ligi 2013-2014



Şampiyonlar Ligi serüveni yarın akşam başlıyor. Grubumuzda dişli rakipler var, futbolcularına şampiyonlar ligi tecrübesi açısından kısaca göz atmak istedim:


Real Madrid: Son 3 sezon şampiyonlar ligi yarı finalinde elendi. Finalde kaybetmek bile başarısızlık sayıldığından dünyanın en iyisi olarak adlandırılan Mourinho ayrılmak zorunda kaldı. Oyunculara bakacak olursak; kalede 127 ŞL maçına çıkmış Casillas var ama bu sezon henüz oynayamadı, Lopez 24. ŞL maçına çıkacak. Defansta Ramos 63, Pepe 60, Arbeloa 53 ŞL maçı oynadı. Orta sahada 31 yaşındaki Xabi Alonso 85 kez görev yaparken muhtemelen Casemiro hayatının ilk ŞL maçına çıkacak! Forvette Ronaldo 92 maçta 50 gol, Benzema 53 maçta 31 gol atarak gol yükünü üstlendiler. Ancelotti 117 ŞL maçında takımın başında çıkarak sayılı isimler arasında yerini aldı bile!

Juventus: Kalede 69 ŞL maçında görev yapan 35 yaşındaki Buffon var. Defansta en büyük güvence 25 maça çıkan Chiellini, 11’er kez görev yapan Barzagli ile Lichtsteiner ve 10’ar kez oynayan Bonucci ile Caceres. Ortada 93 maça çıkan 34 yaşındaki Pirlo, 9 maça çıkan bu sezonun sürpriz golcüsü Vidal ile 8 maça çıkmış 20 yaşındaki Pogba ve 7 maça çıkmış Gana’lı Kwadwo Asamoah bulunuyor. Forvette 35 maçta 10 gol bulan Vuninic, 27 maçta 6 golü olan Tevez ile 7 maçta 4 golü olan Quagliarella var. Henüz 4 maça çıkmış coach Conte takımın en yumuşak yanı.

Kopenhag: Takımın en tecrübeli ismi defansta 20 maça çıkmış 36 yaşındaki Mellberg. Kaleci Wiland 8 maça çıkmış. Forvet oyuncuları Braaten (12), Santin (6), Jorgensen (2), Pourie (0), Vetokele (0) toplam 20 maça çıkıp tek gol bulabilmişler. 14 maçta görev alan coach Solbakken en çekindiğim isim.
 
Galatasaray’da ise Muslera 10, Eboue 58, Sabri 16, Semih 10, Dany ve Chedjou ise 9’ar kez görev yaptılar. Ortada Sneijder 57, Hamit 36, Melo 21, Riera 20, Selçuk 10 kez görev yaptılar ve Melo ve Selçuk’un henüz golü yok! Forvette 79 maça çıkıp 40 gol atan 35 yaşındaki Drogba, 17 maça çıkıp 8 gol atan Burak, Amrabat 13, Umut 10 ile muhtemelen hayatının ilk Avrupa kupaları maçına ŞL ile başlayacak olan Bruma yer alacak. İmparatore ise 41. maçına çıkıyor, umarım 81’i de görürüz!