Adnan Polat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Adnan Polat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2014 Pazar

Yeni başkan Duygun Yarsuvat...


Galatasaray 35.Başkanı Duygun Yarsuvat oldu, kendisini ve ekibini tebrik eder, başarılar dileriz. Ayrıca Ali Dürüst'ten faydalanması kendisine artı puan getirecektir.

Yönetim Kurulu
Duygun Yarsuvat (Başkan)
Hamdi Yasaman (2.Başkan)
Dursun Özbek (Başkan Yardımcısı)
Abdürrahim Albayrak (Başkan Yardımcısı)
Mehmet Can Topsakal
Mehmet İpekdokuyan
Cem Kınay
İsmail Sarıkaya
Mete İkiz (Muhasip Üye)
Ahmet Tunç Akan
Ural Aküzüm
Ali Yüce
Arda Üçer
Ceyda Gürcan
Ebru Köksal (Genel Sekreter)
Murat Atay

Denetim Kurulu
Cengiz Ergani
Asena Yılmazkaya
Kerem S.Ergün

Denetim Kurulu Yedek Üyeler
Can Özatay
Cevat Genç
İlkan Koyuncu

Sicil Kurulu
Serdar Eder
Çetin Öztürk
Gürkan Eliçin
Giray Güngör
Mesut Karaarslan
Ali Tüzmen
A.Esat Tansev

Sicil Kurulu Yedek Üyeler
Deniz Gün Enön
Nihal Özfırat
Ö.Faruk Dak

Disiplin Kurulu
Oğuz Evrenos
Okan Tekinşen
Cemal Burnaz
Alparslan Karagülle
Celal Emon
Can Baydarol
Kunter Akyürek

Disiplin Kurulu Yedek Üyeler
Hakan Gençer
Derya Göbelek
Hamdi Barıştıran
Aytuğ Sakallıoğlu
Hakan Ünsaler

8 Ekim 2014 Çarşamba

Galatasaray 2014-15 Sezonu değerlendirmesi...


Biraz geç olsa da yeni sezon değerlendirmesini yapalım.

Tarihi 27 Mayıs'a geri saralım, Dünyanın En Değerli Kulüpleri Sıralamasında Galatasaray ülkemizde 1. Dünyada ise 17. Olmuştu, Türkiye’nin 2.si Fenerbahçe 34. Beşiktaş ise 43.sırada kendine yer buldu. Bu kıymet değerinin ve büyük farkın ortaya çıkışıyla başladı her şey. O tarihlerde futbolda şampiyon olamayacağımız belli olmuştu, basketbolda ise kurulu düzene çomak sokma hazırlığındaydık ve bence de doğrusunu yaptı Ünal Aysal. Ardından tüm siyasi, spor ve medya ele geçirdiği her fırsatta kulübün üzerine gitmeye başladı. Ünal Aysal elinden geldiğince dayanmaya çalıştı ama 2013 Haziran'daki seçimde ağır topları devre dışında bırakarak yönetimi zayıflattığı için maalesef kendinden başka direnecek yönetici kalmamıştı. Fatih Terim'in ayrılığı ve her daim eleştirilen TFF'nin yanında yer alması, basketbolda TBF'nin taraflı tutumunun kırılamaması, Roberto Mancini'nin son dakikada ayrılması, Cesare Prandelli'nin hafif geç gelişi, Goran Pandev ve Blerim Dzemaili'nin çok geç transfer edilmesi, Hayri Kozak öncülüğündeki kongre üyelerinin "küçük ama bizim olsun" tutkusu ile günümüze kadar geldik.

Şimdi seçime giriyoruz ve iki saygın ve büyük isim aday oldular. Zannımca Sayın Duygun Yarsuvat kazanacak. Diğer değerli aday Sayın Alp Yalman ise kadrosunu güçlü oluşturamadığı için demokrasiye katkı sağlamış olacak. Sayın Yalmaz göreve gelirse 3 yıl kalırım diyor. Sayın Yarsuvat ise mevcut teknik kadrolarla kulüpte pek fazla değişiklik yapmadan 2015 Mayıs'a kadar idare etmek ve o tarihte 3 yıllık yeni bir yönetimin başa gelmesini sağlamak. Peki hangisi daha makul? Yarsuvat’ın önerisi kabul görür çünkü bir çok isim “aday olacaktık ama süre yoktu” bahanesine sarılıyor. Sayın Yarsuvat “madem öyle alın size 7 ay süre” diyecek ve ortalıkta fink atanlara süre tanıyacak!  

Seçimin bir başka yönü de bir listede Ünal Aysal rüzgarı, diğer tarafında ise Adnan Polat esintisi var, yönetim kadrolarına bakıldığında net anlaşılıyor. Sayın Polat'ın desteklediği Sayın Yalman kazanırsa ibra edilmediği mali genel kurulun rövanşını alma imkanı doğacak. Sayın Aysal'ın desteklediği Sayın Yarsuvat kazanırsa iş dünyası tecrübesi olmadığından mali kriz yaşayacak ve desteğe ihtiyaç duyacaktır, yani yol yine Sayın Aysal'a çıkacaktır. Bu konuda yanılmayı umarım. 

Futbol, basketbol bayan ve erkek kadrolarımız oldukça iyi, voleybol orta sıraların adayı gözüküyor, diğer amatör sporlarda federasyonlara ve devşirme sporculara rağmen her daim iyiyiz. Yakın gelecekte sportif anlamda başarılı bir süreç yaşayacağımızı düşünüyorum, sadece yönetime gelecek kişiler gözlerini dört açsınlar ve mümkün olduğunca diğer Galatasaraylı abilerinden ve kardeşlerinden yardım istemekte tedirgin davranmasınlar. Çünkü sürekli açığımızı kollamaya, açığımız olmasa da açık yaratma peşinde olanlar var, örneğin seyircisiz oynama cezasının kalktığı sezon ligde seyircisiz oynamak veya Melo’da olduğu gibi Twitter'dan ceza almak gibi. 

Milli maç arasında yeni bir krize müsaade etmezsek, futbolda 18 Ekim ve 22 Ekim’de oynayacağımız 2 önemli mücadelede gereğini yaparsak başarılı bir sezona imza atabiliriz.

14 Temmuz 2011 Perşembe

Şike, Adnan Polat, blog...


Adnan Polat'ı sevdiğimi, icraatlarını beğendiğimi daha önce bir kaç kez belirtmiştim, bu fikrim hala değişmedi. Hala en kötü dönemde görev aldığını, sorumluluktan kaçmadığını düşünüyorum. Görev süresi boyunca takım ne kadar kötü sonuçlar alırsa alsın bizleri "şike" gibi sporun baş düşmanı ile tanıştırmadığı için ayrıca teşekkür ederim.

Bu "pislik" temizlenmeden, küçük-büyük ayrımı yapılmadan gerekli cezalar verilmeden yazmak içimden gelmiyor. Umarım süre kısa olur.

27 Mart 2011 Pazar

Adnan Polat'ın ardından...


Gördüğüm en önemli ve etkili Galatasaray'lılardan birisin. Bugün sana yapılanları kesinlikle haketmedin, en azından biçimi yanlış! Göreve gelirken rahmetli Canaydın gibi "10 yılda 7 şampiyonluk ve en az 1 Avrupa kupası" vaat etmedin. "Karanlıktayız, tünelin sonu görünmüyor, biraz zaman" dediğinde herkes şampiyonluk istedi. Sonra "karşıda ışık gözüküyor, ışık tünelin sonu mu yoksa üstümüze gelen tren mi, biraz zaman" dedin, tahammülsüzler artmaya başladı. Çalıştın(ız), çabaladın(ız) ve tünelin sonundaki gün ışığı gözüktü ama 15 Ocak'tan bu yana gaz verdiler ve Faruk Süren gibi sen de hak etmediğin bir zamanda ve biçimde gönderildin. Bırakın Galatasaray Lisesi mezununu ilkokul mezunu bile olamayacak bazı genel kurul üyelerinin dolduruşa getirilmesi, batıl inançlılar gibi sürekli itiraz ve sürü psikolojisi sonucu en az 3 yıl boyunca yönetimde yer alamayacaksın.

Hatasız olmanı kesinlikle beklemiyorum ama bugün aleyhinde el kaldıranlar somut hangi sebebe dayanarak aleyhte oy vermiştir? Rijkaard geldiğinde hepsinin ağzı açık kalmıştı! Elano transferi sabaha karşı web sitesinden duyurulduğunda hit rekoru kırıyordu! Meira - De Sanctis - Linderoth - Lincoln - Misimoviç - Nonda - Jo - Dos Santos - Keita vb. geldiklerinde (tam liste aşağıda, siz de inceleyin ve kalite/fayda denkleminde objektif kararınızı verin lütfen, o dönemin gerçeklerinde hangisini transfer etmezdiniz, ben sadece Okan Buruk diyebiliyorum!) belki de bir çoğu havalimanına karşılamaya gitmişlerdi. Kim önemli bir avrupa kupası öncesi defansta çok büyük bir sıkıntı varken Meira'yı satmak ister, deli olmak veya Fener'li olmak lazım? Kulüp ve nakit dengeleri açısından o kadar sıkışılmış ki bunu bile yapmak zorunda kaldın.

4 önemli görevi 1 dönemde becerdin, tüzük - riva - şirket birleşmesi - stadın sonuçlandırılması. Bunu bir başkası yapsaydı kulübün bahçesine büstünü dikerlerdi. Kıymetin anlaşılacak ama bakalım ne zaman!

Şimdi sıra "ağır abilerin" dudaklarının ucundaki sözcüklerde. Muhtemelen hayatında yeni bir heyecan yaşamak isteyen 70 yaşındaki "Ünal Aysal" başkan seçilecek, ekibini de merakla bekliyoruz.

Teşekkürler Adnan Polat, bugün (istemesem de) sen kaybettin, kazanan Galatasaray olur umarım...


2006 & 2007
Tolga Seyhan
Okan Buruk
Marcelo Carrusca
Mehmet Topal
Junichi Inamoto

2007& 2008:
Orkun Usak
Barış Özbek
Serkan Çalık
Servet Çetin
Volkan Yaman
Tobias Linderoth
Ahmed Barusso
Shabani Nonda
Hakan Balta
Ismael Bouzid (kiralık)
Emre Güngör
Cassio Lincoln

2008-09:
Morgan De Sanctis (kiralık)
Yaser Yıldız
Harry Kewell
Fernando Meira
Milan Baros
Alparslan Erdem
Emre Aşık
Serkan Kurtuluş

2009-10:
Leonardo Franco (kiralık)
Gökhan Zan
Mustafa Sarp
Abdul Kader Keita
Elano Blumer
Caner Erkin (kiralık)
Lucas Neill
Joao Alves (kiralık)
Giovani Dos Santos (kiralık)

2010&2011
Misimovic
Pino
Insua (kiralık)
Mehmet Batdal
Ali Turan
Serdar Özkan
Çağlar Birinci
Lorik Cana
Musa Çağıran
Kazım Kazım
Culio

15 Kasım 2010 Pazartesi

Caktık... Cektik...


Şu FB ne ballı takım, ne güzel bayram süresince takımdaki sorunları konuşacaktık, "Kocaman oyunu okuyamıyor, ne zaman istifa eder, Daum geri gelsin" diyecektik, "Caner iyi adam olsa biz alırdık" diyecektik, "Christian'la bu iş olmaz, Emre'siz orta saha çöküyor, gerekirse Valencia'dan Topal alınmalı" transferini önerecektik, Volkan'ın açıklamaları üzerine "takımda kimin sözü geçiyor, kaptanlar ne iş yapar" diye soracaktık, "genç Semih ilk 11 oynamaz" diyecektik, "Gökhan gitti mi dönmüyor, İngiliz kulüplerinin yeni gözdesi Okan Alkan niye oynamaz" diye soracaktık, yeni süperstar Chealsea'nin yıldızı bomba transfer Stoch "elde patladı" diye dalga geçecektik...caktık...cektik...

Son 2 senemizi zehir eden takımımız bu bayramı da bize zehir etti. Dün taraftar çıldırmış gibiydi, canı nereyi isterse bağırıyordu, aleyhte Polat - Sezgin - Ayhan - Servet - Ali Turan, lehte Keita - Hakan Şükür - Haldun Üstünel... Tekrar etmekte fayda var; başarısız sonuçlarda en az pay Adnan Polat'ın! Faruk Süren zamanında başlayan ve rahmetli Özhan Canaydın zamanında (Fatih Terim'in 2. dönemi) tavan yapan borçlar yüzünden başkan zaten zor günler geçiren Galatasaray'ı ancak bu kadar iyi yönetebilirdi. Yapılamayan tek şey yerli kadroyu yavaş yavaş güncellemekti. Ucuza alınan yerli oyuncular ve az paraya oynayan yerli oyuncuların bütününden ortaya çok çok kötü bir yerli kadrosu ortaya çıktı. Son 2 sezondur alınan yabancılar oldukça kaliteliydi ve iyi paralar harcandı. 08/09'da Anadolu yakası Güiza'ya 14M€ verirken Baros - Meira - Kewell - De Sanctis 10M€'ya mal oldu. Parasızlık o kadar had safhadaydı ki çok önemli Hamburg maçından evvel Meira satılmak zorunda kaldı. 09/10'da Anadolu yakası Topuz+2 brezilyalıya (Baroni- Andre Dos Santos) 21M€ öderken, BJK sadece Tabata'ya 8M€ öderken biz Elano - Keita - Franco - Neill için 16.04M€ ödedik. Fakat başta kaleciler olmak üzere olmadı, tutmadı, dün de çok güvendiğim Ufuk o golü yedi, iyi kaleci o golü yemez. Büyük takım kalecileri takım kötü giderken arada bir inanılmaz işler yapar, dün de Ufuk yapmalıydı ama yapamadı, yine olmadı, yine olmadı...

Maalesef daha önce yazmıştık, Barış Özbek - Gökhan Zan - Serdar Özkan - Mustafa Sarp - Ali Turan - Ayhan Akman - Servet Çetin kadro dışı bırakılmalı, bunlardan fayda gelmez dedik. Dün bu isimlere ilaveler oldu; mesela Harry Kewell gibi. Hagi yeni yapılanmayı bir an evvel başlatmalı. Kendi sahamızdaki Beşiktaş maçında bu futbolcularla alınacak bir mağlubiyette hırçın ASY seyircisi sahaya inmekten çekinmez ve bırakın GS tarihini Türk Futbol Tarihi'ne geçecek olaylar olabilir. Belki de alacağımız ceza yüzünden Arena hiç açılmadan yarım sezon kapanabilir! Bu yüzden Kayseri maçında ilk deneme yapılmalı ve ASY'e derbi kazanılarak veda edilmeli.

Devir sakin olma devri. Ağzımızı bozmayalım, sakin olalım. Hadi aslanım, koçum gibi gazla değil planla - programla davranalım. Bu seneyi kayıp görüp biraz da oynamayan ve A2'deki arkadaşlara bakalım. Şu anda sorumluluk vererek bazı genç oyuncularımızı büyütmeliyiz, Emre Çolak gibi, Aydın Yılmaz gibi, Musa Çağıran gibi, Mehmet Batdal gibi, Çağlar Birinci gibi, Anıl Dilaver gibi, Cumhur - Ahmet - Cem Sultan vb. gibi, seçin beğenin...

Bu arada Denizli maçında farklı oyuncuları sahada görmeyen Hagi'de ilk önemli hatasını yapmıştır.

8 Kasım 2010 Pazartesi

Adnan Polat'a açık mektup!


Trabzon'a yenilmek dünyanın sonu değil. Fakat bu oyuncularla ve bu karaktersizlikle yenilmek "Büyük Galatasaray"ın sonu! Sayın başkan; bu sayfaların yazarının sana güveni tam. Arada bir hata da yapsan resmin bütününde eşi bulunmaz iyi bir Galatasaraylısın. Bugüne kadar tünelin içi - ortası - sonu derken ortaya çıkarttığınız projelerle ve yeni stadın bitmesi ile yavaş yavaş ekonomik alanda düzlüğe çıkıyoruz. Senden 2 ricam var:
1-) Artık bonservisi elinde olan yerli oyuncu almaktan vazgeçelim. Makul ücretler ödeyerek transfer yapabiliyorsak ne ala, aksi halde gereken oyuncular inanıyorum ki A2'den çıkacaktır.
2-) Bir an önce Mustafa Sarp - Servet Çetin - Ayhan Akman - Ali Turan - Gökhan Zan - Barış Özbek isimli arkadaşlarla yollarımızı ayıralım. Bu arkadaşların çok emekleri geçmiştir, teşekkür edip devre arasında bonservislerini ellerine verelim ve önümüze bakalım yoksa sıradanlaşacağız! Sadece dünkü Trabzon maçında bile Ahmet Kesim - Cumhur Yılmaztürk - Cem Sultan bile en kötü bu kadar oynarlardı. Bu arkadaşların faydaları 1-2 maçta varsa 5-6 maç kötü oynuyorlar ama öyle böyle değil çok kötü oynuyorlar. Ayrıca ahlaki sorunlarını da hatırlarsak (Sarp'ın küfürü - Çetin'in Rijkaard aleyhindeki sözleri vb.) bize yakışmıyorlar.

Ayrıca bir öneri de Hagi'ye. Baros'un yokluğunda şu Mehmet Batdal'ı bir denesen nasıl olur? Ayrıca bu ruhsuzluklarıyla Elano yerine Aydın Yılmaz, Misimoviç yerine Emre Çolak oynarsa ve yenilirsen bizler razıyız. Yeter ki biraz mücadele edebilelim. Yenilirken bile ışığı görebilelim. Oynayarak yenilelim. Bir oyuncuda umut görelim, gelecek görelim. Maça giderken, TV karşısına geçerken heyecan duyabilelim. Umut besleyebilelim. Yoksa 11 haftada 5 mağlubiyet, eksi 1 averaj, Karpaty faciası derken eriyoruz, küçülüyoruz, bitiyoruz.

18 Ekim 2010 Pazartesi

Kadro Dışı!



Bugün kendi sahamızda aldığımız 4-2'lik Ankaragücü mağlubiyeti "Galatasaray Futbol Takımı Sistemi"ni sorgulamamız gerekir. Kulübün başkanı Adnan Polat yaklaşık 20 yıldan bu yana yöneticilik yapmış, görev aldığı sezonlarda taraftarın gönlünü kazanmış bir isimdir. Alp Yalman döneminde 1992-96 yıllarında "futbol şube sorumlusu" olarak başlayan yöneticilik deneyimi, ardından geçen 10 yıllık süreçte taraftarın "başkan olmasını istediği isimler" sıralamasında ilk sıraya oturmuş ve 2006 yılında kulübün kötü zamanında taraftarlar arasında yardım kampanyası düzenlemiş, ardından Özhan Canaydın başkanın davetini geri çevirmeyip, ateşten gömlek giyme pahasına 2. başkan olmuştur. Sonraki kongrede kulübe başkan seçilmiş ve bugüne kadar kronik sorunları (şirket birleşmesi, Ali Sami Yen - Florya - Mecidiyeköy üst haklarının kazanılması, kendinden önce başlayan yeni stadın başarılı şekilde inşaası, tüzük tadilatı, Riva'dan para kazanma aşamasına gelinmesi, gelir getirecek projelerin başlatılması vb.) bir bir çözmeye başlamıştır. Bu sürede futbol takımı başarısızdır. Çünkü yukarıda belirtilen sorunlar kulübe para kazandırmayıp sürekli para kaybetmesine yol açmış, maddi imkansızlıklar neticesinde yapılması gereken kaliteli transferler eksik kalmıştır. Unutmayınız ki Football Manager oynarken bile bütçenizin elverdiği ölçüde oyuncuları alabiliyorsunuz. İstenen skorları alamadığınızda da sürekli load-save yapıyorsunuz (en azından ben öyle yapıyorum). Adnan Polat kulüp başkanı olarak bugün başarısız değildir çünkü başkan sadece 90 dakikanın sonucuna göre değerlendirilmemeli tüm icraatlarına bakılmalıdır. Adnan Polat'ın tek hatası kendisi gibi bir Futbol Şube Sorumlusu bulamamasıdır.

Polat'ın göreve getirdiği Frank Rijkaard'ın futbolculuk dönemi dünyadaki bir çok insanı kıskandıracak seviyededir. Kulüp takımlarında defalarca Lig Şampiyonluğu - Şampiyon Kulüpler Kupası - Kıtalararası Süper Kupa - Kupa Galipleri Kupası kazanmış, milli takımda da Avrupa Şampiyonu madalyasını boynuna geçirmiştir. Futbolu bıraktıktan sonra önce yardımcı antrenör sonrasında ise dünyanın en büyük takımlarından Barcelona'nın başına geçmiş ve burada da teknik direktör olarak 2 kez İspanya Ligi'ni, 1 kez de Avrupa Şampiyonlar Ligini kazanmıştır. 2006 yılında ise UEFA Yılın Teknik Direktörü seçilmiştir. 2009 yılında da herkesin taktirini (ve kıskançlığını) kazanan bir kararla kulübümüzde göreve başlamıştır. (Barcelona'yı babamda şampiyon yapar diyenler; babanız önce o göreve gelsin sonra tekrar konuşalım). Rijkaard'ın yardımcılığını yapan Johan Neeskens ise futbolculuğu döneminde tam bir efsane olmuştur. 2004 yılında FIFA tarafından yayınlanan Dünyanın Yaşayan En İyi Futbolcuları Listesi'nde kendisine yer bulmuştur. Akabinde kariyerine yardımcı antrenör olarak devam etmiş ve bir çok başarıda imzası bulunmaktadır. Rikaard'ın ekibinde Albert Roca Pujol (6 yıl Barcelona) ve Carlos Cuadrat (ilk deneyimi) gibi profesyoneller bulunmaktadır. Altyapının başına getirlen Evert Jan Derks ise 1989 yılından bu yana profesyonel olarak görev yapıyor ve çok uzun süredir Futbol Akademisi Direktörlüğü yapıyor. Bu teknik kadronun herhangi birine "futboldan anlamıyor" demek ancak kendi futbol bilgisizliğini ortaya koyar. Yönetimin teknik kadrodaki tek hatası Türk yardımcı antrenör atamamasıdır.

Gelelim bugünkü gibi sonuçları alıp bizi kahreden zincirin son halkasına; futbolculara. Kulübün içinde bulunduğu maddi sıkıntılar nedeniyle bonservisi elinde olan oyunculara yönelmesi makul karşılanabilir. Fakat bu sistem kulübümüze büyük zararlar vermiştir. Son zamanlarda yapılan transferlerin neredeyse tamamı (Harry Kewell ve henüz sakatlıklardan dolayı oynayamayan Mehmet Batdal hariç) kısa süreli parlamalar dışında son derece başarısız olmuştur. Barış Özbek - Leo Franco - Gökhan Zan - Serdar Özkan - Mustafa Sarp - Ali Turan bugün bu noktada olmamıza en büyük sebeplerdir. Bu kişilere ilaveten Servet Çetin - Ayhan Akman gibi kapasitesi Galatasaray için yeterli olmayan futbolcuları ilave ettiğinizde ortaya kaosa yakın bir sonuç çıkıyor. Her kriz bir fırsattır. Kısa vadede benim önerim uzun zamandır tel tel dökülen ve dökülmeye devam edecek olan Barış Özbek - Gökhan Zan - Serdar Özkan - Mustafa Sarp - Ali Turan - Ayhan Akman - Servet Çetin arkadaşlarımızı kadro dışı bırakmak ve ara transfer döneminde kendileriyle yollarımızı ayırmaktır. Önümüzdeki ilk maça eldeki isimlerle devam etmek, sakatlık - cezalı - formsuzluk durumlarında ise kadroyu A2 Takımı'ndan takviye etmektir. Unutulmamalı ki A2 takımında da sol bek, stoper, sağ açık, forvet var ve inanıyorum ki ihtiyaç olduğunda en kötü bu arkadaşlar kadar oynarlar. (Bu arada bizde dahil olmak üzere tüm kulüplerimiz A2 Takımlarını Federasyonun geç açıklamasından dolayı yanlış kullanıyorlar. Bu sene itibarı ile yaş sınırlaması kalkmış olup 2 yabancı oynatmak mümkün, yani o hafta A Takımı'na alamadığın tüm oyuncuları formda kalması için A2 Takımı'nda oynatabilirsiniz).

Bu gece itibarı ile ortalık Adnan Polat istifa! Frank Rijkaard istifa! sesleriyle inliyor. Sanırsınız ki Adnan Polat Galatasaray'ı sizden daha az seviyor. Sanırsınız ki bugün Rijkaard'ı gönderip yerine gelenle (bu kadroyla) şampiyon olacağız. Bize sahada ruhunu ortaya koyacak, tekmeye kafa uzatacak, dışarda taraftar var mı diye sormayacak, yenilse de "aslanlar gibi" oynayacak futbolcular lazım.

Haydi Polat ve Rijkaard, başladığınız işi bitirin!