Didier Drogba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Didier Drogba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2015 Cumartesi

Barcelona - Juventus finali...


Cüneyt Çakır sayesinde peşinen kazanan biziz, umarım bariz bir hata yapmaz ve bir takımın / ülkenin ömür boyu nefretini çekmez.

Şike sonrası toparlanan Juventus'u bırakın finali yarı finalde bile bekleyen yoktu ama 2011'de stadını yaptıktan sonra hem ülkede üst üste şampiyonluklar aldı hem de bu sene Avrupa'da zirveye çıkmayı başardı.

Bir dönem Michael Laudrup, Edgar Davids, Lilian Thuram, Gianluca Zambrotta gibi isimleri İtalya'dan koparmayı başaran Barça maçın ağır basanı, bu sezon CL'de gol atmadıkları maç yok, taraftarları bu akşam hangi oyuncunun kaç gol atacağını hesaplamaya başlamıştır! Juve cephesinde ise ağır basan duygunun "finale kadar bir şekilde geldik, tecrübeli oyuncularla sonuca gidebiliriz, yeter ki yediğimizden fazlasını atabilelim" olduğunu sanıyorum!

CL'de aralarında 6 maç yapmışlar, her sonuç 2'şer kez gerçekleşmiş, 2 kez Barcelona, 1 kez Juventus turlamış ama bu akşamın rövanşı yok!

Benim gönlümden Didier Drogba ve Wesley Sneijder ile geçen sezon elediğimiz Juve geçiyor, Andrea Pirlo, Gianluigi Buffon, Patrice Evra ve Andrea Barzagli belki de son kez önemli maça çıkacaklarının bilincindedir. Deplasmanlarda gol atmakta zorlanıyorlar, bu yüzden taraftarlarına ciddi görev düşüyor. Paul Pogba'nın varlığını büyük şans ama Giorgio Chiellini'nin olmayışını ciddi eksik olarak görüyorum.

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Taraftarı çözmek...

Bazen yönetimler bilinçli olarak taraftara oynarlar, kimi zaman kendi taraftarlarına kimi zaman ise rakip taraftarlara; aşağıda bu konuda güzel 2 örnek var, zamanında ikisine de tebessüm etmiştim ama ciddiye alan büyük bir çoğunluğu da görmüştüm...



Dün kimlere dilenirken bugün Sneijder ve Drogba parçalı fotoğrafları ortalıkta cirit atıyor, nereden nereye...

15 Temmuz 2014 Salı

Roberto Mancini...


Dünya Kupası bittiğine göre güncel konulara dalabiliriz, ilk olarak Roberto Mancini.

Fatih Terim ayrıldığında Ünal Aysal yerini çok hızlı bir biçimde doldurmalıydı ve boştaki teknik direktörler hızlıca tarandı, nihayetinde tartışılmayacak bir isim bulundu, daha önce Fiorentina'da yaşandığı gibi; Mancini. Gerçekten hem futbolculuk hem de hocalık kariyeri hiç kimsenin tartışamayacak düzeyde olması Terimizm sonrasının az sarsıntı ile geçirilmesi manasına geliyordu ve kulübü zorda bırakabilecek bir kontratla göreve başlıyordu; 3 yıl için toplam 12,5M€.

Kadroda yer alan Drogba ve Sneijder gibi uluslararası isimlerle güzel bir ritm yakaladı ve Juventus grup eleme maçıyla başlayan Türkiye macerası Türkiye Kupası kazanımı ile son buldu. Belki şampiyon yapamadı ama Fenerbahçe'nin şike yaptığı için aldığı "avrupa kupaları cezası" sürdüğünden kıymetli bir 2.likle sezonu noktaladı. Her maçta farklı 11 dizilişi nedeniyle yıpratılmaya çalışıldı ve kısmen başarılı olundu ama kimse sebebini sormadı çünkü amaç başkaydı!

Görev yaptığı dönemin bütününü incelediğimizde bazı hataları olduğunu söylemek mümkün. Mesela saha içine taktiği kağıtla yollaması, devre arasında sanki sonraki sezonda kalacakmış gibi delice transfer yaptırması, deplasmanlara çözüm bulamaması, yerli oyuncularla yakınlaşamaması vs.

Olumlu yönleri bence daha fazla, tek örnek bence önemli, evimizdeki Chelsea maçının 2.yarısı. Buradaki oyunu sadece hocaya bağlamak doğru değil, topçularında büyük isteği var ama düzey olarak bize çok yakışmıştı!

Para peşinde koşmadan, tazminatı ağzına almayan bir yaklaşımla bizden ayrılması son iyi notu olarak akıllara kazındı. Bundan sonra yollarımız kesişir mi, belki bizden almak istediği futbolcu olursa Semih Kaya gibi evet, bunun dışında zor.

20 Mayıs 2014 Salı

Galatasaray 2013-2014 sezon değerlendirmesi...


Galatasaray transfere şampiyon kadroda yer alan Umut Bulut ve Felipe Melo’nun bonservislerinin alınması ile başladı ve hemen ardından Chedjou, Erman Kılıç ile Bruma transferleri geldi. Gönderilenler arasında Elmander, Amrabat, Colin Kazım, Erman Kılıç, Furkan Özçal, Engin Baytar, Çağlar Birinci, Dany, Yiğit Gökoğlan vb. önemli isimleri sayabiliriz. Lige iyi bir başlangıç yaptığımızı düşünsek de evimizde aldığımız 6-1’lik Real Madrid mağlubiyeti zaten 2 sezondur varolan Ünal Aysal – Fatih Terim gerginliğinin zirveye çıkmasına sebep oldu. O dönemde milli takımın kötü gitmesi ve ciddi bir arayışa girmeleri sebebiyle ve siyasi yönetimin toplumu “futbol” üzerinden oyalama düşüncesi bir anda Yıldırım Demirören – Fatih Terim ikilisini imza masasına oturttu. Bu süreçte Aysal’ın gönderme şekli, Terim’in yüzüne bile bakmaz dediğimiz Demirören’le samimi görüntüleri herkesi rahatsız etti. Fakat bir gerçek vardı ki o dönemde dillere pelesenk oldu: Aslolan Galatasaraydır!
Aslolan Galatasaray olsaydı ne Aysal Terim’i gönderirdi, ne de Terim yarı zamanlı milli takım görüşmeleri yapıp sonunda kesin imza atardı. Bir kez daha görüldü ki aslolan kibirdi, yoksa Galatasaray bu sezon güle oynaya şampiyon olur, 4.yıldızı takar (ne önemi varsa), şampiyonlar ligine kendi hakkı ile gider ve belki de rakibinde olası bir yönetim değişikliği yarası açardı.

30 Eylül 2013 tarihinde göreve Roberto Mancini başladı. Taffarel yerini korurken Hasan Şaş ve Ümit Davala’nın yerine Tugay Kerimoğlu, Attilio Lombardo, Fausto Salsano ve Ivan Carminati yeni antrenörlerimiz oldular. Bu esnada yerel lig ve Avrupa devam ederken Mancini hem ülkeyi, hem insanımızı, hem oynanan futbolu hem de kulübü ve profesyonellerini tanımaya çalışıyordu. Ve en ciddi rakibimiz gerek şampiyonluğu çok istemeleri gerekse hakemlerin kendilerini 11’e 11 oynatma ısrarı ve uzatmalarda süre sınırı olmaksızın mucizevi son dakika golleri ile puan farkını açmaya başladılar. Devre arasına 8 puan geride girdiğimizde Mancini “üstüme gelmeyin, bu takımı ben kurmadım” dedi. Aysal’ın yaklaşımı ise olması gerektiği gibiydi; “ne istersen yapabilirsin”. Bu vesileyle benim son yıllarda gördüğüm en büyük devre arası transfer harekatı başladı; Alex Telles, İzet Hayroviç, Salih Dursun, Koray Günter, Lucas Ontivero, Oğuzhan Kayar, Veysel Sarı, Umut Gündoğan, Guillermo Burdisso bir anda futbolcumuz oluverdiler, Albert Riera ise gidenler kervanına katılıverdi.
Doğal olarak bu kadar fazla futbolcunun gelmesi karmaşaya yol açtı. Ben bile idmandaki resimlere bakarken birçok kez tanıyamadığım yüzlere rastladım. Gelenlerin içinde Salih Dursun, İzet Hayroviç ve Umut Gündoğan hemen şans buldular ama kullanamadılar, Alex Telles ise bence harika maçlar çıkardı ve devre arası transferinin yıldızı oldu. Sonradan şans bulmaya başlayan Veysel Sarı önümüzdeki sezona umutla göz kırptı. Koray, Ontivero, Oğuzhan, Burdisso (kiralık) sanırım ilk kamptan sonra ayrılmaya başlarlar.

23.hafta çıktığımız Rize deplasmanı dönüm maçımızdı ve son dakikalarda yediğimiz penaltı golü şampiyonluğu bırakmamıza sebep oldu. Üst üste gelen başarısız sonuçlar büyük bir krize yol açacakken ligi 2.sırada bitirip 13.kez şampiyonlar ligi biletini direk almamız ve kazanılan Türkiye Kupası Aysal – Mancini ortaklığının sürmesine sebep olacaktır.
Sonuç olarak bence kayıp bir sezon geçirmedik. Yaşanan onca olaylardan ciddi bir tecrübe edindik. Ülkenin efsane hocası takımdan ayrılınca ve sezon öncesi Ali Dürüst – Abdürrahim Albayrak devre dışı bırakılınca dahi geldiğimiz noktanın çok kötü olmadığı ortaya çıktı. Her şeyin başı para; şampiyonlar ligine gidildiği ve Drogba – Sneijder vb. dünya çapında oyuncular geldiği sürede yani Deloitte sıralamasında ilk 20’de yer almaya devam edersek takıma ilgi hiçbir zaman düşmez. Selçuk İnan ve Felipe Melo’nun performansları biraz daha maç skoruna yönelik olabilseydi bu aralar 20.şampiyonluğu kutluyorduk. Önümüzdeki sezonu başka bir yazıda değerlendiririz.

8 Mayıs 2014 Perşembe

Kupa Canavarı!...


Türkiye Kupası'nda finale kaldığı her 4 maçın 3'ünü kazanan bir takım var karşımızda, müzemize bir kupa daha getirdikleri için teşekkürler. Fakat içimizi ferahlatan bir oyun oynanmadı, defans yapmaya çalıştık, idare ettik diyebiliriz çünkü rakibin golcü sorunu barizdi. Yedekte bekleyen Umut Eskişehirspor'da olsaydı maçı kaybedebilirdik fakat tek ayaklı finalde sonuca bakmak geçer akçedir.

 

Didier Drogba'yı dünya gözüyle görebilen Konya halkı şanslı olduklarını düşünebilirler.


Felipe Melo'nun varlığı takımı çok rahatlatıyor. Seremonide Yıldırım Demirören'in elini sıkmaması ince bir mesaj niteliğindeydi ve bence hakkı vardı!


Çok güzel pankart, 34.dakikada neredeyse stadı yakmaları hoştu!

SEZON
Takım
Takım
İlk Maç (veya Final)
İkinci maç
2013 - 2014
Galatasaray
Eskişehirspor
1-0
 
2004 - 2005
Galatasaray
Fenerbahçe
5-1
 
1999 - 2000
Galatasaray
Antalyaspor
5-3
 
1998 - 1999
Galatasaray
Beşiktaş
0-0
2-0
1997 - 1998
Beşiktaş
Galatasaray
1-1
1-1 (5-3 Pen.)
1995 - 1996
Galatasaray
Fenerbahçe
1-0
1-1
1994 - 1995
Trabzonspor
Galatasaray
3-2
1-0
1993 - 1994
Beşiktaş
Galatasaray
0-0
3-2
1992 - 1993
Galatasaray
Beşiktaş
1-0
2-2
1990 - 1991
Galatasaray
Ankaragücü
3-1
 
1984 - 1985
Galatasaray
Trabzonspor
2-1
0-0
1981 - 1982
Galatasaray
Ankaragücü
3-0
1-2
1979 - 1980
Altay
Galatasaray
1-0
1-1
1975 - 1976
Galatasaray
Trabzonspor
0-1
1-0 (5-4 Pen.)
1972 - 1973
Galatasaray
Ankaragücü
3-1
1-1
1968 - 1969
Göztepe
Galatasaray
1-0
1-1
1965 - 1966
Galatasaray
Beşiktaş
1-0
 
1964 - 1965
Galatasaray
Fenerbahçe
0-0
1-0
1963 - 1964
Galatasaray
Altay
0-0 / (Hükmen)
 
1962 - 1963
Galatasaray
Fenerbahçe
2-1
2-1



 Umarım bir daha bu kadar ara vermeyiz...

18 Mart 2014 Salı

Yıldız futbolcunun yansıması; Didier Drogba...


Sadece bir golcü veya sporcu değil, aynı zamanda bir elçi aldığımızı biliyordum. İşte bunun olumlu yansımaları, Chelsea - Galatasaray maçına istinaden 18 Mart 2014 tarihli avrupa gazeteleri, milyon dolar verseniz yapamayacağınız reklam, tekrar bravo Ünal Aysal ve yönetimi.


Daily Mail; ortalama tiraj 1.850.000


Daily Telegraph; ortalama tiraj 550.000


Daily Ekspress; ortalama tiraj 530.000


The Times; ortalama tiraj 400.000


L'equipe; ortalama tiraj 320.000


Independent; ortalama tiraj 75.000

Ayrıca web sitelerini ilave ederseniz ortaya çok daha büyük bir PR çıkıyor, eminim bizim tanıtım ajansımız bu kadarını 1 yılda tek başına yapamaz!

24 Aralık 2013 Salı

Galatasaray - Juventus maçı üzerine...


Yine olaylı bir Juventus maçını daha geride bıraktık. Olayın kaynağı bu kez doğadan geldi, hava tahmincileri maç esnasında yağış bekleselerde bu denli yağacağını hiç kimse kestirememişti. Seyircinin büyük desteği ile normal zamanda başlayan maç dakikalar 32'yi gösterdiğinde hakem Pedro Proenca haklı olarak maçı durdurdu. Ben dahil herkes çizgilere kömür ve kırmızı top ile devam edileceğini düşünürken ertelenme kararı şaşırttı çünkü daha önce hiç bir Şampiyonlar Ligi maçı yarıda kalmamıştı! Kısa bir süre sonra ertesi gün önce 14'e akabinde 15'e ertelendiği açıklandı. Bu esnada aklımıza seyirci - bilet sorusu geldi, kurallar neydi, yeniden satış mümkün müydü, atılan - yırtılan biletler ne olacaktı, gündüz oynanırsa okul - işyeri izinleri nasıl mümkün olacaktı vb. Bu endişelerle umutlar ertesi güne bırakıldı.



 Ertesi gün hava yine soğuktu, bu yüzden ortalama 20.000 civarında seyircinin geleceği tahmin ediliyordu. Maç saatine doğru kısa süreli yağan kar yürekleri ağızlara getirse de korkulan olmadı. Günün en şaşırtan kısmı tribünlere gelen yaklaşık 40.000 civarındaki seyirciydi ve hiç susmayıp o inanmışlıkla takımlarını desteklediler. Sahayı temizleme esnasında traktörün girmesi çok eleştirilse de hatta İtalyan basını maçtan sonra bu konulara yüklense de yapacak fazla bir şey yoktu, eldeki imkan böyleydi.



Maçı yorumlamak pek kolay değil, Drogba, Sneijder, Muslera gibi yabancı yıldızlara eşlik eden Selçuk, Burak vb. Türk yıldızlarla bezeli Galatasaray Mancini önderliğinde akılcı bir taktik uygulayarak ve zaman zaman oyunu kontrol ederek, dakikalar 85'i gösterdiğinde görmeden sadece hissiyatıyla kaleye yuvarlayan Sneijder'in golüyle maçı kazandık. Böylelikle bizi son 16 takım arasına taşıyacak puana ulaştık.



Bu esnada yönetim çatı ve zemin ısıtması konusunda yoğun şekilde eleştirildi. Çatı konusunda dönemin başkanı Adnan Polat ve ekibi işi daha fazla uzatmamak için üstlenerek sonraya bırakmışlardı. Ama ortaya çıkan maliyet (12.000.000 € olduğu söyleniyor) mevcut yönetimin elini kolunu bağlıyor. Ayrıca sanırım maç oynanırken UEFA stadın üstünün kapalı olmasına izin vermiyor. Zemin ısıtma konusunda ise büyük haksızlık yapılıyor çünkü sistem hava sıcaklığı 10 derece ve altına indiğinde otomatik olarak devreye giriyor. O gecenin şanssızlığı çok yoğun bir yağışın gelmiş olması. Tabii burada "ertesi gün neden ısıtıcılar manuel açılıp biriken kar eritilmedi" sorusu geliyor ki bunu bende merak ediyorum!



Sonuç olarak Real Madrid ve Juventus'un bulunduğu gruptan çıkmak her babayiğidin harcı değil. Başta taraftarlar olmak üzere tüm camiayı tebrik ediyor, bu başarının alışkanlık haline dönüşmesini diliyorum.

27 Kasım 2013 Çarşamba

Avrupa Kupalarında 252. karşılaşma...


Real Madrid ile son derece ilginç maçlar oynuyoruz. Düne kadar galibiyet sayısında üstündük, maçlarımızda beraberlik olmadı, hiç kazanamadıkları Süper Kupa finalinde Mario Jardel'in golleriyle kupaya uzanmıştık. Geçen sezon bir diğer efsanevi golcü Drogba'nın attığı harika gol uzun süre unutulmayacak cinsten. Eski başkanları Santiago Bernabeu Yeste'nin ismini verdiği Estadio Santiago Bernabeu'da maça çıkmak başlı başına bir gurur iken puan çıkarmak da bir o kadar zor. 96 G - 65 B - 90 M - 354 A - 361 Y istatistiği olan takımımız umarız bu sezon 100 galibiyete ulaşır ve bu akşam Real Madrid deplasmanında kazanan ilk Türk takımı olur.

Bu golün başrolündeki Raphael Varane ömrünün sonuna kadar Drogba'yı unutamaz...


25 Ekim 2013 Cuma

FC Kopenhag maçı hakkında...


Maçtan sonraki gün gazeteler başlıklarında abartma yarışına girmişlerdi bile; kükredi, zafer, aslan pençesi, dev adım, destan, şov... Bu kadar abartmaya gerek olduğunu hiç sanmıyorum, hatta gereksiz bir havaya sokma göstergesi olarak görüyorum. Halbuki avrupa kulüpler sıralamasında, kıymet değerlemesinde ve bireysel yetenek konusunda bizden daha aşağıdaki bir takımı yendik, üstelik kendi sahamızda!

Maça geçersek ilk yarıda sıkı bir Galatasaray gördük, tabanca gibiydik. Özellikle Melo ile gelen golün dakikası müthişti, sonrasında 2 ustadan kendilerine yakışan vuruş geldi ve rahatladık. Oyuncu değişiklikerini daha erken beklemiştim ama Mancini biraz daha bir arada oynatmak istedi muhtemelen.

Bence Drogba ve Melo maçın yıldızlarıydı. İlki ne yaşına ne de kariyerine bakmadan, sanki Bruma'nın yerindeymişcesine mücadeleciydi. Diğeri ise bence takımın belkemiği, O'nu ayrı bir yazıda uzun uzun yazmak istiyorum...

Son olarak talihsiz 6-1'lik Real Madrid maçına atıfta bulunmak istiyorum. Aynı kulvardaki 2 maç arasında sonuç ancak bu kadar talihsizce farklı olabilir. RM maçını tekrar izleyelim ve sadece Melo'nun 2 pozisyonunun golle sonuçlandığını varsayalım; inanın bugün aynı teknik kadroyla ve bambaşka konulardan bahsediyor olurduk. İşte o zaman o maçtan sonra yazının girişindeki kelimeler yetersiz bile kalırdı!

24 Eylül 2013 Salı

Beşiktaş:1 Galatasaray:2


Beşiktaş tribünleri kendi arasındaki meseleyi hallederken olan Galatasaray'a, Felipe Melo'ya, övgüler dizilecek Didier Drogba'ya, maçı iyi yöneten Fırat Aydınus'a ve imparator Fatih Terim'e oldu! Geçen sene polis arabalarının yakılmasına ne ceza verildiğini hatırladıktan sonra bunun da üstü örtülür! Hep söylüyorum, şikecilerin cezalarını geciktirdikçe yani küme düşürmedikçe bu olaylar sona ermez!

10 Haziran 2013 Pazartesi

19.Şampiyonluğun kadrosu…


2 yıldır süregelen kadro yapılanmasının zor kısmı sezonun başıydı. Çünkü bir önceki sezonda yapılan tüm transferlerin neredeyse tamamının faydalı olması üzerine yöneticiler ve teknik heyet aynı istikrarı göstermek zorundaydı. Müthiş isimler alındı, sırasıyla Dany, Umut, Amrabat, Hamit, Burak, Melo, Cris, Furkan kadroya dahil oldu. Son 2 isim hariç diğerleri genelde faydalı oldu, hatta bazıları dönem dönem süper performans gösterdi. Özellikle Umut sezon başında kazanılan Süper Kupa’da harika oynamıştı. Ardından lige müthiş başladı, ilk yarıda kazanılan puanların çoğunda O’nun imzası vardı. Melo kötü başladı ama ben takıma ilk O’nu yazarım! Elazığ maçında kaleye geçip penaltı kurtarması uzun yıllar unutulmaz, hırs küpü ve takımı / seyirciyi ateşliyor, hemen satın almalı! Hamit zaten istikrar abidesi ve takım için çok faydalı bir oyuncu. Bazen ritmini yakalayamadı ama 13-14 sezonunda çok daha iyi olacaktır. Burak kötü başlasa da süper bitirdi. Hele avrupada fırtına gibi esti. Fakat ben O’nun yerinde olsam bu yaz transfer olmayı düşünmezdim, en az 1 sene daha benzer başarı gösterip direk elit takımlardan birine giderdim. Dany Ujfalusi’nin yanına alınmıştı yerine değil, Semih’le benzer özellikleri olduğu için bazen sırıttılar, özellikle İstanbul’daki Schalke maçında. Ama genelinde iyi iş çıkarttığını söylemek mümkün. Amrabat tutmadı, bu sene de tutmazsa devre arası gidebilir, Cris zaten emekli pozisyonundaydı, Furkan ise daha çok genç ama Fatih Hoca’nın gözüne giremedi gibi.

No
Futbolcu
Pozisyon
Maç
İlk 11
Dakika
Attığı
Yediği
A. Penaltı
K. Penaltı
Sarı kart
Kırmızı kart

25
Muslera
Kaleci
43
43
3.858
0
47
0/0
1/2
3
1

67
Eray
Kaleci
2
0
17
0
1
0/0
0/0
0
0

86
Ufuk
Kaleci
3
3
264
0
4
0/0
0/1
0
0

5
Gökhan
Defans
15
12
1.135
0
0
0/0
0/0
3
1

13
Dany
Defans
33
33
2.910
0
0
0/0
0/0
7
1

22
Hakan
Defans
16
14
1.267
1
0
0/0
0/0
6
0

26
Semih
Defans
35
33
3.004
0
0
0/0
0/0
5
0

27
Eboue
Defans
38
35
3.085
1
0
0/0
0/0
1
0

30
Ujfalusi
Defans
2
2
180
0
0
0/0
0/0
0
0

33
Çağlar
Defans
3
2
198
0
0
0/0
0/0
1
0

4
Hamit
Orta Saha
39
39
2.866
1
0
0/0
0/0
8
0

7
Aydın
Orta Saha
22
4
865
2
0
0/0
0/0
1
0

8
Selçuk
Orta Saha
41
41
3.682
6
0
1/1
0/0
10
0

10
Melo
Orta Saha
35
33
2.758
1
0
1/2
1/1
9
2

11
Riera
Orta Saha
35
31
2.856
2
0
0/0
0/0
7
0

14
Sneijder
Orta Saha
16
14
1.003
4
0
0/0
0/0
2
0

23
Furkan Özçal
Orta Saha
1
0
27
0
0
0/0
0/0
0
0

35
Yekta
Orta Saha
21
12
1.090
1
0
0/0
0/0
2
0

50
Engin
Orta Saha
10
4
478
0
0
0/0
0/0
1
0

52
Emre Çolak
Orta Saha
32
19
1.765
2
0
0/0
0/0
2
0

53
Amrabat
Orta Saha
42
17
1.978
1
0
0/0
0/0
9
0

55
Sabri
Orta Saha
22
11
1.190
0
0
0/0
0/0
2
1

9
Elmander
Forvet
24
16
1.189
5
0
0/0
0/0
2
0

12
Drogba
Forvet
17
15
1.374
6
0
0/1
0/0
4
0

17
Burak
Forvet
39
35
3.176
32
0
1/1
0/0
5
0

19
Umut
Forvet
37
22
1.867
13
0
0/0
0/0
1
1

3
Cris
Ayrılmış
12
11
992
1
0
0/0
0/0
3
0

6
Ceyhun
Ayrılmış
3
2
169
1
0
0/0
0/0
0
0
90
Sercan
Ayrılmış
5
3
192
2
0
0/0
0/0
0
0

Geçen yıldan kalanlara bakarsak Muslera 2 yıldır gönlümüz rahat maç seyretmemize sebep oluyor, gerçekten şu ana kadar gelenlerin belki de en iyisi, aman Taffarel duymasın J Selçuk harika bir oyuncu, özel seyircisi oluşmaya başladı, hele Sneijder geldikten sonra sola kayıp harikalar yaratması bence kariyerinin dönüm noktasıdır. Bu özelliği ile avrupaya göz kırpmıştır! Eboue geçen sezona göre düşüşteydi, iyi olduğu zaman özellikle ofansta çok iyi işler yapıyor, Real Madrid’e attığı gol şahaneydi! Semih kişilik özelliği ile defansın bel kemiği oldu, efsanelerimiz arasına girebilir! Riera hem bizi hem kendini şaşırttı ama yine de 13-14 sezonun için gerçek bir sol bek bulmak gerekir. Elmander geçen sene yoklar arasındaydı, hele devre arasında gelen Drogba’dan sonra forma giymesi çok zorlaştı. Yabancı kontenjanı sebebiyle bence yazın gidecektir ama takımı için oynayan oyuncu için örnektir. Emre Çolak ve Aydın şanslarını çok iyi kullanamadılar, henüz gönderilmezler ama kendilerne dikkat etmeleri lazım, yoksa son kontratları olabilir. Sabri, Yekta, Hakan Balta ve Gökhan Zan görev üstlendikleri dönemde iyi işler çıkardılar. Özellikle Yekta yaşı nedeniyle biraz daha öne fırlamalı. Engin, Sercan, Ceyhun bu kadroda zor yer bulurlar, iyi denemeydi deyip ayrılacaklardır.

Gelelim devre arasındaki 2 transfere; önce Wesley Sneijder, ardından Didier Drogba! Kim ne derse desin Türkiye’de aynı transfer döneminde alınmış en büyük transferler! Tarihte hiç kimse bu kariyerde oyuncu alamazken bizim 2 tane birden almamız olağanüstü bir iştir. Büyük düşünen Ünal Aysal’ı ve korkusuzca riske girip transferlere onay veren Fatih Terim’e tebrikler. Sneijder hazır gelmedi, 16 maçta oynadı, hayal kırıklığı yaşadığımız maçları da oldu ama tek top ve topsuz oyunda bir dünya markası olduğunu defalarca gösterdi. Seneye çok ama çok daha fizikli olup yanındakilerle daha çok anlaşırsa özlediği günlere geri döner! Ve Drogba, kara kıtanın yaşayan efsanesi, Afrika’da tüm zamanların en iyi ve flaş oyuncusu! Attığı her adım avrupada özellikle İngiltere’de takip edilen oyuncu adeta her maçında profesyonellik ve oyunculuk eğitimi verdi. Real Madrid maçında attığı gol kliplere girecektir. Umarım futbolculuğu bıraktıktan sonra bizimle olmaya devam eder.
 
13/14 sezonunda ne olur bilinmez, kimse kahin değil. Ama bu kadronun üzerine monte edilecek 3-4 isim ve geçen sene fizik kondisyonu sorunlu olan Hamit, Sneijder, Melo gibi oyuncuların ilk günden itibaren performans vermesi ile Galatasaray ülkede her kupanın en büyük adayıdır. Aslında UEFA kupasına katılsak orada da en büyük 2-3 adaydan biri oluruz ama iş şampiyonlar ligine gelince iş değişiyor. Çünkü bizde 2 tane kalburüstü oyuncu varken yaklaşık 10 takımda 6-7 tane bu evsafta oyuncu var. CL’de başarı için şanslı kura, adil hakem ve üstün performans gerekir, sonrasını İmparator çözer!