Maradona etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Maradona etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2014 Perşembe

Dünya Kupası Brezilya 2014 finali...


Almanya ve Arjantin; turnuva öncesi sorsalar finalde en çok görmeyi istediğim bu 2 takımı söylerdim. Almanya futbol gelenekleri olan sadece futbol değil özellikle sanayi alanında örnek alınacak bir ülke. Doğarken disiplin hormonları diğer ırklara göre kesin daha fazla depolanmış olarak dünyaya geliyorlar. Şu takımda 1 tane süperstar bulamazsınız ya da hepsi neredeyse süperstar. Tek bir tane varyete, bel kıran çalım, bilinçsiz - şişirme uzun top göremezsiniz, makine düzeninde işleyen taktik anlayışları, yardımlaşma ve en uygun şut imkanı bulana kadar paslaşma. Son bölümü özellikle 7-1'lik efsane Brezilya maçında çok gördük. Ne hedefi olan Klose ne de diğerleri "aman golü ben atıp kahraman olayım" düşüncesinde değillerdi. İlaveten fazlasıyla milliyetçi olmaları, üstün Alman ırkı düşünceleri sürekli ispat peşinde koşmalarına vesile oluyorlar. Bayern Münih ve Dortmund etkisiyle beraber bu noktada olmaları hiç şaşırtıcı değil. Ayrıca taraftarın ligdeki bitmez tükenmez desteği futbollarının hep üst seviyede kalmasına vesile oluyor.

Arjantin tercihim ise tamamen duygusal. İzlediğim en büyük futbol kahramanı olan Diego Armando Maradona'nın etkisi çok büyük. Aynı takımda yer alan Claudio Caniggia'yı da ilave etmek isterim, üstteki fotoğraf ise ne kadar iyi anlaştıklarına bir kanıt :) Arjantin bu turnuvada iyi top oynamadı, Bosna-Hersek, İran ve Nijerya zaten dişlerine göreydi ve hepsini ancak tek farkla kazanabildi, sonrasındaki İsviçre ve Belçika örneklerinde olduğu gibi. Yazarken daha iyi anlaşılıyor henüz üst sınıf bir takımla maç yapmadılar dünkü Hollanda haricinde. Düne gelene kadar finalin Almanya - Hollanda olması gerekirdi fakat Hollanda bir türlü balı bulamadı, bazen arı gibi çalışmak yetmiyor, bir tane generale de ihtiyaç duyuluyor!

Finali Almanların alacağını düşünüyorum hele 7-1'den sonra vermeleri çok yazık olur. Ama Gana ve Cezayir maçlarını hatırlayanlar Messi ve iyileşmesi muhtemel Di Maria'lı Arjantin'in de şansının olduğunu kabul etmeme sebep oluyor. Sonuç ne olursa olsun benim için mutlu son olacak...

3 Haziran 2014 Salı

Dünya Kupası Brezilya 2014...



Dünyanın en önemli futbol organizasyonu Dünya Kupasıdır, bu yıl 20. kez düzenlenecek ve Brezilya ev sahipliği yapacak. 4 yılda bir tekrarlanır ve bugüne kadar en başarılı ülkeler sırasıyla (bence) Almanya, Brezilya ve İtalya, hayal kırıklığı ise İngiltere, İspanya ve Sovyetler Birliği (şimdiki Rusya)’dir.
Organizasyonu FIFA düzenler ve başında yılların eskitemediği Joseph Sepp Blatter bulunmaktadır. Yazının görseline kendisini özellikle koydum çünkü birçok devlet adamından daha büyük güce ve popülariteye sahiptir, kura çekiminde görüleceğe üzere!... (Neyse ki dayanılmaz FIFA marşını kendisinden önceki Joao Havalange besteletmiştir http://www.youtube.com/watch?v=R9I7bn1b4oc). Bu aralar başı Katar2020 yüzünden ağrımakta ve belki de çıkış yolunu organizasyonu başka bir ülkeye vererek bulmaya çalışacaktır.

Dünya Kupası konusunda birçok istatistik bulmak mümkün, ilk olarak en çok katılan ve kazanandan başlayabiliriz. Zirvede herkesin her dönem hayranlıkla izlediği Brezilya (19 katılım – 10 yarıfinal) var. Dünya futboluna sürekli yeni kahramanlar üretip sundular, tarihleri sürekli başarı ve rekorlarla dolu, 5 kez zirveye çıkmaları üstün ve fark yaratan yetenekleri. Ama bence en başarılı ülke Almanya (17 katılım – 12 yarıfinal), 3 kez kazandılar ve makine düzenindeki kusursuz futbolları zevk veriyor, alt turlarda elendikleri pek görülmemiştir. İtalya (17 katılım – 8 yarıfinal) ise 2006 sürprizini saymazsak eskide kalan ünlerinin kaymağını yiyorlar.
Arjantin (15 katılım – 4 yarıfinal) en başarısız ülke konumunda, Lionel Messi etrafında toplanırlarsa yine final yapabilirler. İspanya (13 katılım – 2 yarıfinal) müthiş Barcelona futbolunu nihayet kupayla taçlandırabildi ama öncesi hayal kırıklığı. Her zaman kupayı kazanabilecek kadroları olan İngiltere (13 katılım – 2 yarıfinal) sürekli elenerek sürpriz yapmakta. Efsanevi Dinamo Kiev döneminde kupayı kazanmayı başaramayan Sovyetler Birliği (Rusya) (9 katılım – 1 yarıfinal) kupa genelinde en baştaki başarısız ülkeler. Türkiye (2 katılım – 1 yarıfinal) ise 12 yıl önce Şenol Güneş ile yakaladığı başarının altında ezilmekte, bırakın dereceye girmeyi katılmayı bile beceremiyoruz. Hollanda  (9 katılım – 4 yarıfinal) ise şanssız finallerin takımı, 3 kez finalde, 1 kez 3.’lük maçında yüzleri gülemedi.

Oyunculara gelecek olursak gol kralından başlayabiliriz, zirvede 15 golle Brezilyalı gerçek Ronaldo bulunuyor, takipçileri 2 Alman; Gerd Müller ve bu kupanın aday kadrosunda bulunan Miroslav Klose. Klose 2 gol daha atabilirse rekoru tek başına alacak ve yakın zamanda bu sayıya ulaşacak aday göremiyorum. Dünya Kupalarının en büyük balonu olarak gördüğüm Oleg Salenko’dan bahsetmeden geçemeyeceğim. 6-1’lik Kamerun maçında attığı 5 golle rekor kırdı ve 94’ün gol kralı oldu ve bu büyük yeteneği! o dönem fırtına gibi esen Cem Uzan’ın İstanbulsporu keşfedip transfer etti, sonuç tabii ki hüsran.
Dünya Kupasının efsane kadrosunu oluşturmak, üzerinde çok konuşulan konuların başında gelmekte. Nitekim bu çağrılara kayıtsız kalamayan FIFA 1994 yılında 4-3-3 düzeneğinde kendi listesini açıkladı:

Kaleci: Lev Yaşin – Sovyetler Birliği
Defans: Paul Breitner - Almanya
Defans: Franz Beckenbauer - Batı Almanya
Defans: Booby Moore – İngiltere
Defans: Djalma Santos - Brezilya
Orta saha: Johan Cruyff - Hollanda
Orta saha: Michel Platini - Fransa
Orta saha: Bobby Charlton - İngiltere
Forvet: Garrincha - Brezilya
Forvet: Ferenc Puskas - Macaristan
Forvet: Pele – Brezilya
Fakat yukarıdaki kadro halk tarafından pek benimsenmedi; Puskas, Garrincha, Charlton, Moore kendi dönemlerinde çok popüler olsalar da 2002 Dünya Kupası sonrası yapılan oylamada yakın tarihten yeni isimler kadroya girebildi ve şu ana kadar en iyi kadronun 3-4-3 düzenindeki aşağıdaki olduğu söylenir:
Kaleci: Lev Yaşin – Sovyetler Birliği
Defans: Paolo Maldini - İtalya
Defans: Franz Beckenbauer - Batı Almanya
Defans: Roberto Carlos - Brezilya
Orta saha: Zinedine Zidane - Fransa
Orta saha: Michel Platini - Fransa
Orta saha: Roberto Baggio – İtalya
Orta saha: Diego Maradona - Arjantin
Forvet: Romario - Brezilya
Forvet: Johan Cruyff - Hollanda
Forvet: Pele – Brezilya
Eusebio, Boniek, Hugo Sanchez, Paolo Rossi, Henry, Stoickov, Kempes, Müller vb. isimlerin neden olmadığı sorgulanabilir. Ortak isimler hemen göze çarpıyor; Yashin, Beckenbauer, Platini, Cruyff ve Pele. Bence en iyi 5’li budur deyip kapayalım yoksa bu işin sonu gelmez.

27 Mayıs 2014 Salı

İtalya 2013-2104 sezon değerlendirmesi...




Juventus belki tarihinin en rahat şampiyonluğuna ulaştı. Gerek rakiplerin kendilerini zorlayamaması gerekse sonuca gitmekte zorlanmayan futbolu ile üst üste 3.kez ipi en önde göğüsledi. Sezon başında Tevez ve Ogbonna’ya (sürpriz!) 15’er milyon € veren, Matri’yi ise 11 milyon €’ya Milan’a gönderen Juventus şikeli yılların acısını çıkartırcasına 102 puanla rekor kırmayı başardı. Fakat aynı başarıyı Avrupa kupalarında yaşayamadı. Bizler çok mutlu olsak da CL’de kendinden daha alt sırada yer alan Galatasaray’ın ardında kalarak Avrupa ligine gitti. Burada herkesin kupayı alır dediği takım yarı finalde Benfica’ya elendi. Bu arada imkanım olsaydı Tevez’e sormak isterdim; Juventus ile şampiyon olmak yerine İngiltere’de kalıp Manchester City ile şampiyon olmayı tercih eder miydi?

Ligi 2. bitirip CL biletini kapan Roma transferde hareketli günler yaşadı ve Marquinhos ile Lamela’dan sıkı bir parayı cebine koymayı başardı. Özellikle son 3 sezonda en iyi derecesinin 6.lık olduğunu düşünürsek 2.olup CL gruplarına kalmaları çok iyi.

Cavani’yi müthiş paraya PSG’ye satan Napoli benim bu sezon favorimdi. Özellikle Real Madrid’den gelen üçlünün (Higuain – Albiol – Callejon) uyumu ve Martens, Gökhan İnler ve Hamsik, Pandev, Behrami ile ligi domine ederler gözüyle bakıyordum ama olmadı, İtalya Kupası ile teselli buldular. Bence 3.olmaları ve CL ön elemeye kalmaları önemli. Bu arada ne zaman Napoli dense aklıma Maradona geliyor, resmen takımı sıfırdan aldı ve devlerin arasından sıyrılıp 2 kez İtalya Şampiyonu yaptı, güzel günlerdi…

20 Kasım 2010 Cumartesi

Sana tapıyorum!...

 
Dünkü Real Madrid idmanından kareler... Bir tarafta bizim izleyebildiğimiz en büyük yetenek; Maradona... Bir tarafta aldığı her takımı zirveye ulaştıran Mourinho... Mourinho'da bizim gibi düşünüyor olsa gerek ki şu sözlerle onore etmiş D10'u: Sen benim 1 numaramsın ve sana tapıyorum!...