Fatih Terim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fatih Terim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2020 Pazartesi

22. Şampiyonluğun Kısa Hikayesi...


Geç oldu ama kayıtlarda bulunsun. Bizim için çok anlamlı bir günde oynadık Başakşehir maçını, 19 Mayıs 2019 ve şampiyonluğumuzu ilan ettik, bizden mutlusu olamazdı o gün.


Atatürk ve Galatasaray yan yana geldiğinde olmaz diye bir şey yoktur, o günde öyleydi, maçın 10.dakikasında Elia'nın ortasına kafa vuran Bajiç ile mağlup duruma düşmüştük, ilk yarı çok da iyi oynamamıştık. Fakat 2.devre Fatihin Aslanları akın akın rakip kaleye gitmeye başladı. Hele Feghouli'nin şapka çıkarılacak golü tarihe geçmişti bile. Sonra Belhanda attı ama ofsayt sebebiyle sayılmadı, Onyekuru attı ama yine ofsayt sebebiyle sayılmadı. Ardından Onyekuru bir kez daha attı ve artık öne geçmiştik. Kalan dakikaları oynamayı bilen takım şampiyon olmayı başardı. 30 golle bir sezonda en çok gol atan yabancı oyuncu olan Diagne gol kralı oldu. Ayrıca U14, U17, U19 ve U21'de de şampiyon olup geleceği garanti altına almaya çalıştı.

 

Sezon sonunda çıkan çift emojili #FenerAğlama t-shirt'ü oldukça sevildi.

Kutlamalarda Hasan Şaş'ın "sen bu işin sonunu düşünmedin mi?" şarkısı Khalkedon'a gönderme olarak düşünülürken Fatih Terim sahneye çıktığında ortalık bayram alanına döndü, görülmeye değerdi.

23 Mayıs 2019 Perşembe

Türkiye Kupası Galatasarayın...



Değişen fikstürü ile bir kupa geride kaldı. Karaman Belediye adına Hakan Bahran’ın ilk golü attığı organizasyona toplam 166 takım katıldı. İlk turlar alt liglerden ilginç isimli takımların katılımı ile tek maçlı eleminasyon sistemine göre oynandı. Kollanan büyüklerin beşinci turdan itibaren katılması ile ilgi artmaya başladı. Beşiktaş geçen yıldan cezalı olduğu için katılmadı. Ligde şampiyonluk peşinde koştuğu için özellikle Hatay deplasmanına garip kadro ile çıkan Başakşehir’in 1 tur geçip son 16’da 2.lig ekibine elenmesi, yepyeni yönetim ve kadroyla kupa kovalayan Fenerbahçe’nin de 1 tur geçip son 16’da 2.lig ekibine elenmesi ile çeyrek final ilk maçlarına çıkıldı.

Trabzonspor – Ümraniye: 0-0
Yeni Malatya – Göztepe: 1-0
Galatasaray – Hatayspor: 2-0
Akhisar Belediye – Kasımpaşa: 3-1

Özellikle Ümraniye’nin Trabzon deplasmanından golsüz beraberlik çıkarması en büyük sürpriz oldu, kupa takımı Akhisar evinde iyi sonuç elde ederek 2.maçlara çıkıldı.



Ümraniye - Trabzonspor: 3-1
Göztepe - Yeni Malatya: 3-5 (p)
Hatayspor - Galatasaray: 4-2
Kasımpaşa - Akhisar Belediye: 1-2

Göztepe’nin 1-0 kazanması ile uzatmadan da sonuç çıkmayınca penaltılarla Yeni Malatya turu geçti. Akhisar deplasmanda da kazandı. Ümraniye FB’den sonra Trabzonspor’u da geçmeyi bildi. Laubali kadrosuyla deplasmanda Hatayspor’a 4-2 mağlup olan GS turu averajla geçebildi.



Galatasaray – Yeni Malatya: 0-0
Ümraniye – Akhisar Belediye: 0-1

Ligdeki sıkışık fikstüre denk gelen maçta tam kadro ile çıkılması, golsüz berabere kalınması ve Luyindama’nın kırmızı kart görmesi herkesi rövanş için endişelendirdi. Ümraniye deplasmanından galibiyet çıkaran Akhisar avantajı ele geçirdi.



Yeni Malatya - Galatasaray: 2-5
Akhisar Belediye - Ümraniye: 1-0

Marcao’nun sakatlanıp çıktığı maçı güzel oyun ve farklı kazanan GS güven verdi, tabii maçın başında bulunan gol büyük fark yarattı. Akhisar yine tek farklı kazanıp kendini finale attı.



Akhisar Belediye – Galatasaray: 1-3



15 Mayıs Çarşamba günü Sivas’ta oynanan maçın ilk yarısı antrenman ayarında geçti. Nihayet 2.yarıda Akhisar Elvis Manu’nun klasikleştirdiği GS golü ile öne geçti ve sonrasında sarı kırmızılılar hareketlenmeye başladı. 80’de Sinan Gümüş ile penaltıdan beraberliği sağladıktan sonra 88’de Feghouli ve 90+4’te Diagne ile kupaya uzandı.



23.finalinde 18.kez kupayı kazanmak rüya gibi, Fatih Terim'in hatırlattığı tezahürat ile bitirelim: Kupalara Layıksın Sen Şanlı Galatasaray

19 Eylül 2018 Çarşamba

“Hayalim dünya kadar büyük”


Taraftar çok formda ve hatırı sayılı performans gösterdi, Fatih Terim maç öncesi ne düşündüyse uygulayabildi, futbolcular seviyenin karşılığını verdi, Lokomotif Moskova ürkekliği atınca tehlikeli oldu, hesaba 2.7M€ geldi, bilet ve GSStore geliri 10MTL ile kasa rahatladı.


Dün gecenin kısa bir özetini bu şekilde yapsak yanlış olmaz. Kısa bir aradan sonra Avrupa arenasında boy göstermeyi herkes özlemiş. Taraftar zaman zaman izleyiciye dönüşse de görevini net şekilde yapmıştır. 43.542 kayıtlı seyirci sayısını artık 50.000 sınırına çekmeliyiz, bence hala beleş giriş yapanlar var gibi!


Fatih Terim ve Hasan Şaş - Ümit Davala - Levent Şahin üçlüsünden oluşan kenar yönetim maç öncesi ne düşündüyse (20-50 arası hariç) çıktığını düşünüyorum. "Hayalim dünya kadar büyük" diyen İmparator için ustalık döneminden bir kesit izledik diyebiliriz. Sadece satışı için vitrinde kalması gereken Younes Belhanda'nın oyunda bu kadar kalması hataydı ama sebebi gerçekçiydi.


Gary Rodrigues dün gecenin baş kahramanlarından biriydi, içeri kat ederek yaptığı vuruş kendi stilinin parçası olma yolunda. Ryan Donk hocanın ellerinde bambaşka kimliklere bürünüyor, dün gece stoper görevi biçilmişti. Fernando Muslera artık rakiplerimizi kıskandıracak seviyeye ulaştı. Serdar Aziz bölgesinde son sözü söyleyendi. Eren Derdiyok o 24 metreyi sanırım hiç unutmayacak, bizler de. Martin Linnes ete bürünmüş robot gibi, programcısını hiç yanıltmıyor. Birisi rakipte büyük miktarda "çiğ et" stoğu olduğunu söylemiş Badou Ndiaye'ye, deli gibi saldırıyordu. Fernando Reges kalitesini sahaya yansıtabildi ama sarı kartından hoşlanmadım. Emre Akbaba biraz heyecanlı ve güçsüz olsa da gollerin tamamında vardı ve ancak faulle durdurabildiler. Yuto Nagatomo böyle devam ederse bir kaç Japon daha transfer ederiz gibi duruyor.


Tarihimizin en net sonuçlarından birini aldık. İddianın devamı için 3 Ekim Çarşamba gecesi Porto maçına şimdiden hazırlanmalıyız; yürüyedur.




5 Haziran 2018 Salı

Burada kalmıştık...



En fazla şampiyonluk yaşayan takım konumundaki Galatasaray 21. kez mutlu sona ulaştı ve arkadakilerle farkı biraz daha açtı. Hiç kuşkusuz ligin en iyi top oynayan ve en heyecan verici takımı oldular. Lige Dursun Özbek başkanlığında ve Igor Tudor yönetiminde fırtına gibi giriş yapan ardından önce Fatih Terim ve Mustafa Cengiz ile son bulan değişim takıma olumlu katkı yaptı ve sürpriz yaşanmadı.

Fatih Terim evine geri döndüğünde sonradan Türkiye’nin en çok etkileşim yapan tweet’ini gönderdiğini öğrenecektik. Her yaptığı olay olan ülkenin en iyi teknik adamının bu yönüyle de tarihe geçmesi enteresan oldu.


Futbolcuların Aslantepe’de farklı oynadıkları kesin, deplasmanda ise heyecanı sağlamaya çalışan görevliler sayesinde üst üste gelen mağlubiyetler güvensizlik yarattı ama son haftalarda hataya mahal vermediler. Bafetimbi Gomis attığı 29 golle hem gol kralı hem en fazla gol atan yabancı futbolcu hem de en fazla kral çıkartan kulüp Galatasaray oldu, bir futbolcu ligi ancak bu kadar domine edebilirdi! Fernando Muslera teknik heyet değişikliğinden sonra Taffarel ile çalışmaya başladı ve başarıda önemli pay sahibi oldu. Garry Rodrigues bir açıldı pir açıldı, geçen seneki Bruma’yı neredeyse aratmadı ve benzer bir transfer yapmasına kesin gözüyle bakıyorum. Sinan Gümüş şapkadan çıkarttığı 2 mucize golle hepimizle tekrar barıştı. Sofiane Feghouli ilk maçında attığı olağanüstü golle şampiyonluğun habercisi gibiydi. Younes Belhanda Sneijder sonrası geldiği için işi çok zordu, gösterişsiz oynadı ama bence faydalıydı. Maicon Rogue ligi başladığı gibi bitiremedi ama ilk yarıda yaptığı katkı çok iyiydi. Serdar Aziz şampiyonlukta gizli kahraman olarak gözüktü. Takımda en beğendiğim isim Fernando Reges ise kendine yakıştırılan “general” lakabının karşılığını çok iyi verdi, ben bu topraklarda bu kadar iyisini görmedim! Mariano Filho belki bizleri en rahatlatan oyuncu oldu, yıllarca servet döktüğümüz bölgeye yaptığı katkı ve formu ile Martin Linnes’i hep hazır tutması harika sonuç verdi. Ryan Donk kulüpte görevinin top oynamak olduğunu hatırladı ve biraz olsun borcunu ödedi. Jason Denayer bana göre son haftalarda en iyi formunu sergiledi, bunun üzerine çıkacağını sanmam! Yuto Nagatomo ise kısa sürede büyük işlere imza attı ve herkesi kendisine hayran bıraktı.  Tolga Ciğerci, Selçuk İnan, Eren Derdiyok, Yasin Öztekin, Ahmet Çalık ara ara yaptıkları katkılar ile 21’de söz sahibi oldular.


Hakemler diğer zirve takımlarının puanlarına katkı yaparken bizim iç sahada tulum çıkartmamıza maalesef müsaade etmediler. Özellikle deplasman maçlarında yaşadığımız sorunların baş aktörleri oldular.

Son söz büyük taraftara! Ultraslan’ı eleştirdiğim günler oldu ama bu sene yaptıkları açıklamalar ve verdikleri destekle kulübe resmen el koydular, kupanın bir kulpu futbolcular ve teknik heyette ise diğer kulp kesinlikle taraftarda idi. Gerek ortalama seyirci sayısında (40.778) gerekse kombine satışında (28.896) zirveyi bırakmadılar.


Seneye yine evimizdeyiz yani Şampiyonlar Ligi, bütçe kısıtlaması ile işimiz zor ama umutsuz yaşanmıyor!

5 Eylül 2016 Pazartesi

2016 Avrupa Futbol Şampiyonası ardından...


1992 Danimarka, 2004 Yunanistan sonrası yine sürpriz bir şampiyon çıktı bence; Portekiz ve Cristiano Ronaldo harika bir çıkardılar ve ilk şampiyonluklarını kazandılar, kıta ise 10.şampiyonunu çıkardı. Portekiz diğer iki ülkeye göre daha hazırdı şampiyonluğa, 1984 – 2000 – 2012 yıllarında yarı final, ev sahibi oldukları 2004’te ise finalde kaybetmişlerdi. Bu arada Ronaldo tüm zamanların gol krallığında 9 gollü Platini’ye ortak olmayı başardı.

Rusya gruptan çıkamadan, İngiltere, İspanya çeyrek finale kalamadan elendiler, İtalya çeyrek finalde, Almanya yarı finalde turnuvayı tamamladılar. Portekiz’in yanı sıra en popüler ülke gerek mücadeleci oyunları gerekse taraftarların balina sesi tezahüratı ile İzlanda oldu. Çeyrek finalde elenen Polonya’yı  da başarılı ülkeler arasına yazmak gayet mümkün olur.

İz bırakan oyuncular grubuna Ronaldo, Bale, Griezmann, Giroud, Payet, Nani, Quaresma, Pogba, Bjarnason yazabilirken hayal kırıklığına ise Müller, Gignac, Mesut, Kevin de Bruyne, Fabregas, Götze yazmak isterim.

En büyük hayal kırıklığı ise Emre Mor haricindeki Türk Milli Takımı oldu benim için. Balık baştan kokar, imparator Fatih Terim’den başlayabiliriz, bu kadar yetenekli ve tecrübeli oyuncu grubunu idare edememesi bana tuhaf geldi, ya yaşlanıyor ya da elemanlar fena azmışlar! Bence en büyük hatası Mehmet Topal’ı stoperde oynatması, buranın bolca adayı (Yalçın Ayhan Ömer Toprak Ersan Gülüm - Egemen Korkmaz Uğur Demir Emre Taşdemir) varken orta sahada Selçuk’la eşleştirmen gereken oyuncudan da bir anlamda vazgeçmiş oldun, bir sonraki turnuvaya hazır olacak Ozan’ı da bir anlamda yıprattın. Prim mevzusuna hiç girmeyeceğim, 2010 yılında basketbolculara verilen 28.000.000 TL hala muamma iken 6 yıl sonra benzer bir olayın yaşanmasına şaşırmadım. Beni asıl ilgilendiren oyuncu grubunun buraya gelirken son 5 maçta yaşadığı ve yaşattığı mücadeleyi turnuva boyunca sergileyememesidir. Arda sadece ülkemizin değil Avrupa’nın sayılı oyuncularındandır, keza Burak-Selçuk-Gökhan-Caner boş adam değillerdir ama kendilerini sahada tanımakta çok zorlandık. Birinin transferi diğerinin eşi öbürünün primi berikinin liderlik derdi derken 3 maç çabucak geçiverdi, ilk elenen 6 ülkenin içinde bulduk kendimizi. İlk maç zaten belirleyici olacaktı ama ne yalan söyleyeyim Hırvatistan karşısında beraberlik umudumu taşıyordum, İspanya’dan puan almamız zordu ve Arda’nın hatırına kısa kestiler, Çek Cumhuriyeti bizden çektiğini sanırım kimseden çekmedi, son 4 resmi maçın 3’ünü biz aldık. Tek rengimiz Emre Mor oldu, değil bizim takımda turnuvada Modric sonrası mutluluk veren isimdi kendisi, umarım üzerine koyarak devam eder.

Avrupa’da 12., dünyada ise 19.sıradayız, daha geriye gitmeden her yıl 1’er basamak ilerlemeyi hedeflersek bence daha mutlu günlerimiz olabilir.

31 Ağustos 2015 Pazartesi

Yabancı futbolcu kuralı...


1981-82 sezonundan itibaren takımlar kadrolarında yabancı oyuncu bulundurmaya başladılar, o zamanlar sayı 2 iken günümüzde 14'e kadar yükseldi. Son yıllarda sık sık tartışmalar yaşandı ve garip formüller üretildi. 6+2+2 veya 5+0+3 gibi zorlama çözümlerle bugünlere gelindi, bir ara sınırsız imza imkanı olsa da bu sezon itibarı ile Fatih Terim önderliğinde sayı 14'e kadar çıkartıldı ve ilk 11'in tamamı artık yabancı oyunculardan oluşabilecek!

SEZON KADRO İLK 18 İLK 11
1981-82 2 2 2
1982-83 2 2 2
1983-84 2 2 2
1984-85 2 2 2
1985-86 2 2 2
1986-87 2 2 2
1987-88 2 2 2
1988-89 2 2 2
1989-90 2 2 2
1990-91 2 2 2
1991-92 5 3 3
1992-93 3 3 3
1993-94 3 3 3
1994-95 3 3 3
1995-96 3 3 3
1996-97 4 4 3
1997-98 4 4 4
1998-99 5 5 5
1999-00 6 6 5
2000-01 6 6 5
2001-02 6 6 5
2002-03 6 6 5
2003-04 6 6 5
2004-05 6 6 5
2005-06 6 6 6
2006-07 6 6 6
2007-08 10 8 6
2008-09 10 8 6
2009-10 8 8 6
2010-11 10 8 6
2011-12 sınırsız 8 6
2012-13 sınırsız 8 6
2013-14 10 6 6
2014-15 8 8 5
2015-16 14 11 11
2016-17 ? ? ?

Bence bu konuda iyi bir planlama yapılmadı, kademeli geçiş olması gerekirken birden bire ciddi bir sayıya çıkartıldı. En çok büyük kulüplere yaradığı ortada, daha önce 3 büyüklerin aynı sezonda Lucas Podolski, Mario Gomez, Luis Nani, Robin van Persie transferi yapacaklarını söyleselerdi bıyık altından gülerdim ama artık mümkün. Uzun vadede ülke futboluna yarar mı, sanmam! Mesela İlhan Cavcav henüz tam anlamıyla istila etmediğimiz Kuzey Avrupa, Güney Amerika ve Afrika ülkelerinden 14 sıkı ve genç transfer etse yerlilere ne kadar yer kalacak? Cavcav yine parlattıklarını 3 büyüklere satarak kasasını doldurur ama fazla oynayamayan Türk futbolcusu milli takımda nasıl bir başarı gösterecek göreceğiz!

ÜLKE KADRO İLK 11 ŞART
ALMANYA sınırsız sınırsız 8 altyapı, 12 Alman oyuncu
AVUSTURYA sınırsız sınırsız 10 Avusturyalı
BELÇİKA sınırsız sınırsız 6 altyapı
FRANSA AB + 4 4 -
HOLLANDA sınırsız sınırsız -
İNGİLTERE sınırsız sınırsız milli maçlarda oynama oranı
İSPANYA AB + 3 AB + 3 -
İSVİÇRE AB + 5 AB + 5 -
İTALYA AB + 5 AB + 5 -
PORTEKİZ sınırsız sınırsız -
RUSYA sınırsız 7 -
UKRAYNA sınırsız 7 -
YUNANİSTAN AB + 5 AB + 5 -

Yabancı ülkelerde de değişik uygulamalar var. Özellikle Avrupa'da AB üyeliği ciddi bir kıstas. Ben en çok İngiltere'nin modelini beğeniyorum, FIFA sıralamasında:

1-10 sırada yer alan ülkelerin son 1 yıldaki maçlarında %30 oynama
11-20 sırada yer alan ülkelerin son 1 yıldaki maçlarında %45 oynama
21-30 sırada yer alan ülkelerin son 1 yıldaki maçlarında %60 oynama
31-50 sırada yer alan ülkelerin son 1 yıldaki maçlarında %75 oynama şartı var. Bildiğim kadarıyla Arda Turan Türkiye 56.sırada yer aldığından çalışma izni alamayacaktı, belki özel izin imkanı vardır!

Kısacası yabancı sınırının genişlemesi olumlu ama plan dahilinde yapılmaması olumsuz durumdur.

15 Temmuz 2014 Salı

Roberto Mancini...


Dünya Kupası bittiğine göre güncel konulara dalabiliriz, ilk olarak Roberto Mancini.

Fatih Terim ayrıldığında Ünal Aysal yerini çok hızlı bir biçimde doldurmalıydı ve boştaki teknik direktörler hızlıca tarandı, nihayetinde tartışılmayacak bir isim bulundu, daha önce Fiorentina'da yaşandığı gibi; Mancini. Gerçekten hem futbolculuk hem de hocalık kariyeri hiç kimsenin tartışamayacak düzeyde olması Terimizm sonrasının az sarsıntı ile geçirilmesi manasına geliyordu ve kulübü zorda bırakabilecek bir kontratla göreve başlıyordu; 3 yıl için toplam 12,5M€.

Kadroda yer alan Drogba ve Sneijder gibi uluslararası isimlerle güzel bir ritm yakaladı ve Juventus grup eleme maçıyla başlayan Türkiye macerası Türkiye Kupası kazanımı ile son buldu. Belki şampiyon yapamadı ama Fenerbahçe'nin şike yaptığı için aldığı "avrupa kupaları cezası" sürdüğünden kıymetli bir 2.likle sezonu noktaladı. Her maçta farklı 11 dizilişi nedeniyle yıpratılmaya çalışıldı ve kısmen başarılı olundu ama kimse sebebini sormadı çünkü amaç başkaydı!

Görev yaptığı dönemin bütününü incelediğimizde bazı hataları olduğunu söylemek mümkün. Mesela saha içine taktiği kağıtla yollaması, devre arasında sanki sonraki sezonda kalacakmış gibi delice transfer yaptırması, deplasmanlara çözüm bulamaması, yerli oyuncularla yakınlaşamaması vs.

Olumlu yönleri bence daha fazla, tek örnek bence önemli, evimizdeki Chelsea maçının 2.yarısı. Buradaki oyunu sadece hocaya bağlamak doğru değil, topçularında büyük isteği var ama düzey olarak bize çok yakışmıştı!

Para peşinde koşmadan, tazminatı ağzına almayan bir yaklaşımla bizden ayrılması son iyi notu olarak akıllara kazındı. Bundan sonra yollarımız kesişir mi, belki bizden almak istediği futbolcu olursa Semih Kaya gibi evet, bunun dışında zor.

20 Mayıs 2014 Salı

Galatasaray 2013-2014 sezon değerlendirmesi...


Galatasaray transfere şampiyon kadroda yer alan Umut Bulut ve Felipe Melo’nun bonservislerinin alınması ile başladı ve hemen ardından Chedjou, Erman Kılıç ile Bruma transferleri geldi. Gönderilenler arasında Elmander, Amrabat, Colin Kazım, Erman Kılıç, Furkan Özçal, Engin Baytar, Çağlar Birinci, Dany, Yiğit Gökoğlan vb. önemli isimleri sayabiliriz. Lige iyi bir başlangıç yaptığımızı düşünsek de evimizde aldığımız 6-1’lik Real Madrid mağlubiyeti zaten 2 sezondur varolan Ünal Aysal – Fatih Terim gerginliğinin zirveye çıkmasına sebep oldu. O dönemde milli takımın kötü gitmesi ve ciddi bir arayışa girmeleri sebebiyle ve siyasi yönetimin toplumu “futbol” üzerinden oyalama düşüncesi bir anda Yıldırım Demirören – Fatih Terim ikilisini imza masasına oturttu. Bu süreçte Aysal’ın gönderme şekli, Terim’in yüzüne bile bakmaz dediğimiz Demirören’le samimi görüntüleri herkesi rahatsız etti. Fakat bir gerçek vardı ki o dönemde dillere pelesenk oldu: Aslolan Galatasaraydır!
Aslolan Galatasaray olsaydı ne Aysal Terim’i gönderirdi, ne de Terim yarı zamanlı milli takım görüşmeleri yapıp sonunda kesin imza atardı. Bir kez daha görüldü ki aslolan kibirdi, yoksa Galatasaray bu sezon güle oynaya şampiyon olur, 4.yıldızı takar (ne önemi varsa), şampiyonlar ligine kendi hakkı ile gider ve belki de rakibinde olası bir yönetim değişikliği yarası açardı.

30 Eylül 2013 tarihinde göreve Roberto Mancini başladı. Taffarel yerini korurken Hasan Şaş ve Ümit Davala’nın yerine Tugay Kerimoğlu, Attilio Lombardo, Fausto Salsano ve Ivan Carminati yeni antrenörlerimiz oldular. Bu esnada yerel lig ve Avrupa devam ederken Mancini hem ülkeyi, hem insanımızı, hem oynanan futbolu hem de kulübü ve profesyonellerini tanımaya çalışıyordu. Ve en ciddi rakibimiz gerek şampiyonluğu çok istemeleri gerekse hakemlerin kendilerini 11’e 11 oynatma ısrarı ve uzatmalarda süre sınırı olmaksızın mucizevi son dakika golleri ile puan farkını açmaya başladılar. Devre arasına 8 puan geride girdiğimizde Mancini “üstüme gelmeyin, bu takımı ben kurmadım” dedi. Aysal’ın yaklaşımı ise olması gerektiği gibiydi; “ne istersen yapabilirsin”. Bu vesileyle benim son yıllarda gördüğüm en büyük devre arası transfer harekatı başladı; Alex Telles, İzet Hayroviç, Salih Dursun, Koray Günter, Lucas Ontivero, Oğuzhan Kayar, Veysel Sarı, Umut Gündoğan, Guillermo Burdisso bir anda futbolcumuz oluverdiler, Albert Riera ise gidenler kervanına katılıverdi.
Doğal olarak bu kadar fazla futbolcunun gelmesi karmaşaya yol açtı. Ben bile idmandaki resimlere bakarken birçok kez tanıyamadığım yüzlere rastladım. Gelenlerin içinde Salih Dursun, İzet Hayroviç ve Umut Gündoğan hemen şans buldular ama kullanamadılar, Alex Telles ise bence harika maçlar çıkardı ve devre arası transferinin yıldızı oldu. Sonradan şans bulmaya başlayan Veysel Sarı önümüzdeki sezona umutla göz kırptı. Koray, Ontivero, Oğuzhan, Burdisso (kiralık) sanırım ilk kamptan sonra ayrılmaya başlarlar.

23.hafta çıktığımız Rize deplasmanı dönüm maçımızdı ve son dakikalarda yediğimiz penaltı golü şampiyonluğu bırakmamıza sebep oldu. Üst üste gelen başarısız sonuçlar büyük bir krize yol açacakken ligi 2.sırada bitirip 13.kez şampiyonlar ligi biletini direk almamız ve kazanılan Türkiye Kupası Aysal – Mancini ortaklığının sürmesine sebep olacaktır.
Sonuç olarak bence kayıp bir sezon geçirmedik. Yaşanan onca olaylardan ciddi bir tecrübe edindik. Ülkenin efsane hocası takımdan ayrılınca ve sezon öncesi Ali Dürüst – Abdürrahim Albayrak devre dışı bırakılınca dahi geldiğimiz noktanın çok kötü olmadığı ortaya çıktı. Her şeyin başı para; şampiyonlar ligine gidildiği ve Drogba – Sneijder vb. dünya çapında oyuncular geldiği sürede yani Deloitte sıralamasında ilk 20’de yer almaya devam edersek takıma ilgi hiçbir zaman düşmez. Selçuk İnan ve Felipe Melo’nun performansları biraz daha maç skoruna yönelik olabilseydi bu aralar 20.şampiyonluğu kutluyorduk. Önümüzdeki sezonu başka bir yazıda değerlendiririz.

30 Eylül 2013 Pazartesi

İmparatora veda...


Yönetimin sözleşmeyi fesih kararı almasından dakikalar sonra evinin etrafında bulunan taraftarlarla vedalaştı; hepimizin yerine... Yazmak mümkün değil, hoşçakal İmparator, sanırım son kez!...

25 Eylül 2013 Çarşamba

ÜF!...


Seçilmiş Ünal Aysal, atanmış Fatih Terim; biz taraftarlara göre ise tam tersi! (Zoraki) seçilmiş elindeki yetkiyi kullanıp (kalpten) atananı gönderdi, kendi dahil hiç kimsenin içine sinmedi, sinmeyecek! Operasyonu neden ve kimin başlattığı önemini yitirirken nasıl sonuçlanacağı merak konusu, erozyon önlenebilir mi göreceğiz, 2 yılda diktiği ağaç sayısına bağlı Aysal'ın. Ve bu ağaçların bir kısmını Haziran ayında kaybettiğini ama asla kazanın altını yakmayacaklarını biliyoruz, boşuna taraftarın gönlünde taht kurmamıştır Dürüst ve Albayrak. Öte yandan "birilerinin içi rahat edecek diye hiç bir yere imza atmam" lafı da çok dengeli değildir, taraftarı üzmüştür çünkü bizlerin içi rahat edecekti.

Olan oldu, bu dakikadan sonra geri dönüş olamayacağına göre hayatı normalleştirmeliyiz; hızlıca işimize yarayacak bir isim bulmalıyız ve ÜF sorununu sezon sonuna kadar kapatmalıyız. Bu kadro şampiyon olamazsa seçilmişi getiren seçkin topluluk gereğini yapar!

Şizofren olduğumun en iyi göstergesi sanırım bu: Derin Galatasaray; hastasıyım!

24 Eylül 2013 Salı

Beşiktaş:1 Galatasaray:2


Beşiktaş tribünleri kendi arasındaki meseleyi hallederken olan Galatasaray'a, Felipe Melo'ya, övgüler dizilecek Didier Drogba'ya, maçı iyi yöneten Fırat Aydınus'a ve imparator Fatih Terim'e oldu! Geçen sene polis arabalarının yakılmasına ne ceza verildiğini hatırladıktan sonra bunun da üstü örtülür! Hep söylüyorum, şikecilerin cezalarını geciktirdikçe yani küme düşürmedikçe bu olaylar sona ermez!

26 Temmuz 2013 Cuma

Teknik Direktörler...


Futbolda istikrar başarı ile kardeştir dersek yanılmayız. Niceleri geldi geçti ama özellikle son 17 yıldaki listeye göz atalım istedim:
 
SEZON
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞİKTAŞ
1996
1997
Fatih Terim
Sebastião Lazaroni
Rasim Kara
1997
1998
Fatih Terim
Todor Veselinović / Otto Barić
John Benjamin Toshack
1998
1999
Fatih Terim
Joachim Löw
John Benjamin Toshack / Fuat Yaman /  Karl Heinz Feldkamp
1999
2000
Fatih Terim
Rıdvan Dilmen / Zdeněk Zeman / Turhan Sofuoğlu
Hans-Peter Briegel
2000
2001
Mircea Lucescu
Mustafa Denizli
Nevio Scala
2001
2002
Mircea Lucescu
Werner Lorant
Christoph Daum
2002
2003
  Fatih Terim
Oğuz Çetin /      Tamer Güney
Mircea Lucescu
2003
2004
  Fatih Terim
Christoph Daum
Mircea Lucescu
2004
2005
Gheorghe Hagi
Christoph Daum
Vicente del Bosque / Rıza Çalımbay / Mehmet Ekşi
2005
2006
Eric Gerets
Christoph Daum
Jean Tigana
2006
2007
Eric Gerets
Zico
Jean Tigana / Tayfur Havutçu
2007
2008
Karl-Heinz Feldkamp / Cevat Güler
Zico
Ertuğrul Sağlam
2008
2009
Michael Skibbe / Bülent Korkmaz
Luis Aragonés
Mustafa Denizli
2009
2010
Frank Rijkaard
Christoph Daum
Mustafa Denizli
2010
2011
Gheorghe Hagi / Bülent Ünder
Aykut Kocaman
Bernd Schuster /     Tayfur Havutçu
2011
2012
  Fatih Terim
Aykut Kocaman
Carlos Carvalhal / Tayfur Havutçu
2012
2013
  Fatih Terim
Aykut Kocaman
Samet Aybaba
2013
2014
  Fatih Terim
Ersun Yanal
Slaven Bilic

- GS 10 farklı isim görmüş, FB 16, BJK ise 19.
- Üstüste 4 sezon çalışan tek isim Terim. 3 sene çalışan ise FB'den Daum ve Kocaman ile bu sezonu tamamlarsa yine Terim. BJK'ta Lucescu ve Denizli en fazla 2'şer sezonu bir arada görebilmişler.
- GS 1 sezonda 3 kez 2 isimle çalışmış. FB 1 sezona 3 isim, 2 kez de 2 isim sığdırmış. BJK ise 2 kez 3 isim, 3 kez 2 isimle çalışmış.
- GS'da Terim'in sezonlarında BJK'da 10, FB'de ise 12 değişik isim yer almış!
- BJK'ta Havutçu 3 farklı dönemde hep devralmış, hiç tek sezonu tamamlayamamış!
- 3 büyükler 17 sezonda sadece 7 sezon 2.teknik adama ihtiyaç duymamışlar.