FIFA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FIFA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Nisan 2015 Pazartesi

Dünya Kupası 2014


Her ne kadar üzerinden zaman geçse de hatırlamak için yayınlamak istedim. Almanların favori Brezilya'nın evinde kazandığı bir turnuva olarak sonuçlanması, James Rodriguez'in parlaması ve gol kralı olması, Xherdan Shaqiri'nin güçlü fiziği, Lionel Messi'nin Altın Top ve Paul Pogba'nın En İyi Genç Oyuncu ödüllerini almaları, İspanya - İtalya - İngiltere  ve Portekiz'in gruptan çıkamamaları, Cüneyt Çakır'ın yarı final maçını yönetmesi, Miroslav Klose'nin 16 golle Dünya Kupası Gol Krallığı'na yükselmesi notlarımızın arasında yer aldı.

Ayrıca skor olarak aşağıdaki maçları "sürpriz" olarak kenara not aldım.

Hollanda - İspanya: 5-1
Şili - İspanya: 2-0
Yunanistan - Fildişi Sahili: 2-1
Kosta Rika - İtalya: 1-0
Almanya - Cezayir: 1-1
Hollanda - Kosta Rika: 0-0
Almanya - Brezilya: 7-1
Hollanda - Brezilya: 3-0

Bir an önce turnuvaların gediklisi olmak dileğiyle...

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Dünya Kupası Brezilya 2014 ardından...


Dün akşam oynanan final maçı ile turnuva sona erdi, kendimce notlarımı aktarayım.

Turnuvanın takımı: Şampiyon ülke bir çok kişi tarafından tahmin edilebilirken en büyük sürprizlerden birine imza atan bence burayı hak ediyor; Kosta Rika. Ruiz ve Campbell dışında ezbere tanınan oyuncusu olmayan ülke mucizeye imza atıp İtalya ve İngiltere'nin olduğu gruptan lider çıktı, Yunanistan'ı eledi, Dünya 3.sü Hollanda'ya çeyrek finalde elendi; müthiş!

Turnuvanın oyuncusu: Kaleciler dışında parlayan pek oyuncu göemedim tek kişi hariç; James Rodriguez. Genç, şanslı ve sempatik olması yan etki olarak adlandırılabilir ama iyi topçu, yine de süperstar olması için 3 sene sonraya bakmak lazım.

Turnuvanın hakemi: Kesinlikle taraflıyım ve Cüneyt Çakır ile temsil edilmekten son derece mutluyum. Yönettiği maçlarda başarılı oldu, final için henüz erkendi ama 2016 Fransa ve 2018 Rusya'da her 2 finalin resmen adayıdır.

Turnuvanın olayı: En büyüğü Luis Suarez'in ısırığı olabilirdi Miroslav Klose 2 gol bulmasaydı! Tüm zamanların gol kralı ünvanını alan Alman muhtemelen ölümsüzlük icat edilmezse benim yenisini göremeyeceğim bir rekoru kırmış olabilir.

Turnuvanın kazananı: İlk olarak FIFA, %98 doluluk oranı, olay çıkmaması ve tartışmalı pozisyonların neredeyse yok denecek kadar az olması ile Sepp Blatter ve kurumu ucuz yırttılar ama Katar sanki koltuğundan edecek gibi.
Maradona; eğer Arjantin şampiyon olsaydı Messi kazanılacak her kupayı kazanmış olacaktı ve Maradona belki de ülke tarihinde 2.sıraya inecekti; olmadı.
Diğer bir kazanan ise finalin tek golünü atan Mario Götze'nin kız arkadaşı Ann Kathrin Brommel! Götze henüz 22 yaşında ve magazin dünyası uzun süre ekmeğini yiyebilir, dün akşamki görüntüleri epey yankı bulmuş durumda.

Turnuvanın kaybedeni: TRT! Özerkleş(e)mediği sürece bizi mutlu edemeyecekler, ne olurdu Ercan Taner ve Melih Gümüşbıçak'ı kiralasalardı, yorumcular ise sürekli rövanş peşindeler, bir türlü bitmedi hesaplaşmaları!

Son söz TFF'ye; 17 Haziran duruşunu desteklemezlerse 2018 Rusya'da yine ekran başında oluruz.

3 Haziran 2014 Salı

Dünya Kupası Brezilya 2014...



Dünyanın en önemli futbol organizasyonu Dünya Kupasıdır, bu yıl 20. kez düzenlenecek ve Brezilya ev sahipliği yapacak. 4 yılda bir tekrarlanır ve bugüne kadar en başarılı ülkeler sırasıyla (bence) Almanya, Brezilya ve İtalya, hayal kırıklığı ise İngiltere, İspanya ve Sovyetler Birliği (şimdiki Rusya)’dir.
Organizasyonu FIFA düzenler ve başında yılların eskitemediği Joseph Sepp Blatter bulunmaktadır. Yazının görseline kendisini özellikle koydum çünkü birçok devlet adamından daha büyük güce ve popülariteye sahiptir, kura çekiminde görüleceğe üzere!... (Neyse ki dayanılmaz FIFA marşını kendisinden önceki Joao Havalange besteletmiştir http://www.youtube.com/watch?v=R9I7bn1b4oc). Bu aralar başı Katar2020 yüzünden ağrımakta ve belki de çıkış yolunu organizasyonu başka bir ülkeye vererek bulmaya çalışacaktır.

Dünya Kupası konusunda birçok istatistik bulmak mümkün, ilk olarak en çok katılan ve kazanandan başlayabiliriz. Zirvede herkesin her dönem hayranlıkla izlediği Brezilya (19 katılım – 10 yarıfinal) var. Dünya futboluna sürekli yeni kahramanlar üretip sundular, tarihleri sürekli başarı ve rekorlarla dolu, 5 kez zirveye çıkmaları üstün ve fark yaratan yetenekleri. Ama bence en başarılı ülke Almanya (17 katılım – 12 yarıfinal), 3 kez kazandılar ve makine düzenindeki kusursuz futbolları zevk veriyor, alt turlarda elendikleri pek görülmemiştir. İtalya (17 katılım – 8 yarıfinal) ise 2006 sürprizini saymazsak eskide kalan ünlerinin kaymağını yiyorlar.
Arjantin (15 katılım – 4 yarıfinal) en başarısız ülke konumunda, Lionel Messi etrafında toplanırlarsa yine final yapabilirler. İspanya (13 katılım – 2 yarıfinal) müthiş Barcelona futbolunu nihayet kupayla taçlandırabildi ama öncesi hayal kırıklığı. Her zaman kupayı kazanabilecek kadroları olan İngiltere (13 katılım – 2 yarıfinal) sürekli elenerek sürpriz yapmakta. Efsanevi Dinamo Kiev döneminde kupayı kazanmayı başaramayan Sovyetler Birliği (Rusya) (9 katılım – 1 yarıfinal) kupa genelinde en baştaki başarısız ülkeler. Türkiye (2 katılım – 1 yarıfinal) ise 12 yıl önce Şenol Güneş ile yakaladığı başarının altında ezilmekte, bırakın dereceye girmeyi katılmayı bile beceremiyoruz. Hollanda  (9 katılım – 4 yarıfinal) ise şanssız finallerin takımı, 3 kez finalde, 1 kez 3.’lük maçında yüzleri gülemedi.

Oyunculara gelecek olursak gol kralından başlayabiliriz, zirvede 15 golle Brezilyalı gerçek Ronaldo bulunuyor, takipçileri 2 Alman; Gerd Müller ve bu kupanın aday kadrosunda bulunan Miroslav Klose. Klose 2 gol daha atabilirse rekoru tek başına alacak ve yakın zamanda bu sayıya ulaşacak aday göremiyorum. Dünya Kupalarının en büyük balonu olarak gördüğüm Oleg Salenko’dan bahsetmeden geçemeyeceğim. 6-1’lik Kamerun maçında attığı 5 golle rekor kırdı ve 94’ün gol kralı oldu ve bu büyük yeteneği! o dönem fırtına gibi esen Cem Uzan’ın İstanbulsporu keşfedip transfer etti, sonuç tabii ki hüsran.
Dünya Kupasının efsane kadrosunu oluşturmak, üzerinde çok konuşulan konuların başında gelmekte. Nitekim bu çağrılara kayıtsız kalamayan FIFA 1994 yılında 4-3-3 düzeneğinde kendi listesini açıkladı:

Kaleci: Lev Yaşin – Sovyetler Birliği
Defans: Paul Breitner - Almanya
Defans: Franz Beckenbauer - Batı Almanya
Defans: Booby Moore – İngiltere
Defans: Djalma Santos - Brezilya
Orta saha: Johan Cruyff - Hollanda
Orta saha: Michel Platini - Fransa
Orta saha: Bobby Charlton - İngiltere
Forvet: Garrincha - Brezilya
Forvet: Ferenc Puskas - Macaristan
Forvet: Pele – Brezilya
Fakat yukarıdaki kadro halk tarafından pek benimsenmedi; Puskas, Garrincha, Charlton, Moore kendi dönemlerinde çok popüler olsalar da 2002 Dünya Kupası sonrası yapılan oylamada yakın tarihten yeni isimler kadroya girebildi ve şu ana kadar en iyi kadronun 3-4-3 düzenindeki aşağıdaki olduğu söylenir:
Kaleci: Lev Yaşin – Sovyetler Birliği
Defans: Paolo Maldini - İtalya
Defans: Franz Beckenbauer - Batı Almanya
Defans: Roberto Carlos - Brezilya
Orta saha: Zinedine Zidane - Fransa
Orta saha: Michel Platini - Fransa
Orta saha: Roberto Baggio – İtalya
Orta saha: Diego Maradona - Arjantin
Forvet: Romario - Brezilya
Forvet: Johan Cruyff - Hollanda
Forvet: Pele – Brezilya
Eusebio, Boniek, Hugo Sanchez, Paolo Rossi, Henry, Stoickov, Kempes, Müller vb. isimlerin neden olmadığı sorgulanabilir. Ortak isimler hemen göze çarpıyor; Yashin, Beckenbauer, Platini, Cruyff ve Pele. Bence en iyi 5’li budur deyip kapayalım yoksa bu işin sonu gelmez.