Eurocup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eurocup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2016 Salı

Eurocup Şampiyonu Galatasaray Odeabank!...


Finale kaldığımız belli olduğunda çalışmalara başlayıp biletlerimi 1 hafta önceden garantilemiştim, (ZB’a sonsuz teşekkürler), 2 gün kala da elime geçti ve maç gününü beklemeye başladım. 



Benim tosbiklerle beraber Kadıköy’den yola çıktığımızda tüm yollar sarı-kırmızı renklere bürünmüştü bile, hele Marmaray sanki kulübün resmi taşıma sponsoru gibiydi, bazı seferlerde meşale yakılmasaydı daha eyiydi…


Salonun kapısına geldiğimizde dijital bilet okuyucuların çalışmadığını gördük ve 10-15 dakika bekledik. Bu esnada “Spor Büro” yelekli görevlilerimiz ~10 kişiyi içeriye alıverdi. Tek kapıdan bu kadar geçtiyse 12.500 kişilik salonun neden 15.000'i aştığını daha iyi anlarız! Bildiğiniz üzere pasolig henüz futbol dışında uygulanmıyor ama uygulansa da bu kanal hiçbir zaman kapanmayacak sanırım!


Salona girdiğimizde bir sıkıntı daha başgösterdi; rakip takım beklenenden daha kalabalık geldiğinden ve polis ecnebilerin fazlalık kısmına güzel yer verme telaşına kapıldığından bizim koltuklarımızı tesis etmiş! Neyse ki polisin garantörlüğünde herhangi bir sorun yaşamadan Fransızlarla beraber maçımızı izledik. Bu arada güvenliğin had safhada olduğunu söylemeliyim, bu kadar çok sivil polisi pek görmemiştim!


Koreografi için koltuğumuzda bulduğumuz kırmızı kartonu (bozmadan) borazan yaparak takımlar ısınmaya başladığında ses açma çalışmalarına başlamıştık. Sonradan gördüğümde güzel bir çalışma olduğunu farkettim, Ultraslan yine hakkını vermiş!

Hakemler ortaya geldiğinde protokol tribünü kenarından yükselen tezahürat oldukça keyif vericiydi: Türkiye Laiktir, Laik Kalacak!



Maç başlarken ışıkların söndüğü an telefon flaşları yakıldığında oluşan görüntü yine şahaneydi. Maça fırtına gibi giren takım kupayı ne kadar istediğini gösteriyordu. 



Oyun analizi yapmaya gerek yok, hemen herkes hakkını verdi, videosunu bulursanız Errick McCollum’un ilk basketini izleyin derim, ne kadar istediğini gösteriyor, kelepçe Göksenin Köksal'ın her 2 köşeden gönderdiği 2 üçlük şapka çıkarttırır, Stephane Lasme sezon genelinde olduğu gibi korkusuzca savundu ve hücumda hep vardı, Blake Schilb verimli oynadığında kadrodaki en yetenekli oyuncu olduğunu gösterdi, Vladimir Micov sayı üretme konusunda gününde olmasa da asistleri ile yükü sırtladı, Chuck Davis kazı-kazan’dan çıkan ikramiye gibi herkesi mutlu etti ve kaptan Sinan Güler yüksek yüzdeli ama herşeyden önemlisi inanarak / inandırarak oynadı ve kariyerine önemli bir çentik atmayı başardı.


Arada sponsorumuz Odeabank’a teşekkür etmeyi unutmayalım, karşılıklı kazanmanın iyi bir örneğini yaşayıp yaşattılar.


Son paragraf Ergin Ataman için… 1996 yılında Efes Pilsen Koraç Kupasını kazanırken Aydın Örs’ün yardımcısı olarak parkedeydi. 2002 yılında Montepaschi Siena ile Saporta Kupasını kazanıyordu. 2012 yılında Beşiktaş ile EuroChallange Kupasını kaldırdı. 2016 yılında da Galatasaray Odeabank ile Eurocup kazandığına göre ne eksik kaldı?


14 Ocak 2013 Pazartesi

Galatasaray - Polkovice ve Galatasaray - Unics Kazan maçlarına dair...

Aynı gün 2 Avrupa kupası maçını yakalamışken kaçırmak istemedim. Hem de bahanayle kardeşimi @burcinbadem görmek iyi olacaktı J

Galatasaray Bayan Basketbol Takımı, CCC Polkovice’yi konuk ederken tribünlerde yaklaşık 3.000 dolayında seyirci vardı. Hem havanın aşırı derece soğuk olması hem de 18:00 gibi işten çıkıp gelecekler için erken bir saat olması ilgiyi düşük tuttu. Buna rağmen maça iyi başladık. Nevriye ve Fowles’ın yokluğunda tek uzunumuz olan Wauters ile pota altında etkili olduk, Lyttle pek iyi başlamasa da toparladı ve ilk yarı iyi bir fark yakaladık. Uzun bir aradan sonra Alba’yı parkede görmek benim içimi ısıttı J İkinci yarıya iyi başladık ve fark bir ara 15 sayıya kadar yükseldi. Takımda gözle görülür bir rahatlama sezinlediğim anda disiplini elden bırakmayan ve Palau ile organize olan Polonya ekibi farkı eritmeye başladı. 3.çeyrekte dikkatimi çeken bir olay yaşandı. Alba Torrens set yerleşmeden şut kullandı ve kaçırdı. Bunun üzerine Ekrem Memnun yaklaşık 30 saniye boyunca ellerini iki yana açarak gözlerini Alba’ya dikti ve hareketsiz kaldı. Belli ki tepkiliydi ve yerine oturarak 1 dakikayı da bu şekilde geçirdi. Basketbolda bazı anlarda göz göze anlaşmaların yaşandığını biliyorum ama bu bana çok uzun geldi, benden çok daha iyi takipçiler bu pozisyonu daha iyi yorumlayabilirler. Sayı farkının azalmasıyla son periyotta çekişme had safhaya çıktı. Nijeryalı Ogwumike 1 kez denediği üçlükte başarılı oldu ve maçı kopardı. Bana göre kaybetme sebebimiz 3.çeyrekteki rahatlık ve Wauters dışında uzunumuzun olmamasıydı.
Günün 2.maçında Galatasaray Medical Park Unics Kazan’ı konuk etti. Tribünlerdeki seyirci sayısı ~8.000 civarına yükselmiş ve oldukça ateşli bir topluluk vardı. Arroyo’nun da katılımıyla genel kanı kadro olarak eksiğimiz gözükmüyordu. Cenk (2 üçlük) ile iyi başlayan takımımız devre biterken Macvan’ın sakatlıktan dolayı taktığı maske yüzünden pota altında etkisiz kaldı. Ndong o ana kadar başarılı gözükse de 2.yarı oldukça yoruldu ve basit birkaç topu ezdi. Bu arada Erwin Dudley (Ersin Dağlı) bence oldukça başarılıydı. Oldukça yüzdeli oynadı ama Hawkins gibi güçlü olmadığı için yorularak basit hatalar yapmaya başladı. Maçın bence önemli bir noktası Ender Arslan, Furkan Aldemir ve Engin Atsür gibi milli oyuncuların sayı atamadan tamamlamasıdır. Bir diğeri ise son periyotta 5 oyuncumuzun da yabancılardan kurulu olmasıydı. Ergin Ataman’ın da “trip” konusunda Ekrem Memnun’dan aşağı kalır olmaması dikkat çekiciydi.
Her iki takımımızda önemli mağlubiyetler aldı. Ve sanırım Avrupa’da kupa bu sezon gelmeyecek gibi!

30 Kasım 2012 Cuma

PBC Lokomotiv Kuban maçları


PBC Lokomotiv Kuban ile grubumuzdaki ilk maçı 21 Kasım Çarşamba günü oynayacaktık. Bu yüzden kafilemiz Krasnodar’a 19 Kasım akşamı gidip, kampa girecekti. Fakat yoğun sisten ötürü şehrin hava sahası trafiğe kapatılmıştı. Ertesi gün (Salı) 11:00’de hareket edilecekti ama rötar sebebiyle ancak 14:30’da yolculuk başlayabildi. Bu noktada sanırım Pegasus çok yardımcı olamadı? Neyse geç de olsa yola çıkıldı, tam Krasnodar’a varılmıştı ki yoğun hava muhalefeti sebebiyle tekrar İstanbul’a dönüş yapıldı! Bu noktada yetkililere (Galatasaray ve Pegasus) sormak isterim, neden çok yakında bulunan Soşi şehrine inip oradan otobüsle geçilemedi? Acaba Krasnodar’da o günlerde yapılan Tarım Fuarı sebebiyle otellerde boş yer kalmamış mıydı ve biz rezervasyon yapmış mıydık? Çarşamba sabahı 8:00’de yeniden yola çıkıldı ve 10 civarında şehre inildi. Otele yerleştikten sonra 15:30’da maçın oynanacağı salona doğru yola çıkıldı ve 2 gündür seferi olan takım 91-66 gibi bu senenin çok uzağındaki bir performansla mağlup oldu.
Oyuncu
Süre
Sayı
Ribaund
Asist
Top çalma
Top Kaybı
Blok
Jamont Gordon
32:04
12
4
2
1
3
0
Milan Macvan
22:55
11
2
0
1
2
2
Cenk Akyol
24:25
10
1
2
1
0
0
David Hawkins
31:53
9
5
0
2
2
0
Erwin Dudley
23:56
7
4
0
0
1
2
Engin Atsür
12:41
6
0
0
0
1
0
Boniface Ndong
19:09
6
5
1
0
1
2
Jaka Lakovic
11:00
3
2
1
0
0
0
Furkan Aldemir
9:15
2
2
0
0
0
0
Can Korkmaz
0
0
0
0
0
0
0
Sertaç Şanlı
0
0
0
0
0
0
0
Ender Arslan
12:42
0
2
1
1
0
0


28 Kasım’da grubun 4.maçında bu kez biz Kuban takımını ağırladık. Kulüp yüksek sesle konuşmasa da taraftar için önem arzeden bir maç haline gelmişti. Çünkü bu sene oldukça iyiydik! Önce TR kupasında FB’yi, ardından ligde Efes’i ve avrupadaki 2 maçı kazanıp iddiamızı ortaya koymuştuk. Krasnodar’a gidişteki sorunlar olmasaydı deplasmanda da kazanacağımızı düşünüyorduk. Ancak kimlerin hatası olduğunu bilemediğimiz ulaşım sorunlarından ötürü bayağı hırpalanıp maça çıkınca sonu hoş olmamıştı. İlaveten Kuban yetkilileri de sürekli kışkırtıcı açıklamalar da bulununca ortam biraz gerilmişti. Bu yüzden buradaki maça özel ilgi gösterdik. Maça da çok iyi başladık; ilk çeyreği 21-12 2.çeyreği de 21-13 geçince sanki eleme maçıymış ve 26 fark gerekiyormuşçasına bastırmaya başladık. 3.çeyreği 20-15 önde bitirip fark 22 sayıya çıkınca Kuban tedirgin olup sertleşmeye, biz de biraz heyecanlanmaya başladık. Bu çeyreği de 14-12 ile geçtik fakat son hücumdaki arka arkaya faul pozisyonlarından düdük sesi gelmeyince 76-52'lik skorla 24 sayı farkla mağlup edip rövanşı aldık.
http://www.youtube.com/watch?v=aJyXhq8Mc30

Süre
Sayı
Ribaund
Asist
Top çalma
Top Kaybı
Blok
David Hawkins
34:19
14
3
4
1
0
0
Jamont Gordon
32:05
12
3
1
1
0
1
Cenk Akyol
30:09
10
1
1
1
0
0
Boniface Ndong
26:44
10
12
0
0
1
0
Milan Macvan
17:56
10
5
0
0
2
0
Erwin Dudley
20:18
10
5
1
2
1
0
Engin Atsür
8:37
3
1
0
0
0
0
Furkan Aldemir
13:10
3
5
0
0
2
2
Henry Domercant
3:47
3
0
0
0
0
0
Ender Arslan
12:55
1
3
0
1
0
0
Jaka Lakovic
0
0
0
0
0
0
0
Sertaç Şanlı
0
0
0
0
0
0
0

Maç sonundaki üzüntümüz aradaki sayı farkı değildi, Domercant yine sakatlanmıştı ve bu sefer 6 ay parkeden uzak kalacaktı!
Son not olarak ilave etmek isterim, Ender ve Lakovic çok kıymetli isimler, bir an evvel forma girmeliler!
 
Samsun ile kardeş şehir olan Krasnodar’ın bize biraz daha ılımlı yaklaşmasını isterdik! http://www.samsun.bel.tr/Haber-detay.asp?NewsId=714