Blerim Dzemaili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Blerim Dzemaili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2015 Cuma

Galatasaray ve transfer...


Bir kulüp başkanında 2 önemli özellik öne çıkar; iyi insan ve başarılı yönetici. Dursun Özbek için ilki cepte, diğerini ise zaman gösterecek. Şu ana kadar izlediği transfer politikasını kendi tasarrufu olarak görmek hata olur. Bence kulübün içinde bulunduğu durum ve FFP (finansal fair play) elini-kolunu bağlıyor. Yoksa eminim ki kendisi de Zlatan İbrahimovic, Dany Alves, Predrag Rajkovic, kaliteli stoper ve forvet transferlerini rahatlıkla bitirir, Felipe Melo, Alex Telles gibi oyuncuları göndermezdi. Bu seneki transfer politikası ile tahminim 1 yıllık CL geliri kadar tasarruf yapılmıştır.

SEZON
SATILAN
ALINAN
DURUM
2015-16
10.900.000 €
6.540.000 €
4.360.000 €
2014-15
2.390.000 €
13.600.000 €
-11.210.000 €
2013-14
1.800.000 €
41.840.000 €
-40.040.000 €
2012-13
3.890.000 €
30.050.000 €
-26.160.000 €
2011-12
22.030.000 €
23.600.000 €
-1.570.000 €
2010-11
22.750.000 €
29.500.000 €
-6.750.000 €
2009-10
2.810.000 €
16.440.000 €
-13.630.000 €
2008-09
6.950.000 €
12.000.000 €
-5.050.000 €
2007-08
2.100.000 €
13.000.000 €
-10.900.000 €
2006-07
200.000 €
3.800.000 €
-3.600.000 €
-114.550.000 €

Yeri gelmişken söyleyelim, İbrahimoviç’i takımda görmek isteyen gidip FM2016 alsın! Senelik 35-40 milyon € harcayarak böyle bir transfer yapmak intihar olurdu, bu konuda başkandan yanayım. Fakat başkanın gelir kalemlerini arttıramaması eksi yönü oldu. Örneğin hala göğüs reklamı alınamamış olması kötü bir durum. Ayrıca Felipe Melo’nun gidişiyle oluşan boşluğu hala parasının büyük bölümünü ödediğimiz Blerim Dzemaili ile doldurabilirdik, kadro mühendisliği hatası da göze çarpıyor!

Yine de Galatasaray Başkanı büyük taraftarını Klaas-Jan Huntelaar (ya da benim tercihim ile Jonathan Soriano) transferi ile ödüllendirmeliydi!

Bundan sonra iş Hamza Hamzaoğlu ve futbolculara kalıyor. Daha önce belirttiğim üzere kulüpte Selçuk İnan ağırlığı var, üzerine yabancılar ve yeni gelenler katkı yaparsa ülke içinde başarılı olmak sürpriz olmaz. Fakat Avrupa’da ilerlememiz pek mümkün değil, olursa beni de şaşırtırlar ve şaşırmayı çok isterim!


28 Nisan 2015 Salı

Hamzaoğlu'nu nasıl hatırlayacağız?


Son 6 haftaya girilirken Galatasaray’ın ciddi bir avantajı var. Diğerleri ne yaparsa yapsın kendi maçlarını kazanırlarsa şampiyon olacaklar. Her ne kadar kadro dezavantajı olduğu söylense de ülkenin en pahalı takımı (135,95 milyon € - FB: 115,05 milyon € - BJK: 114,40 milyon €) elinde ve çok ciddi oyunculara sahip. Bugün Muslera, Chedjou, Melo, Selçuk, Burak ve Sneijder tüm teknik adamların hayallerini süslemekte, Dzemaili, Pandev (Seri A: 339 maç - 77 gol), Hakan, Semih, Umut, Yasin cabası!

Hamza Hamzaoğlu’nun bugüne kadar gösterdiği performans çok parlak değil! Genelde oyuncu değiştirme konusunda hatalar yapıyor, daha net söylemek gerekirse zaman ve değişecek oyuncu konusunda çok etkin değil. Kimseyi kırmak istememesi üst düzey teknik adamlarda bulunması gereken bir meziyet olmadığı gibi biraz tersini uygulaması daha iyi olacaktır. Oyunu okuma ve çözme konusunda da eksiklikleri var. Örneğin Arsenal maçında Ramsey’i çözene kadar 3 gole imza atıvermişti.

En büyük şansını tekrar yazalım, ciddi bir kadrosu ve takıma hükmeden Selçuk, Hamit, Sneijder ve Melo gibi oyuncuları var, sadece bu oyuncularla iyi geçinmesi ve Ali Dürüst ile yakın diyalog halinde kalması bile kendisini tarihe kazıyabilir.

Umarım Hamza Hamzaoğlu’nu yukarıdaki resimdeki sosyal sorumluluk projesiyle hatırlamayız!

8 Ekim 2014 Çarşamba

Galatasaray 2014-15 Sezonu değerlendirmesi...


Biraz geç olsa da yeni sezon değerlendirmesini yapalım.

Tarihi 27 Mayıs'a geri saralım, Dünyanın En Değerli Kulüpleri Sıralamasında Galatasaray ülkemizde 1. Dünyada ise 17. Olmuştu, Türkiye’nin 2.si Fenerbahçe 34. Beşiktaş ise 43.sırada kendine yer buldu. Bu kıymet değerinin ve büyük farkın ortaya çıkışıyla başladı her şey. O tarihlerde futbolda şampiyon olamayacağımız belli olmuştu, basketbolda ise kurulu düzene çomak sokma hazırlığındaydık ve bence de doğrusunu yaptı Ünal Aysal. Ardından tüm siyasi, spor ve medya ele geçirdiği her fırsatta kulübün üzerine gitmeye başladı. Ünal Aysal elinden geldiğince dayanmaya çalıştı ama 2013 Haziran'daki seçimde ağır topları devre dışında bırakarak yönetimi zayıflattığı için maalesef kendinden başka direnecek yönetici kalmamıştı. Fatih Terim'in ayrılığı ve her daim eleştirilen TFF'nin yanında yer alması, basketbolda TBF'nin taraflı tutumunun kırılamaması, Roberto Mancini'nin son dakikada ayrılması, Cesare Prandelli'nin hafif geç gelişi, Goran Pandev ve Blerim Dzemaili'nin çok geç transfer edilmesi, Hayri Kozak öncülüğündeki kongre üyelerinin "küçük ama bizim olsun" tutkusu ile günümüze kadar geldik.

Şimdi seçime giriyoruz ve iki saygın ve büyük isim aday oldular. Zannımca Sayın Duygun Yarsuvat kazanacak. Diğer değerli aday Sayın Alp Yalman ise kadrosunu güçlü oluşturamadığı için demokrasiye katkı sağlamış olacak. Sayın Yalmaz göreve gelirse 3 yıl kalırım diyor. Sayın Yarsuvat ise mevcut teknik kadrolarla kulüpte pek fazla değişiklik yapmadan 2015 Mayıs'a kadar idare etmek ve o tarihte 3 yıllık yeni bir yönetimin başa gelmesini sağlamak. Peki hangisi daha makul? Yarsuvat’ın önerisi kabul görür çünkü bir çok isim “aday olacaktık ama süre yoktu” bahanesine sarılıyor. Sayın Yarsuvat “madem öyle alın size 7 ay süre” diyecek ve ortalıkta fink atanlara süre tanıyacak!  

Seçimin bir başka yönü de bir listede Ünal Aysal rüzgarı, diğer tarafında ise Adnan Polat esintisi var, yönetim kadrolarına bakıldığında net anlaşılıyor. Sayın Polat'ın desteklediği Sayın Yalman kazanırsa ibra edilmediği mali genel kurulun rövanşını alma imkanı doğacak. Sayın Aysal'ın desteklediği Sayın Yarsuvat kazanırsa iş dünyası tecrübesi olmadığından mali kriz yaşayacak ve desteğe ihtiyaç duyacaktır, yani yol yine Sayın Aysal'a çıkacaktır. Bu konuda yanılmayı umarım. 

Futbol, basketbol bayan ve erkek kadrolarımız oldukça iyi, voleybol orta sıraların adayı gözüküyor, diğer amatör sporlarda federasyonlara ve devşirme sporculara rağmen her daim iyiyiz. Yakın gelecekte sportif anlamda başarılı bir süreç yaşayacağımızı düşünüyorum, sadece yönetime gelecek kişiler gözlerini dört açsınlar ve mümkün olduğunca diğer Galatasaraylı abilerinden ve kardeşlerinden yardım istemekte tedirgin davranmasınlar. Çünkü sürekli açığımızı kollamaya, açığımız olmasa da açık yaratma peşinde olanlar var, örneğin seyircisiz oynama cezasının kalktığı sezon ligde seyircisiz oynamak veya Melo’da olduğu gibi Twitter'dan ceza almak gibi. 

Milli maç arasında yeni bir krize müsaade etmezsek, futbolda 18 Ekim ve 22 Ekim’de oynayacağımız 2 önemli mücadelede gereğini yaparsak başarılı bir sezona imza atabiliriz.