Juventus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Juventus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2017 Çarşamba

Avrupa Fatihi Galatasaray...



Taraftar boşuna "Avrupa'nın kralı olduk" tezahüratını bestelememiş, yukarıdaki resim bunu doğruluyor, 25 yıllık Şampiyonlar Ligi geçmişinde turnuvaya en çok katılım gösteren Türk takımı Galatasaray oldu. Fenerbahçe 28 puanla 47. Beşiktaş ise 25 puanla 50.sırada yer aldılar.

Zirvede 2 İspanyol Barcelona ve Real Madrid var, averajları bile aynı! Bayern Münih ve Manchester United zirveyi zorlamaya çalışıyorlar ama bu aralar zor! Sonra gelen 5'li Arsenal, Juventus, Milan, Chelsea ve Porto kendi aralarında çekişiyorlar gibi. Olympique Lyon ve İnter'in eski günlerinden uzak olduğu 4'lü de Borussia Dortmund ve Valencia hızla yükseliyorlar. Bu aralar avrupa kupalarına katılamayan! Galatasaray biraz kıpırdasa durgunluk döneminde bulunan Dinamo Kiev ve Olympiakos takımlarını rahatlıkla geride bırakabilir. Şampiyonluk kazanıp ilk 25 dışında kalan tek takım ise tarihinde şike lekesi bulunan Olympique Marsilya!

6 Haziran 2015 Cumartesi

Barcelona - Juventus finali...


Cüneyt Çakır sayesinde peşinen kazanan biziz, umarım bariz bir hata yapmaz ve bir takımın / ülkenin ömür boyu nefretini çekmez.

Şike sonrası toparlanan Juventus'u bırakın finali yarı finalde bile bekleyen yoktu ama 2011'de stadını yaptıktan sonra hem ülkede üst üste şampiyonluklar aldı hem de bu sene Avrupa'da zirveye çıkmayı başardı.

Bir dönem Michael Laudrup, Edgar Davids, Lilian Thuram, Gianluca Zambrotta gibi isimleri İtalya'dan koparmayı başaran Barça maçın ağır basanı, bu sezon CL'de gol atmadıkları maç yok, taraftarları bu akşam hangi oyuncunun kaç gol atacağını hesaplamaya başlamıştır! Juve cephesinde ise ağır basan duygunun "finale kadar bir şekilde geldik, tecrübeli oyuncularla sonuca gidebiliriz, yeter ki yediğimizden fazlasını atabilelim" olduğunu sanıyorum!

CL'de aralarında 6 maç yapmışlar, her sonuç 2'şer kez gerçekleşmiş, 2 kez Barcelona, 1 kez Juventus turlamış ama bu akşamın rövanşı yok!

Benim gönlümden Didier Drogba ve Wesley Sneijder ile geçen sezon elediğimiz Juve geçiyor, Andrea Pirlo, Gianluigi Buffon, Patrice Evra ve Andrea Barzagli belki de son kez önemli maça çıkacaklarının bilincindedir. Deplasmanlarda gol atmakta zorlanıyorlar, bu yüzden taraftarlarına ciddi görev düşüyor. Paul Pogba'nın varlığını büyük şans ama Giorgio Chiellini'nin olmayışını ciddi eksik olarak görüyorum.

2 Mayıs 2015 Cumartesi

Dünyanın en pahalı formaları...



Keşke ilk 10 listesinde bizden birileri olsaydı ama şimdilik pek mümkün gözükmüyor. Bizde en büyük kazanç sırasıyla Galatasaray Nike ile 7,075.000 €, Fenerbahçe Adidas ile 8.500.000 $, Beşiktaş Adidas ile 5.000.000 $ şeklinde sıralanıyorlar.

Kulüp Ülke Marka Yıllık (€) Süre (yıl)
Manchester United İngiltere Adidas 105 11
Bayern Münich Almanya Adidas 60 15
Chelsea İngiltere Adidas 42 10
Arsenal İngiltere Puma 42 5
Real Madrid İspanya Adidas 38 8
Liverpool İngiltere New Balance 35 6
Barcelona İspanya Nike 33 10
Juventus İtalya Adidas 23 8
Milan İtalya Adidas 20 10
PSG Fransa Nike 20 9

15 Temmuz 2014 Salı

Roberto Mancini...


Dünya Kupası bittiğine göre güncel konulara dalabiliriz, ilk olarak Roberto Mancini.

Fatih Terim ayrıldığında Ünal Aysal yerini çok hızlı bir biçimde doldurmalıydı ve boştaki teknik direktörler hızlıca tarandı, nihayetinde tartışılmayacak bir isim bulundu, daha önce Fiorentina'da yaşandığı gibi; Mancini. Gerçekten hem futbolculuk hem de hocalık kariyeri hiç kimsenin tartışamayacak düzeyde olması Terimizm sonrasının az sarsıntı ile geçirilmesi manasına geliyordu ve kulübü zorda bırakabilecek bir kontratla göreve başlıyordu; 3 yıl için toplam 12,5M€.

Kadroda yer alan Drogba ve Sneijder gibi uluslararası isimlerle güzel bir ritm yakaladı ve Juventus grup eleme maçıyla başlayan Türkiye macerası Türkiye Kupası kazanımı ile son buldu. Belki şampiyon yapamadı ama Fenerbahçe'nin şike yaptığı için aldığı "avrupa kupaları cezası" sürdüğünden kıymetli bir 2.likle sezonu noktaladı. Her maçta farklı 11 dizilişi nedeniyle yıpratılmaya çalışıldı ve kısmen başarılı olundu ama kimse sebebini sormadı çünkü amaç başkaydı!

Görev yaptığı dönemin bütününü incelediğimizde bazı hataları olduğunu söylemek mümkün. Mesela saha içine taktiği kağıtla yollaması, devre arasında sanki sonraki sezonda kalacakmış gibi delice transfer yaptırması, deplasmanlara çözüm bulamaması, yerli oyuncularla yakınlaşamaması vs.

Olumlu yönleri bence daha fazla, tek örnek bence önemli, evimizdeki Chelsea maçının 2.yarısı. Buradaki oyunu sadece hocaya bağlamak doğru değil, topçularında büyük isteği var ama düzey olarak bize çok yakışmıştı!

Para peşinde koşmadan, tazminatı ağzına almayan bir yaklaşımla bizden ayrılması son iyi notu olarak akıllara kazındı. Bundan sonra yollarımız kesişir mi, belki bizden almak istediği futbolcu olursa Semih Kaya gibi evet, bunun dışında zor.

27 Mayıs 2014 Salı

İtalya 2013-2104 sezon değerlendirmesi...




Juventus belki tarihinin en rahat şampiyonluğuna ulaştı. Gerek rakiplerin kendilerini zorlayamaması gerekse sonuca gitmekte zorlanmayan futbolu ile üst üste 3.kez ipi en önde göğüsledi. Sezon başında Tevez ve Ogbonna’ya (sürpriz!) 15’er milyon € veren, Matri’yi ise 11 milyon €’ya Milan’a gönderen Juventus şikeli yılların acısını çıkartırcasına 102 puanla rekor kırmayı başardı. Fakat aynı başarıyı Avrupa kupalarında yaşayamadı. Bizler çok mutlu olsak da CL’de kendinden daha alt sırada yer alan Galatasaray’ın ardında kalarak Avrupa ligine gitti. Burada herkesin kupayı alır dediği takım yarı finalde Benfica’ya elendi. Bu arada imkanım olsaydı Tevez’e sormak isterdim; Juventus ile şampiyon olmak yerine İngiltere’de kalıp Manchester City ile şampiyon olmayı tercih eder miydi?

Ligi 2. bitirip CL biletini kapan Roma transferde hareketli günler yaşadı ve Marquinhos ile Lamela’dan sıkı bir parayı cebine koymayı başardı. Özellikle son 3 sezonda en iyi derecesinin 6.lık olduğunu düşünürsek 2.olup CL gruplarına kalmaları çok iyi.

Cavani’yi müthiş paraya PSG’ye satan Napoli benim bu sezon favorimdi. Özellikle Real Madrid’den gelen üçlünün (Higuain – Albiol – Callejon) uyumu ve Martens, Gökhan İnler ve Hamsik, Pandev, Behrami ile ligi domine ederler gözüyle bakıyordum ama olmadı, İtalya Kupası ile teselli buldular. Bence 3.olmaları ve CL ön elemeye kalmaları önemli. Bu arada ne zaman Napoli dense aklıma Maradona geliyor, resmen takımı sıfırdan aldı ve devlerin arasından sıyrılıp 2 kez İtalya Şampiyonu yaptı, güzel günlerdi…

8 Mayıs 2014 Perşembe

Avrupa'nın en çok kazanan kulüpleri!...


Deloitte firmasının yaptığı araştırmaya göre avrupada en çok kazanan 20 kulüp yukarıdaki gibi sıralandı. İspanyol devleri ilk 2 sırayı parsellemiş durumdalar. Creme de la creme ismiyle adlandırılan listede ülkemizden 2 kulüp yer almış durumda; Galatasaray ve Fenerbahçe. Galatasaray geçen sene 19.sıradan girdiği listede bu sene 3 basamak atlayarak 16.sırada yer aldı. Fenerbahçe ise bu sene 18.sıradan giriş yaptı ama raporda bahsedildiği üzere "yerel ligde yaptığı şike yüzünden gelirleri azalacağından önümüzdeki yıl listede yer alamayabilir"


Galatasaray'a detaylı bakacak olursak en büyük girdi kalemi "ticari gelirler". Bu noktada 2 husus dikkat çekiyor; GSStore ve sponsorluklar. GSStore stadın açılması ve özellikle "çilek" mantalitesiyle para basıyor. Üzerine son 2 sezonda elde edilen yerel ve avrupa başarılarını ilave edersek yöneticilerin değmeyin keyfine. Buna ilave olarak son yıllarda adeta patlama yapan sponsorların katkısıyla en büyük gelir kalemi tamamlanmış durumda. Önümüzdeki yıl forma sponsorunun değişme ihtimali bu kalemin yine en yüksek rakamı bulacağı yönündeki tahminler yapılmasını sağlıyor. Keşke mümkün olabilse de "futbolcu satışlarından elde edilecek gelir" ile bu rakamı katlayabilsek!


Son listemiz ise kulüplerin sahiplerine ait. Chelsea - Abramoviç örneği herkese mantıklı gelmiş olacak ki son yıllarda kulüpler el değiştirmeye başladı, ilk 20'de 4 ABD, 2 Ortadoğu, 1 Uzakdoğu sermayesi yer almakta; umarım Türkiye'den uzak dururlar!...


24 Aralık 2013 Salı

Galatasaray - Juventus maçı üzerine...


Yine olaylı bir Juventus maçını daha geride bıraktık. Olayın kaynağı bu kez doğadan geldi, hava tahmincileri maç esnasında yağış bekleselerde bu denli yağacağını hiç kimse kestirememişti. Seyircinin büyük desteği ile normal zamanda başlayan maç dakikalar 32'yi gösterdiğinde hakem Pedro Proenca haklı olarak maçı durdurdu. Ben dahil herkes çizgilere kömür ve kırmızı top ile devam edileceğini düşünürken ertelenme kararı şaşırttı çünkü daha önce hiç bir Şampiyonlar Ligi maçı yarıda kalmamıştı! Kısa bir süre sonra ertesi gün önce 14'e akabinde 15'e ertelendiği açıklandı. Bu esnada aklımıza seyirci - bilet sorusu geldi, kurallar neydi, yeniden satış mümkün müydü, atılan - yırtılan biletler ne olacaktı, gündüz oynanırsa okul - işyeri izinleri nasıl mümkün olacaktı vb. Bu endişelerle umutlar ertesi güne bırakıldı.



 Ertesi gün hava yine soğuktu, bu yüzden ortalama 20.000 civarında seyircinin geleceği tahmin ediliyordu. Maç saatine doğru kısa süreli yağan kar yürekleri ağızlara getirse de korkulan olmadı. Günün en şaşırtan kısmı tribünlere gelen yaklaşık 40.000 civarındaki seyirciydi ve hiç susmayıp o inanmışlıkla takımlarını desteklediler. Sahayı temizleme esnasında traktörün girmesi çok eleştirilse de hatta İtalyan basını maçtan sonra bu konulara yüklense de yapacak fazla bir şey yoktu, eldeki imkan böyleydi.



Maçı yorumlamak pek kolay değil, Drogba, Sneijder, Muslera gibi yabancı yıldızlara eşlik eden Selçuk, Burak vb. Türk yıldızlarla bezeli Galatasaray Mancini önderliğinde akılcı bir taktik uygulayarak ve zaman zaman oyunu kontrol ederek, dakikalar 85'i gösterdiğinde görmeden sadece hissiyatıyla kaleye yuvarlayan Sneijder'in golüyle maçı kazandık. Böylelikle bizi son 16 takım arasına taşıyacak puana ulaştık.



Bu esnada yönetim çatı ve zemin ısıtması konusunda yoğun şekilde eleştirildi. Çatı konusunda dönemin başkanı Adnan Polat ve ekibi işi daha fazla uzatmamak için üstlenerek sonraya bırakmışlardı. Ama ortaya çıkan maliyet (12.000.000 € olduğu söyleniyor) mevcut yönetimin elini kolunu bağlıyor. Ayrıca sanırım maç oynanırken UEFA stadın üstünün kapalı olmasına izin vermiyor. Zemin ısıtma konusunda ise büyük haksızlık yapılıyor çünkü sistem hava sıcaklığı 10 derece ve altına indiğinde otomatik olarak devreye giriyor. O gecenin şanssızlığı çok yoğun bir yağışın gelmiş olması. Tabii burada "ertesi gün neden ısıtıcılar manuel açılıp biriken kar eritilmedi" sorusu geliyor ki bunu bende merak ediyorum!



Sonuç olarak Real Madrid ve Juventus'un bulunduğu gruptan çıkmak her babayiğidin harcı değil. Başta taraftarlar olmak üzere tüm camiayı tebrik ediyor, bu başarının alışkanlık haline dönüşmesini diliyorum.

16 Eylül 2013 Pazartesi

Şampiyonlar Ligi 2013-2014



Şampiyonlar Ligi serüveni yarın akşam başlıyor. Grubumuzda dişli rakipler var, futbolcularına şampiyonlar ligi tecrübesi açısından kısaca göz atmak istedim:


Real Madrid: Son 3 sezon şampiyonlar ligi yarı finalinde elendi. Finalde kaybetmek bile başarısızlık sayıldığından dünyanın en iyisi olarak adlandırılan Mourinho ayrılmak zorunda kaldı. Oyunculara bakacak olursak; kalede 127 ŞL maçına çıkmış Casillas var ama bu sezon henüz oynayamadı, Lopez 24. ŞL maçına çıkacak. Defansta Ramos 63, Pepe 60, Arbeloa 53 ŞL maçı oynadı. Orta sahada 31 yaşındaki Xabi Alonso 85 kez görev yaparken muhtemelen Casemiro hayatının ilk ŞL maçına çıkacak! Forvette Ronaldo 92 maçta 50 gol, Benzema 53 maçta 31 gol atarak gol yükünü üstlendiler. Ancelotti 117 ŞL maçında takımın başında çıkarak sayılı isimler arasında yerini aldı bile!

Juventus: Kalede 69 ŞL maçında görev yapan 35 yaşındaki Buffon var. Defansta en büyük güvence 25 maça çıkan Chiellini, 11’er kez görev yapan Barzagli ile Lichtsteiner ve 10’ar kez oynayan Bonucci ile Caceres. Ortada 93 maça çıkan 34 yaşındaki Pirlo, 9 maça çıkan bu sezonun sürpriz golcüsü Vidal ile 8 maça çıkmış 20 yaşındaki Pogba ve 7 maça çıkmış Gana’lı Kwadwo Asamoah bulunuyor. Forvette 35 maçta 10 gol bulan Vuninic, 27 maçta 6 golü olan Tevez ile 7 maçta 4 golü olan Quagliarella var. Henüz 4 maça çıkmış coach Conte takımın en yumuşak yanı.

Kopenhag: Takımın en tecrübeli ismi defansta 20 maça çıkmış 36 yaşındaki Mellberg. Kaleci Wiland 8 maça çıkmış. Forvet oyuncuları Braaten (12), Santin (6), Jorgensen (2), Pourie (0), Vetokele (0) toplam 20 maça çıkıp tek gol bulabilmişler. 14 maçta görev alan coach Solbakken en çekindiğim isim.
 
Galatasaray’da ise Muslera 10, Eboue 58, Sabri 16, Semih 10, Dany ve Chedjou ise 9’ar kez görev yaptılar. Ortada Sneijder 57, Hamit 36, Melo 21, Riera 20, Selçuk 10 kez görev yaptılar ve Melo ve Selçuk’un henüz golü yok! Forvette 79 maça çıkıp 40 gol atan 35 yaşındaki Drogba, 17 maça çıkıp 8 gol atan Burak, Amrabat 13, Umut 10 ile muhtemelen hayatının ilk Avrupa kupaları maçına ŞL ile başlayacak olan Bruma yer alacak. İmparatore ise 41. maçına çıkıyor, umarım 81’i de görürüz!