6 Kasım 2017 Pazartesi

Terör suçuna girer mi?

U17 maçında yapılan bu faulün terör suçuna alınması tartışılıyor, ya sizce?


18 Ağustos 2017 Cuma

Hem Serinleyin, Hem de Enerji Tasarrufu Yapın

Eğer bu sıcak havalarda vantilatör ile serinlemeye çalışıyorsanız baştan söyleyeyim: Boşuna uğraşıyorsunuz. Sıcak havayı bir noktadan diğerine taşımak, serinlemenizi sağlamıyor ve vantilatörler de tam olarak bu şekilde çalışıyor. Gelin gerçekçi olalım: Hava sıcaklığının zaman zaman 40 dereceyi aştığı bu aylarda, serinlemek için klima dışında bir seçeneğiniz yok. Ancak klima satın almak o kadar kolay bir iş değil: Hem enerji tasarruflu, hem uzun ömürlü ve hem de yaygın bir servis ağına sahip olmalı. Servis ağı özellikle önemli, yoksa hem montaj, hem de bakım için epey bir beklemek zorunda kalıyorsunuz! Piyasadaki klima modellerine bakın: Tüm bu özelliklere sahip olanların sayısının çok az olduğunu, onların da fiyatlarının neredeyse bir servet düzeyine yaklaştığını göreceksiniz. Neyse ki Uğur Soğutma’ya ait UIS 18 klima modeli, her bakımdan mükemmel bir seçenek olmayı başarıyor.

UIS 18’in bu denli iyi bir seçenek olmasının ilk nedeni, enerji tasarrufu. Hem A++ enerji sınıfına giren ve hem de inverter teknolojisini kullanan klima modellerinin sayısı oldukça azdır. UIS 18 ise, bu teknolojileri bütçeyi zorlamayacak fiyatlar ile sunuyor. Inverter teknolojisi sadece enerji tasarrufu değil, kullanım ömrünü de uzatıyor. Zira klima kompresörü, bu sayede yalnızca gerektiği zaman çalışıyor. Yenilikçi teknolojilerin kullanılması sayesinde, UIS 18 bekleme modundayken yalnızca 1W elektrik harcıyor. Bu inanılmaz bir oran, zira neredeyse %80 oranında bir enerji tasarrufu yaptığınız anlamına geliyor.

Yenilikçi teknolojiler sadece inverter sistemi ile sınırlı değil: Akıllı soğuk hava üfleme özelliği, ortam sıcaklığını yavaş ve doğal bir şekilde istenen dereceye getiriyor. Follow Me özelliği, kumandanın bulunduğu bölgeye göre ısıtma ve soğutma yapabilmesin sağlıyor. İyonizer ve bio-filtre özellikleri sayesinde de, sadece serin değil, temiz bir havaya sahip olabiliyorsunuz. Elektrik kesintilerini de dert etmeyin: UIS 18, enerji geldiğinde otomatik yeniden başlama özelliği sayesinde size iş düşmeden her şeyi otomatik olarak hallediyor. Farklı BTU seçenekleri mevcut olduğu için, size en uygun olan modeli Uğur Soğutma yetkili servisleri aracılığı ile tespit etmenizi tavsiye ederim. Daha sonra, https://satis.ugur.com.tr adresinden uygun fiyatlar ve 12 taksit avantajıyla siparişinizi hemen verebilirsiniz.

                                     

Bir boomads advertorial içeriğidir.

15 Ağustos 2017 Salı

Avrupa Eliti 2017...


KPMG şirketinin yaptığı Futbol Kulüpleri Değerlendirme Raporu’na göre en değerli 32 takım listelendi. Ülkelere göre dağılıma bakarsak İngiltere 8, İspanya ve İtalya 6, Almanya – Fransa – Türkiye 3, Hollanda 2 ve Portekiz 1 kulüple yer buldu, sıralama şöyle:


3 milyar € barajını aşan tek kulüp Manchester United oldu. İlk 10’da 6 İngiliz, 2 İspanyol, 1 Alman ve 1 İtalyan sıralandı. Premier League yayın gelirlerinin yüksekliği böyle devam ettiği sürece liste pek değişmeyecek gibi. Bir de şanssızlar var tabii, misal Tottenham başka bir ligde olsaydı muhtemelen kupa sayısında çok ciddi bir artış olurdu, milenyumdan sonra kazandığı kupa sayısı sadece 1.

32 kulüp içinde topraklarımızdan 3 ismi görebiliyoruz; Galatasaray Fenerbahçe ve bu yıl listeye girebilen Beşiktaş. GS ve FB daha önce çok kez yer alırken stadını tamamlayan BJK ilk kez yer aldı.

Şirket kulüpleri 5 ana noktada değerlendiriyor. Bu noktalar incelendikten sonra kulüplerin yaklaşık değerleri belirleniyor ve 32 takım listeleniyor. 2014-15 ve 2015-16 sezonlarının bilgileriyle oluşturulan değerlendirmede kulüplerin 1 Ocak 2017 tarihindeki durumları göz önünde bulunduruldu.
-       Karlılık: Son iki yılın personel gider ve gelirleri inceleniyor. Teknik ekip ve futbolcuların maaşları takip ediliyor. Finansal Fair Play sebebiyle özellikle bu sezon (2016-17) başında ciddi bir kemer sıkma politikasına giden Galatasaray bu artısıyla bir adım öne çıkıyor.
-       Popülerite: Kulüplerin sosyal medya siteleri facebook, instagram, twitter gibi platformlardaki takipçileri göz önünde bulunduruluyor.
-       Potansiyel: Kulüpte top koşturan futbolcuların değerleri. (Transfermarkt üzerinden bonservis bedelleri tespit ediliyor)
-       Yayın hakları: Takımların karşılaşmalarının televizyon yayınlarından elde ettiği ücret.
-       Stadyum: Kulüplerin stadyum sahipliği ve stadyumundan elde ettiği ek gelirler.

İlk 15'in içinde yer almaya başladığımızda Avrupa'dan kupa getirme konusunu tekrar konuşabiliriz.

30 Nisan 2017 Pazar

Majesteleri...

 


Banvit'in de finale yükselmesiyle son günlerdeki ana gündem basketbol ve öyleyse "majesteleri" salon dışındaki görselleriyle anılsın. Üstte Sports Illustrated dergisinde yer alan bir görselini paylaşarak başlayalım. Sayısız kez kapak olmuştu ama "işin başında" verdiği ilginç pozlardan birisidir bence.


Her başarılı sporcu (sanatçı - yönetici - siyasetçi vb.) hayatını iyi yaşamalı ve eğlenmeyi bilmeli, çarpışan arabalara binen MJ'ın yaptığı gibi.


Nike bugün dünyanın en büyük cirolu ve karlı markasıysa bunu kesinlikle "Nike Air" konsepti ile Michael Jordan'a borçludur, tabii ki MJ'de bu işten ciddi anlamda kazanç sağlamıştır.


Zevkli adamdı bizimkisi, Ferrari almakla yetinmeyip plakasına kadar özen göstermeye çalışıyordu.


Muhtemelen her şampiyon olduğu sezon üsttekine benzer pozu bulunur. Koca bir sezonun yorgunluğu ve zirvede yer almanın getirdiği gurur; O'nun da eğlenmeye hakkı var.

14 Nisan 2017 Cuma

Basketboldaki Avrupa Kupalarımız...


Türkiye olarak Avrupa Basketbolundan 6 adet şampiyonluk kupasını ülkemize getirdik, gelin beraber hatırlayalım.

İlki hepimiz için efsane olan Efes Pilsen tarafından 1995-96 sezonunda geldi. Tuncay Özilhan başkanlığında ve Aydın Örs yönetimindeki kadroda Petar Naumoski, Conrad McRae, Ufuk Sarıca, Mirsad Türkcan, Volkan Aydın, Tamer Oyguç, Murat Evliyaoğlu, Hüseyin Beşok, Bora Sancar, Mustafa Kemal Bitim, Alpay Öztaş, Erdal Bibo bulunuyordu. İlk maçı Bogdan Tanjevic idaresindeki ve Dejan Bodiroga, Gregor Fucka, Ferdinando Gentile ve Rolando Blackman kadrosuyla Olimpia Milano karşısında kendi sahamızda 76-68 kazanmıştık, rövanşta ise 70-77 kaybetmemize rağmen 1 sayı ile kupayı almayı başardık, bu aynı zamanda tarihimizin ilk kupasıydı, her ne kadar kulüp mecburiyetten ismini değiştirip Anadolu Efes adını alsa da benim jenerasyon için her zaman Efes Pilsen olarak kalacaktır.


2011-12 sezonunda Beşiktaş FIBA Eurochallenge Kupası’nı Debrecen’de yapılan final karşılaşmasında Fransız Elan Chalon takımını 91-86 yenerek elde etmişti. Yıldırım Demirören başkanlığında ve Ergin Ataman yönetimindeki kadroda  Mehmet Yağmur, Barış Hersek, Kartal Özmızrak, Zoran Erceg, Mehmet Ali Yatağan, Adem Ören, Serhat Çetin, Marcelus Kemp, Carlos Arroyo, David Hawkins, Erwin Dudley, Pops Mensah-Bonsu bulunuyordu. Rakipte ise Gregor Beugnot yönetiminde Blake Schilb, Abdul Aminu, Malcolm Delaney, Ilian Evtimov gibi isimler bulunmaktaydı.


2015-16 sezonunda Galatasaray Odeabank Dursun Özbek başkanlığında ve Ergin Ataman yönetiminde Eurocup’I kazanmayı bildi. Finalin ilk maçında deplasmanda 62-66 mağlup oldular ama Abdi İpekçi cehenneminde 78-67 kazanarak şampiyon oldular. Kadroda Blake Schilb, Kutay Akpulat, Errick McCollum, Vladimir Micov, Joey Dorsey, Şafak Edge, Ege Arar, İzzet Türkyılmaz, Stéphane Lasme, Dusan Cantekin, Doğukan Şanlı, Caleb Green, Sinan Güler, Göksenin Köksal yer almaktaydı, rakipte ise Vincent Collet yönetiminde Louis Campbell, Bangaly Fofana, Mardy Collins, Kyle Weems yer almaktaydı.



Bayanlarda ilk kupayı 2008-09 sezonunda Eurocup turnuvasında Adnan Polat’ın başkanı olduğu Galatasaray getirmişti. Finalin ilk maçını Cras Basket Taranto karşısında 67-55 kaybetmiş ama ikinci maçı uzatmada 82-61 kazanarak bayanlar tarihinde yerlerini almışlardı. Okan Çevik yönetimindeki kadroda Işıl Alben, Esra Şencebe, Sophia Young, Seimone Augustus, Marina Kress, Yasemen Saylar, Yasemin Horasan, Korel Engin, Bahar Çağlar, Şaziye İvegin, Tuğba Palazoğlu, Beril Binoğul bulunmaktaydı.


2013-14 sezonunda ise yine Galatasaray bu kez Ünal Aysal başkanlığında ve Ekrem Memnun yönetiminde Avrupanın en büyük kupası olan FIBA Avrupa Ligi kupasını ülkemize getirmişti. Kadrosunda Işıl Alben, Nevriye Yılmaz, Bahar Çağlar, Yasemen Saylar, Şebnem Kimyacıoğlu, Esra Şencebe, Ayşe Cora, Alba Torrens, Sancho Lyttle, Shavonte Zellous, Kelsey Bone yer almaktaydı. Türk Basketbol tarihinde şu ana kadar gelen en büyük kupa olarak bahsedilir.


Son olarak 2016-17 yani bu sezon Yakın Doğu Üniversitesi Eurocup şampiyonu olmuştur. Işık Eyigüngör başkanlığında ve Zafer Kalaycıoğlu idaresindeki takımın oyuncuları Emine Koç, Olcay Çakır, Bahar Çağlar, Gizem Başaran, Berfin Şatır, Sinem Ataş, Elin Eldebrink, Angelica Robinson, Anna Vajda, Yelena Leuchanka, Quanitra Hollingsworth, Essence Carson, Kayla McBride, Courtney Vandersloot şeklindedir.



Kupa getiren tüm takımlarımızı tebrik eder ve bu başarıların her sezona yayılmasını çok isterim.


25 Ocak 2017 Çarşamba

Avrupa Fatihi Galatasaray...



Taraftar boşuna "Avrupa'nın kralı olduk" tezahüratını bestelememiş, yukarıdaki resim bunu doğruluyor, 25 yıllık Şampiyonlar Ligi geçmişinde turnuvaya en çok katılım gösteren Türk takımı Galatasaray oldu. Fenerbahçe 28 puanla 47. Beşiktaş ise 25 puanla 50.sırada yer aldılar.

Zirvede 2 İspanyol Barcelona ve Real Madrid var, averajları bile aynı! Bayern Münih ve Manchester United zirveyi zorlamaya çalışıyorlar ama bu aralar zor! Sonra gelen 5'li Arsenal, Juventus, Milan, Chelsea ve Porto kendi aralarında çekişiyorlar gibi. Olympique Lyon ve İnter'in eski günlerinden uzak olduğu 4'lü de Borussia Dortmund ve Valencia hızla yükseliyorlar. Bu aralar avrupa kupalarına katılamayan! Galatasaray biraz kıpırdasa durgunluk döneminde bulunan Dinamo Kiev ve Olympiakos takımlarını rahatlıkla geride bırakabilir. Şampiyonluk kazanıp ilk 25 dışında kalan tek takım ise tarihinde şike lekesi bulunan Olympique Marsilya!

3 Ocak 2017 Salı

Elveda Euroleague...



Eurolegue’de sezonun yarısına geldik, bu bölümde CSKA Moskova’nın üstünlüğü bulunsa da dışarıda Darüşşafaka Doğuş, evlerinde Fenerbahçe mağlubiyetleri Türk takımlarından çekmeye devam edeceklerinin göstergesidir. En büyük şoku 2012 yılında Abdi İpekçi’de Galatasaray karşısında yaşadıklarını hatırlayalım. Toplama baktığımızda normal sezonun liderliği için en büyük aday durumundalar, elbette Teodosic ve De Colo ikilisinin performansı böyle devam ederse!.


İlk 8 içinde bitirecek takımlar belirginleşmeye başladı. Real MadridPanathinaikosOlympiakosFenerbahçe - Baskonia VitoriaAnadolu Efes - Darüşşafaka buranın adayları, sürpriz için Daçka iner Barça çıkar diyebilirim ama diğerlerinin değişeceğini pek sanmam. Eşleşme için CSKADaçka (Barça), RMA. Efes, FBPana, OlyBaskonia tahminlerim var, finalin bir kulpuna CSKA tutunurken diğerinde RM veya FB olacağa benziyor.

Bu sene 16 takımlı ligi herkes benimsemiş gözüküyor. Patron Jordi Bertomeu maç yoğunluğunu kabul ederken taraftarın oyuncuların antrenman yerine sahada olmalarını istediğini belirtiyor. Fazla haksız olduğunu söylemek yersiz olur, mini bir NBA testi yapıldığını düşünürsek ligde ve eurolegue’de final oynayacak Türk takımı toplamda 82 maça çıkacak ki bu sayının korkunç olduğunu düşünmüyorum.

Eurolegue tarihinde bu sene oynanan lig sistemi bir ilk olurken başka bir ilki Türk takımları başarmış durumda; tarihte ilk kez bir şehirden 4 takım yer alıyor: Efes ve FB direk katılırken, Daçka wild card ile GS Eurocup şampiyonu olduğu için otomatikmen yer aldılar. Seneye durum değişiyor, Efes ve FB yerlerini korurken wild card hiç bir takıma verilmeyecek, Türk takımları Eurocup’ta mücadele etmediği için katılım ihtimali doğal olarak yok.

İlk 8 dışında kalması neredeyse garantilenmiş olan Galatasaray’da işler çıkmaza girmeye başlamış durumda. Geçen seneden kalan yabancılar Vladimir Micov ve Blake Schilb olurken, yerlilerden Sinan Güler ve Göksenin Köksal ile devam edildi. Sene başında transfer edilen Nenad Krstic her ne kadar ses getiren bir transfer olsa da sakatlığı devam etmesine müsaade etmedi ve yerine çelimsiz Tibor Pleiss alındı, yanındaki uzun Deon Thompson verimsiz oynayınca, Austin Daye bekleneni karşılayamayınca uzun pozisyonumuz sadece Alexander Tyus’a kaldı ki performansı vasat civarında seyretti. Forvette geçen seneki yabancılara John Diebler, Emir Preldzic eklendi. Diebler bazı maçlarda selektör yapsa da bir türlü vites yükseltemedi. Emir ise sudan çıkmış balık gibi, halbuki daha iyi performanslarını görmüştük! En büyük sorunu oyun kurucu pozisyonunda yaşadığımız aşikar. Avrupa basketboluna yabancı Russ Smith ile coach kimyasının uyuşmadığı Justin Dentmon arasında sıkışıp kaldık, önce kadro dışılar, sonra aflar derken kendimizi her ikisinin ardından el sallarken bulduk! Russ Smith’in 7 maçtaki görüntüsü çok büyük kayıp olduğunu göstermezken Justin Dentmon’ın 8 maçtaki sahadaki duruşunu kayıp olarak düşünürüm, sayı lideri olması bir anlamda bu görüşü doğrulamakta. Burada Ergin Ataman’a bir parantez açmak gerekir. GS taraftarı olduğunu biliyoruz, ücretinde indirim yapmanı takdir ediyoruz, iddialı takımlarda görev almak istemeni mantıklı buluyoruz ama kendi seçtiğin oyuncularla yaşadığın sıkıntı sonucu oyun kurucu pozisyonumuz Sinan’a kalıyorsa aynaya bakman gerekir. Geçen sene finalde seni nasıl alkışladıysak şimdi de yermenin vaktidir. Yine de kaybedilmiş çok şey yok, bir an önce toparlanıp lige konsantre olman, 2 takviyeyle ligi tepede bitirme şansın var ve kullanmanı bekliyoruz. Şampiyon dahi olsak EL’de yer alamayacağımıza göre gelecek senenin takımını yapmanı da bekliyoruz. Eğer umut görüyorsan Can KorkmazEge ArarOrhan Hacıyeva isimlerinin üzerinde durmanı rica ediyoruz.

Sinan Güler için bir paragraf açarak yazımızı sonlandıralım. Tam bir kaptan gibi davranıyor, üzerine kalan oyun kurucu pozisyonunun karşılığını vermeye gayret ediyor, her şeyden önce takımın geri kalanına liderlik edip savaşmalarını bekliyor; senin gibisi zor bulunur, umarım 2-3 sene daha sözleşme yapılır.

7 Aralık 2016 Çarşamba

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama
Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.
haydar-colakoglu
YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor.
haydar-colakoglu-teb-genel-mudur
haydar-colakoglu-teb
haydar-colakoglu-teb-genel-mudur
Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;
“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.
YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.
Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.
haydar-colakoglu-yolo-turkiye
Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.
Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”
GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

30 Eylül 2016 Cuma

Türkiye Spor Toto Süper Ligi 2016-2017...


Turgay Şeren Sezonu için geç yazmamın sebebi transferlerin tamamlanması idi, bittiğine göre yorumlara başlayabiliriz.

Bence şampiyonluk adayları ilk 3 FB (158M€) – BJK (117M€) – GS (106M€) şeklinde, zaten piyasa değerleri de bunu göstermekte (3 büyükler 381M€ iken ligin değeri 913M€). Ayrıca ligin en pahalı 11’ine bakacak olursak (Muslera 14M€ - van der Wiel 7,50M€ - Skrtel 8M€ - Kjaer 10M€ - Topal 10M€ - Oğuzhan 14M€ - Lens 11M€ - Sneijder 11M€ - Sow 13M€ - Aboubakar 10,50M€) 6 FB – 3 BJK – 2 GS şeklinde oluşuyor (uğraşmayın ben hesapladım, toplamı 118M€, ligin geri kalan ilk 11 değeri ise 466M€!).

Fenerbahçe’nin satın aldığı tek oyuncu Skrtel oldu, ben olsam 32 yaşındaki stopere 6M€ vermezdim! Sow ve Lens’in kiralık gelmesi ile kadro etkileyici hale büründü ama Atıf Roman vakit kaybı. En büyük dertleri BJK'ya kaptırdıkları Caner ile Gökhan’ın yerini özellikle hücumda doldurmak olacak, şimdilik öndeki Lens ve Volkan bu eksiği kapatıyorlar ama ne kadar sürdürebilirler bakmak lazım. Sattıkları tek oyuncu taraftarlarının “Portekiz çingenesi” lakabı taktığı Nani oldu, adam bir türlü yaranamadı! Diego Kadlec Holmen Meireles başta olmak üzere güzel bir temizlik de yaptılar.
Beşiktaş’ın en pahalı transferi 2M€ ile Marcelo olurken en pahalı satışı 7,50M€ ile Sosa oldu, toplamda 4M€ karda olduklarını söyleyebiliriz. Kadroya bakacak olursak derin ve geniş kadrolarında bence en büyük sıkıntı Gomez’in yerini doldurma konusunda olacak, Aboubakar tutarsa yol alırlar ama Şampiyonlar Ligi’nin tecrübeli bir taraftarı olarak 6 maçın çok yıpratıcı olacağını ve BJK’ın bunu kaldıramayacağını düşünüyorum. Bu arada ben olsam Furkan Yaman’ı bedavaya Kayseri’ye vermezdim!
Gelelim gönlümüzün sultanına; sene başında Başkan Özbek için istifa çığlıkları yükselirken ilk 2 maçın kazanılması sonucu itirazlar birden kesiliverdi, kaldı ki transferde aman aman bir görüntü çizmediler. Serdar Aziz (4,50M€) – Eren Derdiyok (4M€) – Tolga Ciğerci (3M€) önde gelen transferleri, toplam 14M€ harcadılar. Gidenlerde Alex Telles (6,50M€) – Jose Rodriguez (2,15M€) – Dzemaili (1,30M€) oldu, toplam gelir 10M€ ile KAP açıklamalarına göre zarar eden tek büyük durumundular! İlk 11’de geçen yıldan farklı 3 oyuncu oynuyor, Tolga Eren ve Bruma, geri kalanlar geçen yıl 28 puan fark yiyenlerden oluşuyor!

İlk 5 haftada yaşanan en büyük sürpriz Kayseri’nin Kanarya’dan puan alması oldu. Pereira’nın gönderilmesinden sonra yerine gelen kurt Advocaat ile ivme yakaladılar, Avrupa’da iyi gidiyorlar, oluşan suni puan farkı önemsiz, hala şampiyonluğun en güçlü adayı konumundalar, yeter ki taraftarın gazına gelip Salih Köybaşı Stoch ısrarı yaşamasınlar. Ha bir de şimdilik Sow’un üstlendiği “Emenike’yi kontrol etme” işini sezon sonuna kadar sürdürmeliler. Karakartal GS maçı dışında fena oynamadı, ilk derbisine çıkan Palabıyık kartlarını hatırlayabilseydi hezimete uğrayabilirlerdi. Şenol hocanın buradan ciddi ders çıkarması lazım yani kadroyu ve özellikle Cenk Tosun ile Talisca'yı sürekli kurcalamamalı. Ve eğer Töre İngiltere’de dikiş tutturamazsa devre arasında geri gelmeli, birçok maçta kilidi açabilir. Bir de Olcay’a sormalılar genel-geçer bir kariyerin mi olsun yoksa efsane mi; güvenilirken kötü oynamaya hakkı yok! Cimbom’un şimdiye kadar oynadığı oyun şaşırttı, özellikle Tolga Eren Bruma 3’lüsünün sıkı performansları, Sneijder’in milli takım sevdası yüzünden bu seneye asılması, Muslera’nın kendi kalitesinde başlaması ve eksiklerin dönecek olması ile taraftar havaya girdi ki bu seviyeye yükseldiklerinde ezip geçerler! En büyük görev çaylak Riekerink’e düşüyor ama 2 Terim sorusu ile nasıl dağılmaya meyilli olduğunu gördük!

Ligin geri kalanında Başakşehir Osmanlıspor Bursaspor Gençlerbirliği ve benim favorim Karabükspor’u konuşacak gibiyiz. Geçen yıldan kalan Akhisar ve Konya’nın cakaları artık yerinde yok. Yeni gelenlerden Alanyaspor iyi gidişini bakalım devam ettirebilecek mi ve nedir o Vagner Love transferi, bravo! Ayrıca Emre Akbaba - İrfan Can KahveciSerdar GürlerCengiz ÜnderMusa Çağıran’ı takip edeceğiz. Kasımpaşa ve Çaykur Rizespor’a bol bol başarılar çünkü ihtiyaçları olacak gibi...

5 Eylül 2016 Pazartesi

2016 Avrupa Futbol Şampiyonası ardından...


1992 Danimarka, 2004 Yunanistan sonrası yine sürpriz bir şampiyon çıktı bence; Portekiz ve Cristiano Ronaldo harika bir çıkardılar ve ilk şampiyonluklarını kazandılar, kıta ise 10.şampiyonunu çıkardı. Portekiz diğer iki ülkeye göre daha hazırdı şampiyonluğa, 1984 – 2000 – 2012 yıllarında yarı final, ev sahibi oldukları 2004’te ise finalde kaybetmişlerdi. Bu arada Ronaldo tüm zamanların gol krallığında 9 gollü Platini’ye ortak olmayı başardı.

Rusya gruptan çıkamadan, İngiltere, İspanya çeyrek finale kalamadan elendiler, İtalya çeyrek finalde, Almanya yarı finalde turnuvayı tamamladılar. Portekiz’in yanı sıra en popüler ülke gerek mücadeleci oyunları gerekse taraftarların balina sesi tezahüratı ile İzlanda oldu. Çeyrek finalde elenen Polonya’yı  da başarılı ülkeler arasına yazmak gayet mümkün olur.

İz bırakan oyuncular grubuna Ronaldo, Bale, Griezmann, Giroud, Payet, Nani, Quaresma, Pogba, Bjarnason yazabilirken hayal kırıklığına ise Müller, Gignac, Mesut, Kevin de Bruyne, Fabregas, Götze yazmak isterim.

En büyük hayal kırıklığı ise Emre Mor haricindeki Türk Milli Takımı oldu benim için. Balık baştan kokar, imparator Fatih Terim’den başlayabiliriz, bu kadar yetenekli ve tecrübeli oyuncu grubunu idare edememesi bana tuhaf geldi, ya yaşlanıyor ya da elemanlar fena azmışlar! Bence en büyük hatası Mehmet Topal’ı stoperde oynatması, buranın bolca adayı (Yalçın Ayhan Ömer Toprak Ersan Gülüm - Egemen Korkmaz Uğur Demir Emre Taşdemir) varken orta sahada Selçuk’la eşleştirmen gereken oyuncudan da bir anlamda vazgeçmiş oldun, bir sonraki turnuvaya hazır olacak Ozan’ı da bir anlamda yıprattın. Prim mevzusuna hiç girmeyeceğim, 2010 yılında basketbolculara verilen 28.000.000 TL hala muamma iken 6 yıl sonra benzer bir olayın yaşanmasına şaşırmadım. Beni asıl ilgilendiren oyuncu grubunun buraya gelirken son 5 maçta yaşadığı ve yaşattığı mücadeleyi turnuva boyunca sergileyememesidir. Arda sadece ülkemizin değil Avrupa’nın sayılı oyuncularındandır, keza Burak-Selçuk-Gökhan-Caner boş adam değillerdir ama kendilerini sahada tanımakta çok zorlandık. Birinin transferi diğerinin eşi öbürünün primi berikinin liderlik derdi derken 3 maç çabucak geçiverdi, ilk elenen 6 ülkenin içinde bulduk kendimizi. İlk maç zaten belirleyici olacaktı ama ne yalan söyleyeyim Hırvatistan karşısında beraberlik umudumu taşıyordum, İspanya’dan puan almamız zordu ve Arda’nın hatırına kısa kestiler, Çek Cumhuriyeti bizden çektiğini sanırım kimseden çekmedi, son 4 resmi maçın 3’ünü biz aldık. Tek rengimiz Emre Mor oldu, değil bizim takımda turnuvada Modric sonrası mutluluk veren isimdi kendisi, umarım üzerine koyarak devam eder.

Avrupa’da 12., dünyada ise 19.sıradayız, daha geriye gitmeden her yıl 1’er basamak ilerlemeyi hedeflersek bence daha mutlu günlerimiz olabilir.