19 Eylül 2018 Çarşamba

“Hayalim dünya kadar büyük”


Taraftar çok formda ve hatırı sayılı performans gösterdi, Fatih Terim maç öncesi ne düşündüyse uygulayabildi, futbolcular seviyenin karşılığını verdi, Lokomotif Moskova ürkekliği atınca tehlikeli oldu, hesaba 2.7M€ geldi, bilet ve GSStore geliri 10MTL ile kasa rahatladı.


Dün gecenin kısa bir özetini bu şekilde yapsak yanlış olmaz. Kısa bir aradan sonra Avrupa arenasında boy göstermeyi herkes özlemiş. Taraftar zaman zaman izleyiciye dönüşse de görevini net şekilde yapmıştır. 43.542 kayıtlı seyirci sayısını artık 50.000 sınırına çekmeliyiz, bence hala beleş giriş yapanlar var gibi!


Fatih Terim ve Hasan Şaş - Ümit Davala - Levent Şahin üçlüsünden oluşan kenar yönetim maç öncesi ne düşündüyse (20-50 arası hariç) çıktığını düşünüyorum. "Hayalim dünya kadar büyük" diyen İmparator için ustalık döneminden bir kesit izledik diyebiliriz. Sadece satışı için vitrinde kalması gereken Younes Belhanda'nın oyunda bu kadar kalması hataydı ama sebebi gerçekçiydi.


Gary Rodrigues dün gecenin baş kahramanlarından biriydi, içeri kat ederek yaptığı vuruş kendi stilinin parçası olma yolunda. Ryan Donk hocanın ellerinde bambaşka kimliklere bürünüyor, dün gece stoper görevi biçilmişti. Fernando Muslera artık rakiplerimizi kıskandıracak seviyeye ulaştı. Serdar Aziz bölgesinde son sözü söyleyendi. Eren Derdiyok o 24 metreyi sanırım hiç unutmayacak, bizler de. Martin Linnes ete bürünmüş robot gibi, programcısını hiç yanıltmıyor. Birisi rakipte büyük miktarda "çiğ et" stoğu olduğunu söylemiş Badou Ndiaye'ye, deli gibi saldırıyordu. Fernando Reges kalitesini sahaya yansıtabildi ama sarı kartından hoşlanmadım. Emre Akbaba biraz heyecanlı ve güçsüz olsa da gollerin tamamında vardı ve ancak faulle durdurabildiler. Yuto Nagatomo böyle devam ederse bir kaç Japon daha transfer ederiz gibi duruyor.


Tarihimizin en net sonuçlarından birini aldık. İddianın devamı için 3 Ekim Çarşamba gecesi Porto maçına şimdiden hazırlanmalıyız; yürüyedur.




5 Haziran 2018 Salı

Burada kalmıştık...



En fazla şampiyonluk yaşayan takım konumundaki Galatasaray 21. kez mutlu sona ulaştı ve arkadakilerle farkı biraz daha açtı. Hiç kuşkusuz ligin en iyi top oynayan ve en heyecan verici takımı oldular. Lige Dursun Özbek başkanlığında ve Igor Tudor yönetiminde fırtına gibi giriş yapan ardından önce Fatih Terim ve Mustafa Cengiz ile son bulan değişim takıma olumlu katkı yaptı ve sürpriz yaşanmadı.

Fatih Terim evine geri döndüğünde sonradan Türkiye’nin en çok etkileşim yapan tweet’ini gönderdiğini öğrenecektik. Her yaptığı olay olan ülkenin en iyi teknik adamının bu yönüyle de tarihe geçmesi enteresan oldu.


Futbolcuların Aslantepe’de farklı oynadıkları kesin, deplasmanda ise heyecanı sağlamaya çalışan görevliler sayesinde üst üste gelen mağlubiyetler güvensizlik yarattı ama son haftalarda hataya mahal vermediler. Bafetimbi Gomis attığı 29 golle hem gol kralı hem en fazla gol atan yabancı futbolcu hem de en fazla kral çıkartan kulüp Galatasaray oldu, bir futbolcu ligi ancak bu kadar domine edebilirdi! Fernando Muslera teknik heyet değişikliğinden sonra Taffarel ile çalışmaya başladı ve başarıda önemli pay sahibi oldu. Garry Rodrigues bir açıldı pir açıldı, geçen seneki Bruma’yı neredeyse aratmadı ve benzer bir transfer yapmasına kesin gözüyle bakıyorum. Sinan Gümüş şapkadan çıkarttığı 2 mucize golle hepimizle tekrar barıştı. Sofiane Feghouli ilk maçında attığı olağanüstü golle şampiyonluğun habercisi gibiydi. Younes Belhanda Sneijder sonrası geldiği için işi çok zordu, gösterişsiz oynadı ama bence faydalıydı. Maicon Rogue ligi başladığı gibi bitiremedi ama ilk yarıda yaptığı katkı çok iyiydi. Serdar Aziz şampiyonlukta gizli kahraman olarak gözüktü. Takımda en beğendiğim isim Fernando Reges ise kendine yakıştırılan “general” lakabının karşılığını çok iyi verdi, ben bu topraklarda bu kadar iyisini görmedim! Mariano Filho belki bizleri en rahatlatan oyuncu oldu, yıllarca servet döktüğümüz bölgeye yaptığı katkı ve formu ile Martin Linnes’i hep hazır tutması harika sonuç verdi. Ryan Donk kulüpte görevinin top oynamak olduğunu hatırladı ve biraz olsun borcunu ödedi. Jason Denayer bana göre son haftalarda en iyi formunu sergiledi, bunun üzerine çıkacağını sanmam! Yuto Nagatomo ise kısa sürede büyük işlere imza attı ve herkesi kendisine hayran bıraktı.  Tolga Ciğerci, Selçuk İnan, Eren Derdiyok, Yasin Öztekin, Ahmet Çalık ara ara yaptıkları katkılar ile 21’de söz sahibi oldular.


Hakemler diğer zirve takımlarının puanlarına katkı yaparken bizim iç sahada tulum çıkartmamıza maalesef müsaade etmediler. Özellikle deplasman maçlarında yaşadığımız sorunların baş aktörleri oldular.

Son söz büyük taraftara! Ultraslan’ı eleştirdiğim günler oldu ama bu sene yaptıkları açıklamalar ve verdikleri destekle kulübe resmen el koydular, kupanın bir kulpu futbolcular ve teknik heyette ise diğer kulp kesinlikle taraftarda idi. Gerek ortalama seyirci sayısında (40.778) gerekse kombine satışında (28.896) zirveyi bırakmadılar.


Seneye yine evimizdeyiz yani Şampiyonlar Ligi, bütçe kısıtlaması ile işimiz zor ama umutsuz yaşanmıyor!

2 Ocak 2018 Salı

En büyük 30 kulüp...


Ceux sont les meilleures équipes 
Sie sind die allerbesten Mannschaften
The Main Event!
Tony Britten idaresindeki Kraliyet Filarmoni Orkestrası icrası olan bu eser çalmaya başladığında sanırım etkilenmeyeniz yoktur! Ama Şampiyonlar Ligi günümüzdeki formata gelene kadar bir çok değişime uğradı. Hatta 1992-93 öncesi bambaşka bir sistem vardı: Şampiyon Kulüpler Kupası! Benim gönlüm hala o formattadır.

Şampiyon Kulüpler Kupası ve Şampiyonlar Ligi tarihinin en iyi 30 takımı yayınlandı. Yeniyetmeler bazı takımları görünce şaşırabilir, mesela ilk 10'da neden 2 Portekiz takımı hatta Dinamo Kiev - Celtic - Anderlecht - Glasgow Rangers - PSV - Steau Bükreş - Sparta Prag - Kızılyıldız - Rosenborg yer almakta? Tabii ki adil bir şekilde oynanan ilk etap yani Şampiyon Kulüpler Kupası sayesinde. 

Muhtemelen 10 sene sonra bu liste yavaş yavaş değişmeye başlar, özellikle para sahibi İngiliz - İspanyol ve Alman takımları kaplamaya başlar.

6 Kasım 2017 Pazartesi

Terör suçuna girer mi?

U17 maçında yapılan bu faulün terör suçuna alınması tartışılıyor, ya sizce?


18 Ağustos 2017 Cuma

Hem Serinleyin, Hem de Enerji Tasarrufu Yapın

Eğer bu sıcak havalarda vantilatör ile serinlemeye çalışıyorsanız baştan söyleyeyim: Boşuna uğraşıyorsunuz. Sıcak havayı bir noktadan diğerine taşımak, serinlemenizi sağlamıyor ve vantilatörler de tam olarak bu şekilde çalışıyor. Gelin gerçekçi olalım: Hava sıcaklığının zaman zaman 40 dereceyi aştığı bu aylarda, serinlemek için klima dışında bir seçeneğiniz yok. Ancak klima satın almak o kadar kolay bir iş değil: Hem enerji tasarruflu, hem uzun ömürlü ve hem de yaygın bir servis ağına sahip olmalı. Servis ağı özellikle önemli, yoksa hem montaj, hem de bakım için epey bir beklemek zorunda kalıyorsunuz! Piyasadaki klima modellerine bakın: Tüm bu özelliklere sahip olanların sayısının çok az olduğunu, onların da fiyatlarının neredeyse bir servet düzeyine yaklaştığını göreceksiniz. Neyse ki Uğur Soğutma’ya ait UIS 18 klima modeli, her bakımdan mükemmel bir seçenek olmayı başarıyor.

UIS 18’in bu denli iyi bir seçenek olmasının ilk nedeni, enerji tasarrufu. Hem A++ enerji sınıfına giren ve hem de inverter teknolojisini kullanan klima modellerinin sayısı oldukça azdır. UIS 18 ise, bu teknolojileri bütçeyi zorlamayacak fiyatlar ile sunuyor. Inverter teknolojisi sadece enerji tasarrufu değil, kullanım ömrünü de uzatıyor. Zira klima kompresörü, bu sayede yalnızca gerektiği zaman çalışıyor. Yenilikçi teknolojilerin kullanılması sayesinde, UIS 18 bekleme modundayken yalnızca 1W elektrik harcıyor. Bu inanılmaz bir oran, zira neredeyse %80 oranında bir enerji tasarrufu yaptığınız anlamına geliyor.

Yenilikçi teknolojiler sadece inverter sistemi ile sınırlı değil: Akıllı soğuk hava üfleme özelliği, ortam sıcaklığını yavaş ve doğal bir şekilde istenen dereceye getiriyor. Follow Me özelliği, kumandanın bulunduğu bölgeye göre ısıtma ve soğutma yapabilmesin sağlıyor. İyonizer ve bio-filtre özellikleri sayesinde de, sadece serin değil, temiz bir havaya sahip olabiliyorsunuz. Elektrik kesintilerini de dert etmeyin: UIS 18, enerji geldiğinde otomatik yeniden başlama özelliği sayesinde size iş düşmeden her şeyi otomatik olarak hallediyor. Farklı BTU seçenekleri mevcut olduğu için, size en uygun olan modeli Uğur Soğutma yetkili servisleri aracılığı ile tespit etmenizi tavsiye ederim. Daha sonra, https://satis.ugur.com.tr adresinden uygun fiyatlar ve 12 taksit avantajıyla siparişinizi hemen verebilirsiniz.

                                     

Bir boomads advertorial içeriğidir.

15 Ağustos 2017 Salı

Avrupa Eliti 2017...


KPMG şirketinin yaptığı Futbol Kulüpleri Değerlendirme Raporu’na göre en değerli 32 takım listelendi. Ülkelere göre dağılıma bakarsak İngiltere 8, İspanya ve İtalya 6, Almanya – Fransa – Türkiye 3, Hollanda 2 ve Portekiz 1 kulüple yer buldu, sıralama şöyle:


3 milyar € barajını aşan tek kulüp Manchester United oldu. İlk 10’da 6 İngiliz, 2 İspanyol, 1 Alman ve 1 İtalyan sıralandı. Premier League yayın gelirlerinin yüksekliği böyle devam ettiği sürece liste pek değişmeyecek gibi. Bir de şanssızlar var tabii, misal Tottenham başka bir ligde olsaydı muhtemelen kupa sayısında çok ciddi bir artış olurdu, milenyumdan sonra kazandığı kupa sayısı sadece 1.

32 kulüp içinde topraklarımızdan 3 ismi görebiliyoruz; Galatasaray Fenerbahçe ve bu yıl listeye girebilen Beşiktaş. GS ve FB daha önce çok kez yer alırken stadını tamamlayan BJK ilk kez yer aldı.

Şirket kulüpleri 5 ana noktada değerlendiriyor. Bu noktalar incelendikten sonra kulüplerin yaklaşık değerleri belirleniyor ve 32 takım listeleniyor. 2014-15 ve 2015-16 sezonlarının bilgileriyle oluşturulan değerlendirmede kulüplerin 1 Ocak 2017 tarihindeki durumları göz önünde bulunduruldu.
-       Karlılık: Son iki yılın personel gider ve gelirleri inceleniyor. Teknik ekip ve futbolcuların maaşları takip ediliyor. Finansal Fair Play sebebiyle özellikle bu sezon (2016-17) başında ciddi bir kemer sıkma politikasına giden Galatasaray bu artısıyla bir adım öne çıkıyor.
-       Popülerite: Kulüplerin sosyal medya siteleri facebook, instagram, twitter gibi platformlardaki takipçileri göz önünde bulunduruluyor.
-       Potansiyel: Kulüpte top koşturan futbolcuların değerleri. (Transfermarkt üzerinden bonservis bedelleri tespit ediliyor)
-       Yayın hakları: Takımların karşılaşmalarının televizyon yayınlarından elde ettiği ücret.
-       Stadyum: Kulüplerin stadyum sahipliği ve stadyumundan elde ettiği ek gelirler.

İlk 15'in içinde yer almaya başladığımızda Avrupa'dan kupa getirme konusunu tekrar konuşabiliriz.

30 Nisan 2017 Pazar

Majesteleri...

 


Banvit'in de finale yükselmesiyle son günlerdeki ana gündem basketbol ve öyleyse "majesteleri" salon dışındaki görselleriyle anılsın. Üstte Sports Illustrated dergisinde yer alan bir görselini paylaşarak başlayalım. Sayısız kez kapak olmuştu ama "işin başında" verdiği ilginç pozlardan birisidir bence.


Her başarılı sporcu (sanatçı - yönetici - siyasetçi vb.) hayatını iyi yaşamalı ve eğlenmeyi bilmeli, çarpışan arabalara binen MJ'ın yaptığı gibi.


Nike bugün dünyanın en büyük cirolu ve karlı markasıysa bunu kesinlikle "Nike Air" konsepti ile Michael Jordan'a borçludur, tabii ki MJ'de bu işten ciddi anlamda kazanç sağlamıştır.


Zevkli adamdı bizimkisi, Ferrari almakla yetinmeyip plakasına kadar özen göstermeye çalışıyordu.


Muhtemelen her şampiyon olduğu sezon üsttekine benzer pozu bulunur. Koca bir sezonun yorgunluğu ve zirvede yer almanın getirdiği gurur; O'nun da eğlenmeye hakkı var.

14 Nisan 2017 Cuma

Basketboldaki Avrupa Kupalarımız...


Türkiye olarak Avrupa Basketbolundan 6 adet şampiyonluk kupasını ülkemize getirdik, gelin beraber hatırlayalım.

İlki hepimiz için efsane olan Efes Pilsen tarafından 1995-96 sezonunda geldi. Tuncay Özilhan başkanlığında ve Aydın Örs yönetimindeki kadroda Petar Naumoski, Conrad McRae, Ufuk Sarıca, Mirsad Türkcan, Volkan Aydın, Tamer Oyguç, Murat Evliyaoğlu, Hüseyin Beşok, Bora Sancar, Mustafa Kemal Bitim, Alpay Öztaş, Erdal Bibo bulunuyordu. İlk maçı Bogdan Tanjevic idaresindeki ve Dejan Bodiroga, Gregor Fucka, Ferdinando Gentile ve Rolando Blackman kadrosuyla Olimpia Milano karşısında kendi sahamızda 76-68 kazanmıştık, rövanşta ise 70-77 kaybetmemize rağmen 1 sayı ile kupayı almayı başardık, bu aynı zamanda tarihimizin ilk kupasıydı, her ne kadar kulüp mecburiyetten ismini değiştirip Anadolu Efes adını alsa da benim jenerasyon için her zaman Efes Pilsen olarak kalacaktır.


2011-12 sezonunda Beşiktaş FIBA Eurochallenge Kupası’nı Debrecen’de yapılan final karşılaşmasında Fransız Elan Chalon takımını 91-86 yenerek elde etmişti. Yıldırım Demirören başkanlığında ve Ergin Ataman yönetimindeki kadroda  Mehmet Yağmur, Barış Hersek, Kartal Özmızrak, Zoran Erceg, Mehmet Ali Yatağan, Adem Ören, Serhat Çetin, Marcelus Kemp, Carlos Arroyo, David Hawkins, Erwin Dudley, Pops Mensah-Bonsu bulunuyordu. Rakipte ise Gregor Beugnot yönetiminde Blake Schilb, Abdul Aminu, Malcolm Delaney, Ilian Evtimov gibi isimler bulunmaktaydı.


2015-16 sezonunda Galatasaray Odeabank Dursun Özbek başkanlığında ve Ergin Ataman yönetiminde Eurocup’I kazanmayı bildi. Finalin ilk maçında deplasmanda 62-66 mağlup oldular ama Abdi İpekçi cehenneminde 78-67 kazanarak şampiyon oldular. Kadroda Blake Schilb, Kutay Akpulat, Errick McCollum, Vladimir Micov, Joey Dorsey, Şafak Edge, Ege Arar, İzzet Türkyılmaz, Stéphane Lasme, Dusan Cantekin, Doğukan Şanlı, Caleb Green, Sinan Güler, Göksenin Köksal yer almaktaydı, rakipte ise Vincent Collet yönetiminde Louis Campbell, Bangaly Fofana, Mardy Collins, Kyle Weems yer almaktaydı.



Bayanlarda ilk kupayı 2008-09 sezonunda Eurocup turnuvasında Adnan Polat’ın başkanı olduğu Galatasaray getirmişti. Finalin ilk maçını Cras Basket Taranto karşısında 67-55 kaybetmiş ama ikinci maçı uzatmada 82-61 kazanarak bayanlar tarihinde yerlerini almışlardı. Okan Çevik yönetimindeki kadroda Işıl Alben, Esra Şencebe, Sophia Young, Seimone Augustus, Marina Kress, Yasemen Saylar, Yasemin Horasan, Korel Engin, Bahar Çağlar, Şaziye İvegin, Tuğba Palazoğlu, Beril Binoğul bulunmaktaydı.


2013-14 sezonunda ise yine Galatasaray bu kez Ünal Aysal başkanlığında ve Ekrem Memnun yönetiminde Avrupanın en büyük kupası olan FIBA Avrupa Ligi kupasını ülkemize getirmişti. Kadrosunda Işıl Alben, Nevriye Yılmaz, Bahar Çağlar, Yasemen Saylar, Şebnem Kimyacıoğlu, Esra Şencebe, Ayşe Cora, Alba Torrens, Sancho Lyttle, Shavonte Zellous, Kelsey Bone yer almaktaydı. Türk Basketbol tarihinde şu ana kadar gelen en büyük kupa olarak bahsedilir.


Son olarak 2016-17 yani bu sezon Yakın Doğu Üniversitesi Eurocup şampiyonu olmuştur. Işık Eyigüngör başkanlığında ve Zafer Kalaycıoğlu idaresindeki takımın oyuncuları Emine Koç, Olcay Çakır, Bahar Çağlar, Gizem Başaran, Berfin Şatır, Sinem Ataş, Elin Eldebrink, Angelica Robinson, Anna Vajda, Yelena Leuchanka, Quanitra Hollingsworth, Essence Carson, Kayla McBride, Courtney Vandersloot şeklindedir.



Kupa getiren tüm takımlarımızı tebrik eder ve bu başarıların her sezona yayılmasını çok isterim.


25 Ocak 2017 Çarşamba

Avrupa Fatihi Galatasaray...



Taraftar boşuna "Avrupa'nın kralı olduk" tezahüratını bestelememiş, yukarıdaki resim bunu doğruluyor, 25 yıllık Şampiyonlar Ligi geçmişinde turnuvaya en çok katılım gösteren Türk takımı Galatasaray oldu. Fenerbahçe 28 puanla 47. Beşiktaş ise 25 puanla 50.sırada yer aldılar.

Zirvede 2 İspanyol Barcelona ve Real Madrid var, averajları bile aynı! Bayern Münih ve Manchester United zirveyi zorlamaya çalışıyorlar ama bu aralar zor! Sonra gelen 5'li Arsenal, Juventus, Milan, Chelsea ve Porto kendi aralarında çekişiyorlar gibi. Olympique Lyon ve İnter'in eski günlerinden uzak olduğu 4'lü de Borussia Dortmund ve Valencia hızla yükseliyorlar. Bu aralar avrupa kupalarına katılamayan! Galatasaray biraz kıpırdasa durgunluk döneminde bulunan Dinamo Kiev ve Olympiakos takımlarını rahatlıkla geride bırakabilir. Şampiyonluk kazanıp ilk 25 dışında kalan tek takım ise tarihinde şike lekesi bulunan Olympique Marsilya!

3 Ocak 2017 Salı

Elveda Euroleague...



Eurolegue’de sezonun yarısına geldik, bu bölümde CSKA Moskova’nın üstünlüğü bulunsa da dışarıda Darüşşafaka Doğuş, evlerinde Fenerbahçe mağlubiyetleri Türk takımlarından çekmeye devam edeceklerinin göstergesidir. En büyük şoku 2012 yılında Abdi İpekçi’de Galatasaray karşısında yaşadıklarını hatırlayalım. Toplama baktığımızda normal sezonun liderliği için en büyük aday durumundalar, elbette Teodosic ve De Colo ikilisinin performansı böyle devam ederse!.


İlk 8 içinde bitirecek takımlar belirginleşmeye başladı. Real MadridPanathinaikosOlympiakosFenerbahçe - Baskonia VitoriaAnadolu Efes - Darüşşafaka buranın adayları, sürpriz için Daçka iner Barça çıkar diyebilirim ama diğerlerinin değişeceğini pek sanmam. Eşleşme için CSKADaçka (Barça), RMA. Efes, FBPana, OlyBaskonia tahminlerim var, finalin bir kulpuna CSKA tutunurken diğerinde RM veya FB olacağa benziyor.

Bu sene 16 takımlı ligi herkes benimsemiş gözüküyor. Patron Jordi Bertomeu maç yoğunluğunu kabul ederken taraftarın oyuncuların antrenman yerine sahada olmalarını istediğini belirtiyor. Fazla haksız olduğunu söylemek yersiz olur, mini bir NBA testi yapıldığını düşünürsek ligde ve eurolegue’de final oynayacak Türk takımı toplamda 82 maça çıkacak ki bu sayının korkunç olduğunu düşünmüyorum.

Eurolegue tarihinde bu sene oynanan lig sistemi bir ilk olurken başka bir ilki Türk takımları başarmış durumda; tarihte ilk kez bir şehirden 4 takım yer alıyor: Efes ve FB direk katılırken, Daçka wild card ile GS Eurocup şampiyonu olduğu için otomatikmen yer aldılar. Seneye durum değişiyor, Efes ve FB yerlerini korurken wild card hiç bir takıma verilmeyecek, Türk takımları Eurocup’ta mücadele etmediği için katılım ihtimali doğal olarak yok.

İlk 8 dışında kalması neredeyse garantilenmiş olan Galatasaray’da işler çıkmaza girmeye başlamış durumda. Geçen seneden kalan yabancılar Vladimir Micov ve Blake Schilb olurken, yerlilerden Sinan Güler ve Göksenin Köksal ile devam edildi. Sene başında transfer edilen Nenad Krstic her ne kadar ses getiren bir transfer olsa da sakatlığı devam etmesine müsaade etmedi ve yerine çelimsiz Tibor Pleiss alındı, yanındaki uzun Deon Thompson verimsiz oynayınca, Austin Daye bekleneni karşılayamayınca uzun pozisyonumuz sadece Alexander Tyus’a kaldı ki performansı vasat civarında seyretti. Forvette geçen seneki yabancılara John Diebler, Emir Preldzic eklendi. Diebler bazı maçlarda selektör yapsa da bir türlü vites yükseltemedi. Emir ise sudan çıkmış balık gibi, halbuki daha iyi performanslarını görmüştük! En büyük sorunu oyun kurucu pozisyonunda yaşadığımız aşikar. Avrupa basketboluna yabancı Russ Smith ile coach kimyasının uyuşmadığı Justin Dentmon arasında sıkışıp kaldık, önce kadro dışılar, sonra aflar derken kendimizi her ikisinin ardından el sallarken bulduk! Russ Smith’in 7 maçtaki görüntüsü çok büyük kayıp olduğunu göstermezken Justin Dentmon’ın 8 maçtaki sahadaki duruşunu kayıp olarak düşünürüm, sayı lideri olması bir anlamda bu görüşü doğrulamakta. Burada Ergin Ataman’a bir parantez açmak gerekir. GS taraftarı olduğunu biliyoruz, ücretinde indirim yapmanı takdir ediyoruz, iddialı takımlarda görev almak istemeni mantıklı buluyoruz ama kendi seçtiğin oyuncularla yaşadığın sıkıntı sonucu oyun kurucu pozisyonumuz Sinan’a kalıyorsa aynaya bakman gerekir. Geçen sene finalde seni nasıl alkışladıysak şimdi de yermenin vaktidir. Yine de kaybedilmiş çok şey yok, bir an önce toparlanıp lige konsantre olman, 2 takviyeyle ligi tepede bitirme şansın var ve kullanmanı bekliyoruz. Şampiyon dahi olsak EL’de yer alamayacağımıza göre gelecek senenin takımını yapmanı da bekliyoruz. Eğer umut görüyorsan Can KorkmazEge ArarOrhan Hacıyeva isimlerinin üzerinde durmanı rica ediyoruz.

Sinan Güler için bir paragraf açarak yazımızı sonlandıralım. Tam bir kaptan gibi davranıyor, üzerine kalan oyun kurucu pozisyonunun karşılığını vermeye gayret ediyor, her şeyden önce takımın geri kalanına liderlik edip savaşmalarını bekliyor; senin gibisi zor bulunur, umarım 2-3 sene daha sözleşme yapılır.