28 Aralık 2012 Cuma

Galatasaray - Fenerbahçe maçına dair...


Uzun zamandır kötü oynadığımız bir Fenerbahçe maçını galip kapadığımızı görmemiştim. Benzer bir oyunu 22 Aralık 1999 Çarşamba günü Kadıköy’de izlemiştim. İlk yarıda Hasan ve Marcio ile sürpriz goller bulup 2 farkı yakalamıştık. Preko’nun yerine giren Boliç ile canlanan rakip bir ara tek kaleye dönmüştü. O günü hatırlayanlar yoğun yağmuru da anımsayacaklardır.
Bu yılın Aralık ayına dönersek, bizim açımızdan stresli bir maçtı. Çünkü TT Arena’da daha önce yaptığımız 3 maçın 2’sini kaybetmiştik. Hele geçen sene MAA tarafından uydurulan play-off maçında aldığımız 1-2’lik mağlubiyetteki oyunda sergilediğimiz ezici üstünlüğe rağmen! Bu yüzden stresi fazla ama kalitesi az bir karşılaşma oldu, zaten bu maçlarda özellikle tribüne gelenler kalite beklemiyor, tek hedef galibiyet! Bekir’in kendi kalesine attığı gol derbide 22 yıl sonra FB’nin kendi kalesine attığı gol olarak kayıtlara geçti, önceki isim Nezihi idi. Ayrıca Ultraslan’ın yaptığı koreografi ise yine müthişti!
Muslera’ya fazla iş düşmedi, solak Hasan Ali Kaldırım’ın sağ ile vurduğu “kör şut” filelere giderken ekstra hamle yapabilirdi ama olmadı.
Eboue geçen seneki 3-1’lik maçta rüştünü ispatlamıştı, bu sene biraz geriden geliyor. Yine de bu maçta üzerine düşeni yaptı, ikili mücadelelerde ayakta kaldı.
Semih belki de yılın en iyi maçını oynadı, neredeyse hatasızdı. Bu formunu devam ettirirse İngilizce öğrenmeye başlasa iyi olur, ileride lazım olabilir!
Dany kusursuza yakındı diyebiliriz. Sadece Riera’ya biraz daha fazla yardıma gidebilirdi.
Riera CV’sini bundan sonra “sol bek” olarak değiştirebilir, yediğimiz golde hatası olduğunu savunanları anlayamıyorum.
Hamit yine maçın başında direğe takıldı. Hala büyük takım oyuncusu olduğunu ve takımda olması gereken karakterli oyunculardan biri olduğunu düşünüyorum. Ligin 2.yarısında formunu yükseltecektir.
Selçuk bu maçta müthişti. Bu kadar çok koştuğunu inanın hatırlamıyorum. Biraz daha ileriye oynayabilseydi fark artabilirdi. Attığı frikik golü "muhteşem" değildi ama Volkan "muhteşem" yedi!
Melo geçen seneden pasajlar sundu ama ikinci yarıda böyle devam ederse vedalaşacağız gibi. Vurduğu kafa şutu gol olmalıydı, yazık oldu!
Amrabat biraz daha gole yönelik oyun ortaya koyabilirdi ve unutulmaz bir gece yaşatabilirdi.
Umut bu maçta çok gözükmese de Yobo ve Bekir’i oldukça rahatsız etti, pres yapmaya çalıştı ama anladığım kadarıyla gol vuruşlarında daha diri kalabilmek adına gol bölgesinde kalmaya çalıştı. Bunun yerine biraz daha orta sahaya gelebilseydi daha çok pozisyon yaratabilirdik. Fakat forvette oynayanların sene sonunda kaç gol attığına bakıldığı için gayri ihtiyari ilerde kalmasına kızamıyorsunuz.
Burak bence etkisizdi. Gerek Liverpool scout’larının izleme dedikodusu gerekse Hakan Şükür’ün üst üste gol atma rekorunu kırmak üzere olması kendisini biraz strese sokmuş gibiydi. Neredeyse pozisyon bulamadan maçı tamamladı. Ama genel formunu böyle devam ettirirse daha çok rekorlar kırabilir.
Yekta rakibin orta sahasındaki değişikliklere ve üstünlüğüne kelepçe vurabilmek amacıyla Umut’un yerine oyuna alındı. Başardığını söyleyebiliriz, Meireless’i çalımıyla çıldırtarak kırmızı görmesine vesile oldu.
Elmander ve Emre Çolak tamamen vakit geçirmek için oyuna dahil oldular.
Fatih Terim ve ekibi iyi hazırlanmışlardı. Tecrübesi, hırsı ve sevgisi Aykut Kocaman’a üstün geldi. Burada “sevgi” kelimesini bilerek kullandım çünkü 2 teknik adam arasında bu konuda da önemli fark olduğunu düşünüyorum. Birisi “meşhur” 3 Temmuz sürecine ithaf mecburiyetten takımın başındayken diğeri karşılıklı sevginin olduğu kulüpte görev yapabiliyor.
Ünal Aysal’ın rakip başkana bir çok konuda fark attığını yazmaya gerek yok sanırım?

12 Aralık 2012 Çarşamba

Pınar Karşıyaka - Galatasaray Medical Park maçına dair...


Galatasaray Basketbol Şubesi Koordinatörü Murat Özyer az evvel bir basın açıklaması gönderdi, tam metin aşağıdadır:

Pınar Karşıyaka - Galatasaray Medical Park basketbol maçının eski Roma’daki bir Arena’da değil, dünyanın en medeni şehirlerinden İzmir’deki bir basketbol salonunda oynandığının Türkiye Basketbol Federasyonu'nun alacağı en üst düzey disiplin kararlarıyla tüm spor kamuoyuna ispat edileceği inancında olduğumu söyleyerek sözlerime başlamak istiyorum.

8 Aralık 2012 günü İzmir'de oynanan Pınar Karşıyaka - Galatasaray Medical Park BEKO Basketbol Ligi müsabakasının ise, sporun ruhuna ve basketbolun asaletine tamamen aykırı bir şiddet ortamında oynandığı tüm basketbolseverlerin ve Türkiye Basketbol Federasyonu'nun malumudur.

Üzülerek belirtmeliyim ki, Karşıyaka taraftarının sahaya fiili müdahalesi maç öncesinde başlamış ve Galatasaraylı teknik kadro ve oyuncular alenen hedef alınmıştır. Ölümcül şiddet çağrısı içeren devasa çirkin pankart, maçın geç başlamasına yol açacak ölçüde parkeye isabet eden yabancı maddeler, sahaya atılan onlarca patlayıcı - yanıcı madde, protokol tribününde dahi camların kırılmasına sebep olan tribün terörü, salonda bulunan tüm TBF yetkilileri ve hakemlerimizin şahitliğinde sabittir.

8 Aralık 2012 tarihindeki maçta kan dökmeye övgü sayılabilecek, aleni tahriki ve nefret mesajını taşıyan devasa pankart maç boyunca saha içi tribününde 3 kere açılıp, daha önce salona kurulmuş ip düzeneği ile yukarı kaldırılmıştır.

Oysa hafızamızı yokladığımızda, başka örneklerde farklı tedbirler alındığını görmekteyiz.

25 Nisan 2011 tarihinde Abdi İpekçi Spor Salonunda oynanan Galatasaray Medical Park – Beşiktaş Beko basketbol ligi maçında en üst tribüne koyulan “steps " içerikli pankart ise derhal toplatılmıştır.

Türkiye BEKO Basketbol Ligi'nin giderek Avrupa'nın en gözde spor organizasyonlarından biri haline gelmesi rastlantı olmadığına göre;  sporun ruhuna ve saygın rekabetin gereklerine uygun bir ortam olmaksızın bu trendin tersine döneceğini de herkes bilmeli ve yeniden hatırlamalıdır.

8 Aralık 2012 tarihini Türk basketbolu adına çok talihsiz bir gündür ancak şiddet çağrılarının ve organize tribün terörünün devamı talihsizlik değil basketbolun felaketi sayılmalıdır.

Türk basketbolunu küçültmeye ve rekabeti holiganizm ile boğmaya yönelik her girişimin sebebi ve sorumlusu, görevini ihmal eden ve bu çirkinliği görmezden gelenler olacaktır.

Türkiye Basketbol Federasyonu’nun bu olaylara yönelik alacağı disiplin kararlarının bir dönüm noktası olması için cesurca alınmalıdır. Hakemlerinin, teknik komiserlerinin ve diğer tüm basketbol unsurlarının işlerini en iyi yapacakları ortamı “her şehirde “ ve “ her salonda “  sağlamalıdırlar.

Spor kamuoyunun ve Türkiye Basketbol Federasyonu'nun üzerine düşeni en iyi şekilde yapacağına olan inancımı yenilerken; adalet duygusunun zedelenmemesi, bu ve buna benzer vahim olayların tekrar etmemesi için herkesi sorumlu davranmaya davet ediyorum.

Benim yorumum; üst üste gelen 2 olayın bir tarafında Galatasaray'ın olması tesadüfün ötesine geçebilir. Tribün liderlerinin bazen haberleştiğini biliyoruz, umarım organize edilmemiştir. Çünkü sportif anlamda başarılı Galatasaray bir çok kesimi rahatsız ediyor!

9 Aralık 2012 Pazar

Sivas maçından notlar...


- 5 değişik oyuncuyla maça başladık. Fatih hocanın bazı isimleri dinlendirmesi fikrine katılıyorum. Çünkü ne yapsanız belli yaşın üzerindeki futbolcularda mental yorgunluğun önüne geçemiyorsunuz,
- Umut'un dakika dolmadan bulduğu gole şapka çıkarırım, böyle devam ederse kendi kariyer rekorunu geçecektir (Ankaragücü 16 gol),
- İlk yarıda fazla pozisyon vermemizin sebebi bir arada oynayan oyuncuların alışma dönemini izledik diyebiliriz,
- Ufuk'un yediği gole lafım yok, fakat genele bakarsak güvensiz davrandığını söyleyebiliriz, Türkiye kupası maçlarında kendini toparlayacaktır,
- Dany dün hatasıza yakın oynadı ama fizik ve oyun yapısı gereği hep böyle olmayacaktır, sonra hayal kırıklığına uğrarsınız,
- Hakan Balta bir kaç maç aradan sonra vasat bir oyun ve sarı kartla döndü, Fenerbahçe maçında cezalı duruma düştü,

- Selçuk iyiye doğru gidiyor, Türkiye liginin kilidinin kendisinde olduğu tekrar hatırlatılmış belli ki, O'da dün gereğini yaptı. Fakat devre biterken skora katkısı geçen senenin çok uzağında, golü sürekli forvetin atmasını beklemek ciddi hata olur, bu görevi takım geneline yaymalısınız,
- Yekta'nın iyi oynaması ve skora katkı sağlaması iyi haber, çünkü hazır oyunculara sürekli ihtiyaç var,
- Umut dün çok iyiydi, daha önce de söylediğim gibi bonservisi makulsa alınmalı, sonra pişman olabiliriz,

- Burak golcü sıfatını yeniden tanımlıyor, böyle devam ederse Metin Oktay, Tanju Çolak ve Hakan Şükür efsanelerinden sonraki isim kendisi olur,
- Sivasspor'a gelince; Eneramo, Erman ve Grosicki'yi durdurduğunuzda takımın %80'inini önlemiş oluyorsunuz,
- Rıza Çalımbay'a saygım var, severim ama bazı maçlardan sonra yaptığı açıklamalar çok ilginç: "TS:1 Sivas:0 Yediğimiz gol yemememiz gereken bir goldü, kaçırdığımız pozisyonları da atmalıydık" İBB:2 Sivas:0 Böyle goller yiyeceğimizi ve penaltı kaçıracağımızı beklemiyorduk"


- Fenerbahçe maçına bu kez lider olarak çıkıyoruz ve geriden gelenin galibiyete ihtiyacı var, beraberliği de kazanç sayabilirler. Bu şartlarda kazanıp ciddi bir darbe vurmak hepimizin isteğidir. Yenemezse Fatih Terim, puan alamazsa Aykut Kocaman'ı ciddi eleştiriler bekler, yerlerinde olmak istemezdim,
- Kalan son iki maçımızı (iç saha FB - dış saha Trabzon) kazanırsak şampiyonluk yolunda bir çok insanın hevesi kursağında kalacaktır.

7 Aralık 2012 Cuma

Dünya Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası...


Dünyadaki son büyük organizasyon 12-16 aralık tarihleri arasında İstanbul'da yapılacak. 2012 Avrupa Spor Başkenti olan İstanbul’un son büyük spor organizasyonu olan 11. FINA Dünya Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası’na 161 ülkeden 900 sporcunun katılması bekleniyor. Bu katılımla FINA Dünya Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası akredite ülke rekoru kırılmış olacak.

Londra Olimpiyatları’nda madalya alan Ryan Lochte, Federica Pellegrini, Frederic Bosquet, Laszlo Cseh, Cameron Van Der Burgh gibi yüzücüler de ülkelerini temsilen Aralık ayında şampiyonada mücadele edecekler.
Türkiye’nin ilk defa ev sahipliği yapacağı FINA Dünya Şampiyonası, Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın 3. büyük spor salonu olan Sinan Erdem Spor Salonu’nda gerçekleşecek. Sinan Erdem Salonu içerisine 10 kulvarlı 1400 ton su alan bir yarışma havuzu, salonun dışına ise aynı boyutta ikinci bir ısınma havuzu inşa edildi. Türkiye, kurulum konusunda ikinci kez dünya rekoru kırarak 7 günde havuzu tamamladı ve su doldurmaya başladı. Birinci rekor 2009′da Abdi İpekçi Spor Salonu’ndaki 8 günlük kurulumdu. Tamamen özel teknoloji çelikten mamul havuzun kurulumu için özel torklu 30 bin adetten fazla vida sıkıldı. Su kalitesi ve ısısı bilgisayar ile otomatik kontrol edilecek olan havuzların özelliği, yarışma öncesinde boyunun her bir kulvar için 1 mm hassasiyete kadar ayarlanabilmesi. Havuzun kurulabilmesi için Sinan Erdem Spor Salonu’nun zemini 2.2 metre yükseltildi. Yarışma havuzu için yerin eğiminin alınması için 50 metreküp beton döküldü ve içine 7 kamyon kum konularak sıkıştırıldı. Yapılan tüm bu detaylı işlerde Sinan Erdem Spor Salonu’na tek bir delik açılmadı ve mevcut yapıya çivi çakılmadı.

Biletler gerek kombine gerekse günlük satışlarla oldukça iyi fiyatlarla satışta: http://www.biletix.com/etkinlik-grup/40859892/ANKARA/tr

Türkiye oyunlara aşağıdaki sporcularla katılacak. Yüzme Federasyonu Başkanı Ahmet Bozdoğan hedefimizi "3 final" olarak belirledi. Bana sorarsanız bu bile zor :(

SPORCU
KULÜP
İris Rosenberger
Erster Müncher
Yasemin Rosenberger
Erster Müncher
Ayşe Ezgi Yazıcı
Fenerbahçe
Burcu Dolunay
Fenerbahçe
Gizem Bozkurt
Fenerbahçe
Gizem Çam
Fenerbahçe
Halime Zülal Zeren
Fenerbahçe
İlknur Nihan Çakcı
Fenerbahçe
Melisa Akarsu
Fenerbahçe
Mustafa Kaçmaz
Fenerbahçe
Nilüfer Kuru
Fenerbahçe
Nurettin Erhan
Fenerbahçe
Orel Oral
Fenerbahçe
Ediz Yıldırımer
FMV Işıkspor
Ceren Dilek
Galatasaray
Derya Büyükuncu
Galatasaray
Dilara Buse Günaydın
Galatasaray
Doğa Çelik
Galatasaray
Güven Duvan
Galatasaray
Hazal Sarıkaya
Galatasaray
İskender Başlakov
Galatasaray
Kaan Türker Ayar
Galatasaray
Kemal Arda Gürdal
Galatasaray
Nezir Karap
Galatasaray
Ömer Aslanoğlu
Galatasaray
Esra Kaçmaz
Kocaeli Yıldızlar

Bu arada maskotumuzu kim seçtiyse tebrik ederim! Türk halkına bu kadar uzak seçim ancak bu kadar olurdu!

4 Aralık 2012 Salı

Spor Dünyasından Çok Güzel Bir Haber

Bugünlerde spora dair duyduğumuz en güzel haber Nesine.com'dan geldi. Türkiye'de bir ilki gerçekleştirmişler ve artık İddaa maçları canlı olarak Nesine.com'dan izlenebilecekmiş.

Bunun için biz sporseverlerin tek yapması gereken, Nesine.com'a üye olduktan sonra, bültende takım isimlerinin yanında yer alan kırmızı TV logolu maçlardan izlemek istediklerini seçmek ve kuponlarına eklemek.

Özellikle internet üstünde link arayan, canlı skor sitelerini takip eden, forum forum dolaşıp maç skorunu öğrenmek isteyen onbinlerce sporsever için bu haber bizce devrim niteliğinde. Düşünsenize çok izlemek istediğiniz bir maç var, TV'de yayını yok. Link falan arayacağınıza küçük bir kupon yapıyor ve keyifle maç saatini bekliyorsunuz.

Üstelik oldukça iddialı ligleri yayınlıyorlar. İspanya La Liga, Almanya Bundesliga, İtalya Serie A, Fransa Ligue 1, Hollanda Ligi gibi çok izlenen ligler, Copa Libertadores, Copa Sudamericana gibi Güney Amerika'nın en önemli organizasyonları, Dünya Kupası Elemeleri, Fransa ve İspanya Kupa maçlarının yanı sıra basketbolda Euroleague’in de yer aldığı 50’nin üzerinde futbol ve basketbol ligini canlı canlı izleyebileceğiz.

Artık kimse de beyler link var mı diye sormaz herhalde:)

Daha detaylı bilgi için sizi tv.nesine.com adresine alalım.

Bir bumads advertorial içeriğidir.