18 Kasım 2010 Perşembe

Ultraslan!


Tanju'nun Samsun'da olduğu sene başladı tribün maceram, yeni açıkta. Bir kaç yıl orada devam ettikten sonra kapalı alt ve çok kısa süre kapalı üstte yer aldım. Sonra patronların gitmediği maçlarda numaralıya geçiş ve modernleşen kapalı altta son nokta.

Bir yaz günü akşam üzeri 17.00'de oynanacak maçtan 3-4 saat evvel çekirdek çitliyoruz. Birden bana yakın kapıda büyük bir hareketlenme oldu. Büyük bir kalabalık "cim bom bom" diyerek içeri girdi ve aralarında "reis" diye hitap ettikleri Sebahattin Şirin'i uzaktan gördüm. Bana çok karizmatik gelmişti. Çünkü o zamanlar hayat çok sığ idi, evden okula, okuldan eve, en büyük eğlence maça gitmek. O zaman ne internet var, ne cep telefonu var, ne Play Station ne CD-DVD var, filmleri Betamax-VHS video kasetlerden bin bir zorlukla temin ediyoruz. Beyoğlu'ndaki Elhamra ile Cevizli'deki 73 ASY dışındaki diğer favori mekanlar. Galatasaray'ı takip etmek hayatımızın en önemli parçalarından biri.

Araya giren askerliğin dönüşünde muhteşem zamanlar başlamıştı. 4 yıllık hakimiyetin üzerine alınan UEFA kupası sonrasında tribünleri tek çatı altında birleştirmek için "Sebo Reis"in önderliğinde 2001 yılında "Ultraslan" isimli tribün grubu kurulmuştu. Güney Amerika ve özellikle Avrupa'da bulunan "Ultras" isimli gruba özenildiğini düşünmüştüm. Milan (Fossa dei Leoni) - Torino (Ultras Granata) - Real Madrid (Ultras Sur) - Olimpik Marsilya (Curva-Massilia) - Roma (Boys Roma) bunlara en önemli örneklerdir. Ama yanılmıştım. Tanımamış olduğuma üzüldüğüm rahmetli "Alpaslan Dikmen"in sanırım en büyük silah olan sevgiyle grubu büyütmüş ve Galatasaray'ın içinde büyüyen bir marka haline gelmişti. Tüm deplasmanlara gidiliyor, kendi sahamızda müthiş koreografiler organize ediliyor, yabancı transferlerinde havalimanı hınca hınç dolduruluyor, tabiri caizse taraftarlığın ve Galatasaray'ın başarılarının hakkı veriliyordu. Bazen gücümüzün yetmediği işlere de kalkışıyorduk, mesela Ali Koç FB'de yönetici olduğunda bir ara kapalı tribün "Koç ürünleri alma - aldırma" isimli bir kampanyaya başlıyordu ki tahminim İnan Kıraç bu hareketi başlamadan önlüyordu. Bugünde "Hürriyet alma - aldırma" kampanyası var ama sanırım çok başarılı olamıyor.

Takip edenler bilir, son bir kaç yazımda sürekli "hırçın ASY seyircisi" tespitim var. Gittiğim son 2 önemli maçta bunu özellikle gördüm. 2-1 kaybedilen sulu FB maçı ile en az 10 kilo fazlası olan Hasan Şaş'ın sonradan oyuna girdiği Hamburg maçı. O günlerde maçlardan ve tribünlerden soğumuştum. Taraftarın takımın üzerinde bu kadar olumsuz baskı yaratmasını doğru bulmamıştım. Çünkü bu günlerde maça giden arkadaşlar o kadar küçük ve toy ki çok basit bir alevlenmede hemen ateş alıyorlar ve parlıyorlar. Bu aralar yönetici - teknik kadro - futbolcu derken herkes nasibini alıyor. Bu da demek ki herkes yanlış taraftar doğru!

Burada devreye girmesini beklediğim "Ultraslan" devreye girmiyor. Ben aklı başında yöneticilerden oluşan bu arkadaşların önderliğinde tribünlerin daha sakin olmasını, protestonun bile adam gibi yapılması taraftarıyım. Bazen teknik direktörü, yöneticiyi göndermek taraftara düşer ama son maçlarda olan aklına geldiği gibi herkese bağırmak (son Manisa maçında Keita lehine bile tezahürat yapıldı!) biraz anlamsızlaşıyor.

Ayrıca Ultraslan manifestosunun da günümüz şartlarına uygun bir biçimde güncellenmesi gerektiğini düşünüyorum: http://www.ultraslan.com/Manifestomuz.asp

Son olarak GS yönetimine de bir önerim var. GS Kulübü ilkleri yapmış olmakla öğünen bir kulüptür ve yönetim kuruluna 1 adet taraftar temsilcisi almalıdır. Bu kişi o dönemin Ultraslan Genel Koordinatörü olmalı ve her toplantıda bulunmalı, diğer üyeler gibi oy kullanmalı ve kararlarda etkili olmalıdır. Bu sayede tribünlerin yönetim tarafından etki altına alınacağını düşünmemekle birlikte tam tersine yönetim üzerinde etkili olunacağını düşünmekteyim.

2 yorum:

Hakan dedi ki...

Taraftar temsilcisi gerçekten çok iyi bir fikir. Güzel yazı eline sağlık.

sonvagon.blogspot.com dedi ki...

Her toplantıda olmaları gerekmez, özellikle hayati kararlarda olmamaları daha doğru olabilir ama fikirleri paylaşabilmek ve tartışabilmek makul olur düşüncesimdeyim. Tabii ki bu talebi Ultraslan'ın yapması gerekir.