5 Eylül 2016 Pazartesi

2016 Avrupa Futbol Şampiyonası ardından...


1992 Danimarka, 2004 Yunanistan sonrası yine sürpriz bir şampiyon çıktı bence; Portekiz ve Cristiano Ronaldo harika bir çıkardılar ve ilk şampiyonluklarını kazandılar, kıta ise 10.şampiyonunu çıkardı. Portekiz diğer iki ülkeye göre daha hazırdı şampiyonluğa, 1984 – 2000 – 2012 yıllarında yarı final, ev sahibi oldukları 2004’te ise finalde kaybetmişlerdi. Bu arada Ronaldo tüm zamanların gol krallığında 9 gollü Platini’ye ortak olmayı başardı.

Rusya gruptan çıkamadan, İngiltere, İspanya çeyrek finale kalamadan elendiler, İtalya çeyrek finalde, Almanya yarı finalde turnuvayı tamamladılar. Portekiz’in yanı sıra en popüler ülke gerek mücadeleci oyunları gerekse taraftarların balina sesi tezahüratı ile İzlanda oldu. Çeyrek finalde elenen Polonya’yı  da başarılı ülkeler arasına yazmak gayet mümkün olur.

İz bırakan oyuncular grubuna Ronaldo, Bale, Griezmann, Giroud, Payet, Nani, Quaresma, Pogba, Bjarnason yazabilirken hayal kırıklığına ise Müller, Gignac, Mesut, Kevin de Bruyne, Fabregas, Götze yazmak isterim.

En büyük hayal kırıklığı ise Emre Mor haricindeki Türk Milli Takımı oldu benim için. Balık baştan kokar, imparator Fatih Terim’den başlayabiliriz, bu kadar yetenekli ve tecrübeli oyuncu grubunu idare edememesi bana tuhaf geldi, ya yaşlanıyor ya da elemanlar fena azmışlar! Bence en büyük hatası Mehmet Topal’ı stoperde oynatması, buranın bolca adayı (Yalçın Ayhan Ömer Toprak Ersan Gülüm - Egemen Korkmaz Uğur Demir Emre Taşdemir) varken orta sahada Selçuk’la eşleştirmen gereken oyuncudan da bir anlamda vazgeçmiş oldun, bir sonraki turnuvaya hazır olacak Ozan’ı da bir anlamda yıprattın. Prim mevzusuna hiç girmeyeceğim, 2010 yılında basketbolculara verilen 28.000.000 TL hala muamma iken 6 yıl sonra benzer bir olayın yaşanmasına şaşırmadım. Beni asıl ilgilendiren oyuncu grubunun buraya gelirken son 5 maçta yaşadığı ve yaşattığı mücadeleyi turnuva boyunca sergileyememesidir. Arda sadece ülkemizin değil Avrupa’nın sayılı oyuncularındandır, keza Burak-Selçuk-Gökhan-Caner boş adam değillerdir ama kendilerini sahada tanımakta çok zorlandık. Birinin transferi diğerinin eşi öbürünün primi berikinin liderlik derdi derken 3 maç çabucak geçiverdi, ilk elenen 6 ülkenin içinde bulduk kendimizi. İlk maç zaten belirleyici olacaktı ama ne yalan söyleyeyim Hırvatistan karşısında beraberlik umudumu taşıyordum, İspanya’dan puan almamız zordu ve Arda’nın hatırına kısa kestiler, Çek Cumhuriyeti bizden çektiğini sanırım kimseden çekmedi, son 4 resmi maçın 3’ünü biz aldık. Tek rengimiz Emre Mor oldu, değil bizim takımda turnuvada Modric sonrası mutluluk veren isimdi kendisi, umarım üzerine koyarak devam eder.

Avrupa’da 12., dünyada ise 19.sıradayız, daha geriye gitmeden her yıl 1’er basamak ilerlemeyi hedeflersek bence daha mutlu günlerimiz olabilir.

Hiç yorum yok: