3 Ekim 2012 Çarşamba

Kesat Not Vermeceler Serisi: Galatasaray 0 - Braga 2

Maç yazısı ile oyuncular hakkında düşündüklerimi ayrı ayrı yazmaya karar verdim - eskiden en büyük keyfim gazeteyi açıp oyuncuların aldığı yıldızlara bakmak olurdu. Yorumlarda da puanlarsanız bir ortalama oluşturur ve belki sezon içerisinde genel bir ortalama puanımız olur elimizde.

Neyse bu kötü maç ile başlayalım puanlamamıza.

Nando Muslera 7 :

2 Gol yiyen bir kaleci neden 7 alır? Yediği ilk golde inanılmaz kurtarışı yanlış adam paylaşımı ve takımın geç reaksiyon göstermesi nedeniyle çöp oluyor, ikinci golde rakip elini kolunu sallaya sallaya ceza alanına girip burnunun dibinden doksana çakıyorsa; kendisi bütün maç takımı ileri itmek için libero gibi oynamış, kritik bir kurtarışa da imza atmışsa; pekala alır. Şu takımın bu seviyeye en hazır oyuncusu Fernando Muslera, bu o kadar açık ki.

Manu Eboue 7 :

Aslında hücum ve savunma anlamında iki ayrı puana bölsem bu puanlamayı Eboue savunma anlamında 7 hücum anlamında 6 alırdı, lakin tek bir puan veriyoruz - kanaatten 7'ye bağladım. Peki neden? Öncelikle takımın yaptığı bütün bindirmelerde vardı, inanılmaz geniş bir alanda oynadı ama ikinci yarıda temposunu kaybetti, çok sayıda ters kademeye girdi, ayakta kalmayı başaran savunma oyuncularından biri idi. Gol onun kanadından gelse de - Amrabat'ın yükünü bir insan ancak bu kadar kaldırabilir. Hücumdaki tercihleri ise ne yazık ki hep kötü oldu.

Semih Kaya 5 :

Rakibin sokulduğu ilk pozisyonda geçildi - boşa atlamamak adına çekingen oynasa da, alan kapatmayı da beceremedi, topu oyuna sokmakta başarılı olduğu da söylenemez. Kelimenin tam anlamıyla yetersiz kaldı. Bu maça dair Semih'le ilgili söyleyebileceğim tek olumlu şey bir kaç kez topun önüne kendisini atması olacaktır - bu bile performansını özetliyor.

Dany Nounkeu 6 :

Daha derli toplu göründü, ilk toplara Semih'ten ziyade o girdi. Takımın ilk yarıdaki "sözde" baskısının mimarlarındandı. Golde ciddi bir paylaşım hatası var - ama kimin yok ki?

Albert Riera 7 :

Hücum anlamında gerçekten şapkadan tavşan çıkardı. Yaptığı muazzam birkaç ortayı Burak sanki çok kolay pozisyon buluyormuşçasına harcadı. Son golde hatası çok büyük, ama ben bile maçı kapamayı düşünüyordum o an ( umarım ikili averajda başımızı ağrıtmaz ) Puanın yüksekliği hem hücum veriminden - hem de savunmada çok da sırıtmamış oluşundan.

Felipe Melo 4 :

Şu takımın alternatifsiz iki oyuncusundan birinin - bu denli "hazır olmaması" - takımı çaresiz bırakıyor. Galatasaray, Braga'yı bpğamadıysa, orta sahada o pas bağlantıları kurulamadıysa - Selçuk bu kadar geriden top almak zorunda kaldıysa - ben bu arkadaşı sorumlu tutmalıyım bugün. Golde Muslera'dan dönen topu Selçuk kovalıyordu - hatırlatırım.

Selçuk İnan 6 :

Golde büyük bir hatası var, ama oraya dönmek zorunda kalması zaten bence bu temposuzluğun sebebi. Sorumluluk almayı denedi ama kullandığı çok sayıda duran toptan hiçbir şey üretemedi takım. Genel olarak oyuncuların hareketsizliği ve olmayan hücum akıcılığı nedeniyle oyun kurucumuza pek de bir kabahat bulamıyorum. Çok soğukkanlılıkla takımı oyunda tuttuğu noktalar da vardı - ama etkisizdi.

Nurettin Amrabat 3 :

Kaybettiği toplarla rakibi hücuma çıkarmasından mı - savunmada sürekli yerini kaybetmesinden mi - adamını geçememesine rağmen tekrar tekrar denemesinden mi - takım oyunu içinde kaybolmasından mı - disiplinsizce rakip sol beke basmasından mı şikayet etsem, neden şikayet etsem bilemedim. Melo'ya verecektim 3'ü, lakin düşündüm de Amrabat gerçekten daha kötüydü. Ona 8 milyon verdiren Fatih Terim bile dayanamadı da Aydın'ı soktu, Aydın'ı bir de, hem de ikinci yarıyla birlikte, o kadar kötüydü düşünün.

Emre Çolak 5 :

Fiziksel olarak ezildi. Duran topların kendi payına düşenleri etkisiz kullandı. Sahada düşünerek oynayamadı - hareketsizdi. ManU maçında demiştim yine diyorum bu seviyede sırıtmaması için daha zaman var. Şu anda sırıtıyor.

Umut Bulut 5 :

Presi takımın geri kalanından ilk 15 dakika hariç destek alamadığı için oldukça etkisiz kaldı. Yakaladığı tek fırsatta kötü bir kafa vuruşu ile pozisyonu ezdi - maç içerisinde doğru koşuları yapamadı, oldukça etkisiz bir maç geçirdi.

Burak Yılmaz 5 :

Aradı, yokladı, denedi, zorladı - sahada arayan az sayıda parçalı formalıdan biri idi. Ama o kadar müsait pozisyonlarda ( kafa vuruşlarından bahsediyorum ) o kadar yetersiz vuruşlar yaptı ki - kaçırdıkça o kadar gerilip - o kadar top ezdi ki ve top kontrolü kapanan takımlara karşı O KADAR YETERSİZ ki  - olduramadı. Bu pozisyonların gol olacağı gün de olacaktır - ama Şampiyonlar Ligi'nde o günü bekleyemiyorsunuz.

Aydın Yılmaz 6 :

Trenlerde ve otobüslerde içinde acil durumda imdat butonuna basın yazan bir çerçeve vardır - içinde de kırmızı bir düğme. İşte Aydın'ın Galatasaray'daki rolü son iki sezondur bu. Kaç kez işe yaradı? Sanırım bir iki kez. Kaç kez denendi? Ben sayamıyorum artık. Bugün az kalsın düğme işe yarıyordu - ama Galatasaray'ın ve Galatasaray taraftarının kalp sağlığının selameti için - iş Aydın'a kalmasın lütfen. Çünkü iş Aydın'a kaldı mı genelde kaybediyoruz.

Yekta Kurtuluş 5 :

Oyuna girdiğinde rolü ribaundları ( şişirilen toplardan seken - dönen - çarpıp ortaya düşen topları ) toplayıp - fırsat bulursa kaleye şutlamaktı - işini çok iyi yaptığını söyleyemeyeceğim. Ama tabii bu onun suçu değil - 50 dakikada ciğeri patlayan Melo'ya gönderiyorum ben faturayı.

Johan Elmander 6 :

Bu çocuğu da topu ileri şişirin uzun İsveçli indirir formatında kullandık ya - artık ölsem gam yemem. Maçtan önce gıda zehirlenmesi geçiren ( bu takımın aşçısı - diyetisyeni yok mudur, Şampiyonlar Ligi maçından önce yenen tüm öğünler kontrol edilmiyor mudur? Senede 50 milyon euro'dan fazla para bağladığınız bir takıma özel aşçı - özel mutfak ve kişiye özel diyetisyen temin edemiyor musunuz?  ) bir oyuncu ne kadar etkili olabilirse o kadar oldu. Notu tamamen torpildir - sahada bir şey yaptığından değil.






7 yorum:

Hakan Özkan dedi ki...

Nando Muslera:7
Manu Eboue:8
Semih Kaya:4
Dany Nounkeu:5
Albert Riera:6
Felipe Melo:5
Selçuk İnan:5
Nurettin Amrabat:3
Emre Çolak:7
Umut Bulut:4
Burak Yılmaz:6

Adsız dedi ki...

güzel analizler .

lakin amrabat 3 puan çok abartı bir eleştiri. yani elbette şampiyonlar ligi açısından galatasaray gibi bir takımın daha iyi oyuncular bulabilmesi gerekiyordu ama şöyle bir olumluluk var; istekli, motivasyonu iyi durumda amrabat. bu da, doğru kullanıldığında, zaten mevcut bulunan potansiyeli açığa çıkartılabilir ve maximum faydayı sağlayabiliriz demektir. bu önemli bir nokta. zira mesela melo için aynısını söyleyemiyoruz, ne yaparsan yap olmayacak bu sene melo. oysa ki amrabat mesela 433 ün kanadında oynasa şimdikinden çok daha verimli olur, olacaktır.

bir de burak diyeceğim. burak'ın hava hakimiyeti, kafa vuruşları çok kötü, bu çok net bir gerçek, berbat derecede hatta. ancak bence bu çok problem olmamalıydı, oyun sistemimiz buna izin vermememilydi yani burak'ın eksik olduğunu bildiğimiz bu varyasyon şekli denenmeyecek şekilde oyun anlayışı yapılandırmalıydı terim. zira hava topları olmadan da bir takım hücum yapabilir. bu yüzden burak'ın bu sorunu dert değil. elmander'in de berbat bir kafacı olması gibi tolere edilebilir.

ama top kontrolünün berbat olması tamir edilemez. kötü bir durum. sadece bu özelliği bu kadar kötü olmasaydı bile dün 1 gol bulabilirdik diğer bazı özelliklerinin çok iyi olması sayesinde kendi kendine üretebildiği pozisyonlar neticesinde.

yine de burak'ı severim ben. çok kaliteli topçudur. hatta şampiyonlar ligi seviyesindedir, çok açık birşeydir bana göre. sadece doğru şekilde oynatılması gerekiyor.

terimin sistem değiştirimesi gerekiyor, takım içinde birçok noktada oyuncu yapısı-sistem darboğazı yaşanıyor. bu yüzden de takım geçen senekinden bile kötü bir seviyede seyrediyor.

kolay gele..

Adsız dedi ki...

ha bir de puanlama yapalım, güzel bir düşünce aslında yararlı olur bu;

maksimum 8 puan diyelim

muslera 7.5
eboue 7.5
semih 5
dany 6.5
riera 6.5
amrabat 5.5
melo 5
selçuk 6
emre 6.5
umut 5.5
burak 6

erk dedi ki...

Sevgili Adsız,

yorumlar için teşekkürler. Öncelikle benim notum biraz kıttır (: takımın bu denli etkisiz oynadığı bir maçta o 3'ü birisi alacaktı - o da Amrabat oldu. ( O almasa Melo alacaktı ), elbette Amrabat ve Burak daha etkin kullanılabilirler - ama benim kafamı kurcalayan şey bu iki oyuncuya 13 milyon euro bonservis verirken elinizdeki şablona ne derece uyduklarını gözden geçirerek veriyorsunuz- ya da vermelisiniz. Ben Amrabat'ın yeteneksiz bir oyuncu olduğunu değil, sadece karar verme yetileri zayıf, tekniği de abartılan seviyede yüksek bir oyuncu olmadığını düşünüyorum. Hani örnek vermek gerekirse, fizik&teknik olarak bir Keita değil ( ki Keita yarı fiyatına mal oldu Amrabat'ın ) ya da oyun zekası&teknik olarak bir Kewell değil (bedavaya gelmişti hatırlatırım ) Elbette Amrabat'tan daha iyi verim alınabilir ama geçen maç gerçekten takım adına sahanın Melo ile beraber en kötü iki oyuncusundan biri idi.

Bir sonraki notlamamıza kadar yorumlara notlamaları bekliyorum - ortalamalarını bir sonraki postta açıklarız. Elbette herkes benim kadar kesat vermeyecektir (: Bir şekilde dengelenecektir. Ne kadar yorum gelirse o kadar sağlıklı rakamlara ulaşırız.

Adsız dedi ki...

amrabat'a verilen 8 milyon konusunda hemfikiriz elbette, çok saçma sapan birşey bu. yanlış, büyük işbilmezlik.

lakin burak gibi bir adam için bence 5 milyon az bile kalır. sow için fenerbahçe 10 milyon euro vermişti hatırlarsan. şuana kadar amorti edilemedi ama bence çok da abartı bir fiyat değil onun kalitesindeki biri için. kadıköy'deki ilk maçta ne kadar zorladığını hatırlatabilirim mesela. hatta şöyle bir örnek, geçen sene sıkıntısını çektiğimiz son vuruş yetersizi forvet hattımıza sow takviye edilmiş olsaydı nasıl olurdu? bence çok farklı bir sezon olabilirdi. sow-elmander örneğin fenere 30 şut çektiğimiz maçta 3-4 gol falan atmamızı sağlayabilirdi diye sanıyorum.

burak da aslında çok yanlış bire vizyonla alınmadı. geçen seneki son vuruş probleminden yola çıkılarak transferi yaptıklarını varsayarsak, burak gibi bence tr'nin en iyi 1-2 son vuruşçusundan birini aldık.

kaldı ki diğer özellikleri arasında da önemli belirginlikler üstünlükler var. mesela baros'la kıyaslayabiliriz bu bağlamda;

baros son 11-12 senesi itibariyle nasıl bir profil çizdi gözümüzde?
eski hızını kaybetmiş, fiziksel olarak çok düşmüş, ama hala gol pozisyonuna girebilen zira bu konuda gerekli olan mental yeterliliğe sahip bir oyuncu idi değil mi? ayrıca son vuruşta da yine problemliydi. çünkü ayakta kalamıyordu, eskisi kadar rahat hareket edemiyor - ve sonucunda rahat açı, pozisyon yaratamıyordu.

burak ise, baros'un eski hızından da süratli, baros'un eski halinden de dayanıklı, kuvvetli ve en önemlisi yere sağlam basan ezilmeyen, baros'un yıllardır eksik kalan yönü son vuruş bakımından fersah fersah ileride, uzaktan vurabilen, topsuz oyunda en az baros kadar etkili ve ondan daha hareketli yani fırsatçı ve rakip 4'lüyü yıpratıp boş alanlar yaratan, ancak baros kadar zeki olmayan - yani mesela baros karar verme yetisiyle az miktarda hücumda son kararlarıyla, daha çok miktarda topu alıp gittiğinde ayağında tutabilme ve pas organizasyonunu yaratıcı olmamakla birlikte iyi düzenleyen bir forvet idi. - onun kadar top kontrolü olmayan bir forvet. lakin burak'ı en uçta kullanarak bu eksiklern yansımalarını en aza indirgemek mümkün, bu onun diğer özellikleriyle de bağdaşıyor.

sözün özü, burak aslında bilinçli alındıysa iyi düşünülmüş bir ransfer ama yanlış kullanılan bir oyuncu. aslında bu biraz açıklıyor çok da bilinçli alınmamış olabilir dediğin gibi. fakat sonuç itibariyle sistem oyun yapısı taktik düzen değişebilir geçen sezonun başlarında yaşadığımız dönemde olduğu gibi. ki umarım böyle olur yani.

erk dedi ki...

Ben Burak'ın alınmasına kesinlikle karşı çıkmadım. Lakin Demba Ba'lar Berbatov'lar geçerken Burak'ın alınması bana çok da planlı bir hareketmiş gibi gelmedi. Kaldı ki Elmander'in bu takıma kazandırılması da bir plan dahilinde olmamıştı hatırlarsanız.
Demem o ki benim itirazım oyuncunun kalitesinden çok alınmadan önce nasıl kullanılacağının düşünüldüğüne inanmamamda yatıyor.

Adsız dedi ki...

evet öyle aynen. yazının sonunda da yazdığım gibi rasgele alınmış bir adam şu andaki kullanılış şeklinden anlaşılıyor onu diyorum.

yönetimde profesyonellik yok. terim de herşeyi halledemez bir yere kadar, o yüzden böyle çok sık yanlışlar yapıyoruz. scouting sistemi çalışmayan bir takımdan ne beklenebilir ki? hangi istikrarı yakalamış büyük takıma giderseniz gidin göreceğiniz planlı profesyonel yönetim anlayışıdır. ünal aysal bunu sadece lafta icra ediyor. gerçekliği sıfır. elde olan somut tek şey söylediği laflar. scouting de bu yüzden olmuyor ve doğru transferler yapılamıyor. böylece büyüyemiyoruz, kazandıklarımızı klübü büyütme yolunda kullanmak için çeviremiyoruz. o yüzden de böyle olduğumuz yerde kalakalıyoruz. 100 yılda bir uefa kupası almamızdan belli her şey. değişen gelişen bir şey yok hatalardan ders alma falan sözkonusu değil bu gidişle hiç olmayacak da.