2 Ekim 2012 Salı

Bir Devrin Sonu: Alex Giderken



Öyle bir çağ ki kahramanları her yerde, öyle bir çağ ki unutulur yarın kahramanları.

Öyle bir çağ ki yaşadığımız, her birimiz, her an değişiyor - değişmek zorunda kalıyor. Kutsuyoruz değişimi, her birimiz kendi yüzümüzde. Çok az şey var tutunabileceğimiz, kim olduğumuzu bilmiyor - bilsek de elimizden kayan kimliğimize tutunamıyoruz. Bu yüzdendir basit şeyleri sevişimiz:

Hangi yemeği sevdiğimiz - sevgilimizle mesajlaşmalarımız veya sevgilisizliğimizden yakınmamız - tuttuğumuz takım - ailemizle ilişkimiz - alışkanlıklarımız

Bunlar, hayatımızdaki çok az kesinlikten birkaçı.

Tuttuğumuz takım kazandığında yaşadığımız mutluluk, anlamsız-(veya sadece)açıklanamaz bir şekilde bu dünyadan değil. Çünkü bu dünya bize anlık mutlulukları veren, karşılığında mutlak bir mutluluğun imkanını elimizden alan bir dünya. Bu dünyanın mutluluklarında "Bu aldığımdan bir daha fazlası var" denen lanet geziniyor aklımızda, taraftarlık ise daha basit - daha ilkel - daha derinlerden gelen daha içten bir mutluluk. Gol, saf bir coşku hali - golden fazlası yok - azı da.

Futbol, futboldan fazlası diyorlar ya;

olmasına gerek yok.

Bu dünya, bu çağ, futbola sirayet ediyor. Kahramanlarımız bol jöleli saçlarıyla önlerimize çıkan - günü kurtaran ve yarın bizi bırakıp giden jönler gibi - hızlı tüketiyoruz, fazla hızlı. Q7 örneğiyle canınızı sıkmayacağım - ama eskileri yenilerden daha "kahraman" yapan bir şey var: bir nesil onlarla büyüdü. Onlara alıştı, onların yüzlerini kazıdı hafızalarına.

Alex, belki de bu çağın gördüğü son gerçek kahramandı. İstatistiklerle canınızı sıkmayacağım. Bir kahramanın ölçüsü rakamlar, değildir - olmamalı.

Bu yüzden Messi-Ronaldo rekabeti biz eski kafalıların ilgisini çok da çekmiyor zaten. Bir nesil Alex'le büyüdü. Alex çubukluyu ilk giydiğinde ilkokulda olan çocuklar, şimdi üniversiteye girdiler. Takımlarının ilk Avrupa başarılarını, en güçlü dönemlerini, en büyük travmalarını Alex'le yaşadılar. Kahramanlarının bu çağa uymadığı eleştirilerine göğüs gerdiler. Şampiyonlar Ligi'nin altını üstüne getirdiğinde "işte bu, gördünüz mü Alex'imizi" dediler. Çağa uymuyordu kahramanları - bir 20 yıl önce oynasa dünya çapında bir efsane olurdu belki (ki kimileri şu anda dünya çapında bir efsane olduğunu da iddia edecektir )  Parma'ya gitmiş yapamamıştı daha önce - ama İstanbul, evi olmuştu.

Gözlerini futbola Alex'le açan şanslı bir nesil yetişti - Ortega'nın, Anelka'nın yüzünü hatırlayan var mı? Ya da şöyle soralım, şu anda Türkiye'de oynayan hangi oyuncu önümüzdeki 8 sene boyunca taraftarın tartışmasız bir numarası olacak? Herkes sahaya çıkıldığında ona bakacak, onun sahada olması rakip takıma korkuyla karışık bir saygı  - kendi takımına ve taraftarına güven verecek?

Bunları rakamlarla ölçemezsiniz. Efektif koşu istatistiği - asist&gol yüzdeleri size bu hissiyatı anlatamaz.

Ben Galatasaray taraftarıyım. Alex geldiğinde büyük bir transfer olduğunu farketmiş - lakin oyuncunun çağa uymadığını da en başından beri bilen - yine de dayanmasını ummuş olan, umutları boşa çıkmamış bir Galatasaray taraftarı. Sadece saha içinde değil, "kahraman" olmayı saha dışında da hak etti Alex, geçen sezon hem Galatasaray hem Fenerbahçe taraftarları için böyle unutulmaz bir sezon olduysa - hikayenin kötü adamları bir yana - bunun bir numaralı sorumlusuydu Alex de Souza. Çok az insan böylesi bir sevgiyi ve saygıyı gerçekten hakettiği için görür - pek çoğu ise haketse de göremez. Alex, hem çok şanslı - hem de çok şanssız bir adam.

Tartışmanın taraflarını başka bir yazıda ele alırız. Sanılmasın ki Aykut'u "tamamen" haksız buluyorum. ( "Tamamen" haklı olmadığı hususunda sanırım konsensus oluşmuş durumda )  Bu dünya haklılar ve haksızlar olarak ikiye ayrılmıyor - lakin Oğuz&Aykut&Ali Şen üçgeninin köşelerinden birisinin bugün Aziz Yıldırım&Aykut&Alex üçgenine köşe olması - kelimenin tam anlamıyla ironik. Ki kelimenin tam anlamını bulmak da oldukça zordur.

Bu tartışmaya çekilmeyelim şimdilik:

Bugün sadece bir çağın bitişine ses edelim - Alex'e hoşçakal diyelim.

Oğuz'la Aykut ile Bülent'le Şükür ile veda bile edememiştik, bari Alex'le edelim.

Hoşçakal Alex; buralar her zaman evin olacak.


Hiç yorum yok: