20 Eylül 2012 Perşembe

19.9.12: ManU 1 -Galatasaray 0 : Geleceğe Dönüş


Pek çok Galatasaray taraftarı için özel bir anlamı vardı bu günün. Yıllar önce bu maceranın başladığı yerde, yeni bir jenerasyon kendi macerasına başlıyordu. Takımın başındaki adam zirveyi de dibi de görmüştü - ve şimdi en iyi yaptığı şeyi yapmak istiyordu - doğru bildiğini.

Old Trafford'da Giggs'e, Hughes'e, Cantona'ya karşı başlamıştı - söz konusu eşleşmenin kura çekiminde varolan umutsuzluk - gelen turla birlikte yerini Türkiye'nin en büyük sevinç patlamasına bırakmıştı. Ben çocuktum o zamanlar - futbol benim için gizemli bir oyuncaktı - Brehme'ler - Hæssler'ler - Völler'lerle büyümüştüm - Maradona'ya ucundan yetişmiş, Laudrup kardeşleri sahada görebilmiştim. İlk yarıyla birlikte gürültü nedeniyle yatağımdan kalkıp maçı seyretmiş 3-3'le birlikte kazanmadığımız bir maçta tam olarak neden sevindiğimizi anlamasam dahi sokağa çıkmıştık. Herkes sokaklarda birbirlerine sarılıyordu - Fakat tur geçildiğinde çok daha farklıydı - arabalar durmuş, insanlar arabaların üzerine çıkıyor - şöförler bundan şikayetçi olmuyordu. Sanki bir maç değil, bir savaş kazanılmıştı. O denli bir rahatlama vardı insanların üzerinde.

Ne UEFA kupasını kazandığımızda bu tarz bir duygu yoğunluğuna şahit oldum ( sanki gerçek değilmiş gibiydi kazandığımızda - kazandığımızı idrak ettiğimde Süper Kupa'yı almıştık ) Ne de Türk futbol tarihindeki herhangi başka bir olayda. Arif'in golünden fazlası idi o maç.

Bugün Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'ne döndü. Maçı, Sky Sports'dan seyrettim, yorumcu Nial Quinn idi, hedef santrforların atalarından, Kuzey İrlandalı çok sevdiğim bir santrfor. Galatasaray'ı böyle beklemediğini söyledi, yaslanacağını savunma yapacağını bekliyormuş - maçın belirli kısımlarında korktu - Galatasaray'ın maçı yer yer domine ettiğini, Ferguson'un çok kızgın olduğunu söyledi; Galatasaray'ın penaltı olabilecek iki pozisyonu olduğunu, maçın genelinde de şanssız olduğunu - çok iyi bir oyun ortaya koyduğunu söyledi. Misal Terim'in iki forvetle çıkması Quinn'i şok etti. Ferguson'un oyunu tutma çabalarını da takdir etti, maçı ManU'nun kazanacağına son dakikaya kadar ikna olmuş değildi.

Şimdi, öncelikle bu Galatasaray'ın ilk gerçek anlamda ölçü kabul edilebilecek maçıydı. Maçlar bir cevabın doğru olduğu sınavlar gibi değildir. Bu yüzden Galatasaray'ın kaldığını veya geçtiğini söyleyemeyeceğim.
Ama ciddi anlamda göze çarpan şeyler var - sahadaki 14 oyuncumuz üzerinden bunlara değinelim:


Muslera bonservisine bir miktar daha ekleme yapmıştır bu maçtan sonra, eminim. Kurtardığı penaltıdan ziyade konsantrasyonu ve güven vermesiyle alakalı bir durum bu. Bunun için de Carrick'e büyük bir teşekkür borçlu - iyi ki Carrick o çelmeyle düşmedi, yoksa böyle bir maç seyredemeyecektik.

Hakan Balta, paspas oldu. Başka bir şey demeye gerek yok sanırım. Valencia her pozisyonda Balta'yı geçti, şükür ki ortaları yapamadı.


Dany'nin özgüveni bir gün başımıza bir iş açacak, lakin bu maç inanılmaz oynadı. Her müdahelesi sınırda gibi, her an penaltı yaptırabilir ya da cesurca hamlesi nedeniyle gol yiyebiliriz. Ama bu agresif oyun sayesinde ilk toplara basıp oyunu Old Trafford'da ManU kalesine yıkabildik. Böyle devam ederse zaten elimizde tutamayız.

Semih, çok sırıtmadı ki, Old Trafford'da bu iyi bir şey.

Eboue, çok zorlandı, bindiremedi, Hamit'le uyum sağlayamadılar. Ama en azından sağlam durmayı başardı maç sonuna kadar.


Selçuk, göze çarpmadı - ama Galatasaray'ın bu kadar fazla topu ayağında tutabilmesinin en önemli sebebi idi. Fakat kapanan ManU'ya Galatasaray o maç 3 gün oynansa gol atamayacak gibiydi. - Fazla sorumluluk almadı.


Melo, fiziksel olarak tam olmuş değil, ama takımı oyunda tuttu sahada olduğu süre boyunca. Daha biraz daha zamanı var.

Hamit'te epey bir toparlanma var. Bugün çok şanssız idi - lakin tecrübesi takım için çok önemli. Onun da fiziksel olarak daha alacağı çok yol var.


Amrabat, beklediğimden iyiydi. O da günün şanssızlarındandı - bence bazı pozisyonlarda çok zorladı ve yanlış tercihlerde bulundu - fizik gücünü ilk yarıda sonuna kadar kullandı sonra da oyundan düştü.


Umut, sakatlandığı pozisyon Süper Kupa maçının karbon kopyasıydı ve bence penaltıydı. Takım onu aradı.

Burak, güçlü, hızlı, sürekli arıyor. Ama top kontrolü çok zayıf, dar alanda kayboluyor ve çok gergin. Daha iyi olacaktır zamanla.


Elmander, onda epey bir düşüş var. Yine de bıkmadan yaptığı pres ve sürekli oyunun içinde olması ile çok değerli takım için.

Aydın, bence bu seviyenin oyuncusu değil. Defalarca denedik işte, olmuyor. Ama kanat yoksulluğunda oynayacak, yolu yok.

Emre Çolak, henüz bu seviyenin oyuncusu değil - lakin bir umut var bence - küçük de olsa. Braga ve Cluj maçları onun için daha gerçekçi sınavlar olacaktır.

ManU'nun golünü bir gün Galatasaray'ın attığını göremeden öleceğim sanırım. ManU oyuncu kalitelerinden bağımsız olarak Galatasaray'dan hücum organizasyonu anlamında daha "takım".

Ama Galatasaray da tarihinde belki de ilk defa bir İngiliz takımından fiziksel olarak üstündü bugün .

Tabii motivasyonun da etkisi vardır muhakkak.

Maç kazanılabilirdi - lakin bence en değerli olan - Galatasaray'ın kendi futbolunu ( ya da antifutbolunu ) Old Trafford, ManU demeden oynaması - bu oyunun zeki oyuncular tarafından çok ağır sömürülebileceğini görmemiz ( ManU'nun ilk 10 dakikası ) ama erken gelen gole rağmen oyundan kopmamış olmamız.

Şerefli yenilgi, Yenildik ama ezilmediklere inanmıyorum, maç daha farklı da bitebilirdi - Galatasaray da kazanabilirdi, lakin böyle bir maçta, skordan başka şeylere dikkat ediyorsun - dünümüzü biliyoruz

Geleceğimize de elbet döneceğiz.




2 yorum:

Adsız dedi ki...

aydının çok büyük işler yapacağına inanan küçük kesimdenim hala(hatta çok farklı(rıdvan dilmen tarzı) bir oyuncu oldugunu düşünüyorum, kendine güven ve karar verme sorunları var aşarsa çok acayip biri olur çıkar ağzımız açık izleriz)

amrabat da ise şöyle bir sorun var defansa dönmüyor(belki yorulmasın diye terim döndürmüyor bilemem) hakan da ağır olunca(ki elinden bir şey gelmez kademeye iyi giren ama ağır kalan bir oyuncu bilmeyen yok elinden geleni yapıyor) o kanat otoban oluyor ki terim de görüp kanat değiştirdi hamit hakana yardım etsin diye bir süre

melo kendi iş ahlaksızlığının derdini çekiyor fizik olarak yetersiz

dany hamleli ama bir o kadar da pozisyon bilgisinden yoksun bir futbolcu(yediğimiz golde iki defans önde yakalanıyor daha doğrusu öne fişek gibi hamle yapmaya kalkınca öyle oluyor)

burak taktik üstüne kurulmazsa başarılı olabilen bir futbolcu değil etkisiz kalmasına pek şaşırmadım(bu tamamen kişisel görüş içeren bir yorum oldu)

oynanan futboldan oldukça memnunum. öyle hakem(ler) olmaz olsun

erk dedi ki...

Amrabat konusunda olduğu gibi Aydın konusunda da umarım yanılırım diyorum. Ama Aydın o kadar ciddi bir soğukkanlılık sorununa sahip ki - öyle panik bir futbol oynuyor ki - bunca yıldan sonra düzelecek gibi değil. Rıdvan gibi hatta Arda gibi oyuncuların en önemli özellikleri top teknikleri değil, o çalımları veya son hamleleri yapmadan önce birkaç seçeneği gözden geçirmiş olduklarını sahada görebiliyor olmamızdı. Boleslav maçı, Arda'nın ilk Galatasaray golü, bunun en iyi örneği, herkes boş kaleye topu yuvarlamasını beklerken Arda topu kenara çekip Boleslav savunması ve milyonlarca seyirciyi bakkala gönderdi.

Aydın'ın ise kaçırdığı kritik gol verdiği yanlış karar sayısını burada saymaya başlasam bir sonraki günün sabahını ederiz.

Dany konusunda o kadar kötümser değilim. Evet yer tutma sorunları var - evet çok da aklıyla oynayan bir oyuncu değil; ama Semih'in aksine inanılmaz bir hamle zamanlaması var - Kagawa'dan aldığı top herkesin harcı değil. Ayrıca ilk toplarda başarı oranı ManU gibi bir hücum hattına karşı inanılmaz yüksek bir orandaydı - Dany'yi beğenmemin sebebi şu ana kadar beğenmediğim özelliklerinin gitmiş olması değil, beğendiğim özelliklerinin seviyesinin en üst düzeyde sınava tabi tutulmuş olmasından dolayı.

Şöyle anlatayım. Dany hala kötü yer tutan yanlış karar veren, heyecanlı bir saatli bomba. Ama güçlü fiziği ve dengesi Türkiye Ligi için iyi işte derken, bir anda bunun Şampiyonlar Ligi seviyesinde olduğunu gördüm. Birazcık Kolo Toure'nin Arsenal'daki ilk yıllarını hatırlattı - o da çok yerleşim hatası yapardı.

Burak'tan benim umudum var, Antalya maçında göğsüne alarak yaptığı vuruş, sürekli deniyor ve zorluyor olması bunlar değerli şeyler bence. Attığı gol sayısından bağımsız olarak faydalı olacaktır.

Amrabat'ın savunmaya yardım etmediği zaten hepimizin malumu, lakin hücumda da ben sürekli yanlış kararlar verdiğini düşünüyorum. Antalyaspor maçındaki taç çok övüldü mesela ama orada asıl iş koşuyu yapan Elmander'de, taçı hızlı atan Amrabat'tan ziyade. Onun dışında şu güne kadar tüm golleri dümdüz top sürüp kaleye vurmaktan ibaret. Bir duvar pasına gireyim - bir beki oyuna sokayım yok. Dünyanın en iyi top tekniğine sahip adamı Messi ( adamlarından biri diyelim ya da ) bile üçgenler olmadan etkin olamıyor - Amrabat'ın arada sırada yakaladığımız kontralar dışında etkin olmayı öğrenmesi gerekiyor. Savunma konusunda ise umudum yok.

Melo konusunda ise şöyle bir şey var, evet yetersiz, evet çok sıkıntı çekiyor sahada. Lakin bu adam oyundan çıkınca Galatasaray orta sahası oyundan düşüyor. Beşiktaş maçında da gördük bu maçta da. Melo bizim televizyon ekranından göremediğimiz işler yapıyor olmalı - bazı oyuncuların varlığını oyundan çıktıklarında anlarsınız, Deschamps da böyle bir adamdı mesela. Elbette daha ilerilere gidecektir Melo - lakin şu anda bile takım için alternatifsiz kanımca.