4 Haziran 2012 Pazartesi

Dirk



British Gum ve Dutchman büyük ihtimalle benden daha iyi takip ediyorlardır ve daha net yorumlar yapacaklardır. Gelin görün ki susamadım, lakin şu gezegende en sevdiğim futbolculardan birisi bir çile gibi seyrettiğim ekşimiş, çürümüş, öğrenci evinde aylarca yıkanmayan bulaşık gibi üzerinde garip canlı türleri oluşmaya başlamış bir hal almış lige gelmiş. Galatasaray almış, Sivas almış, Fenerbahçe almış, kimin umrunda? Ben çok biliyorum, ben az biliyorum, 50 gol atmış 300 gol atmış, kimin umrunda? Kuyt'un sporcu ahlakı Ronaldo'nun 1239049123 golüne değerdir benim için, gerisi fasa fiso.

Geçenlerde futbolcu bir arkadaşla sohbet ediyoruz, oyuncu nitelikleri üzerine, şu dünyada sevdiğim üç forvet var dedim. Forvetleri normalde çok sevmem, Patrick Vieira'yı Henry'den daha çok takdir eden, Juventus'da en sevdiği oyuncu Deschamps olan bir gerizekalıyım ben sonuçta. Neyse, benim entelektüel kapasitemden konuya dönelim, bu adamlar defansif forvetler, maç başına koştukları kilometre iki cezasahası forveti eder. O Pippo (Filippo İnzaghi), Jardel gibi adamların oyun görüşlerini takdir ederken, ben bir teknik direktör olsam bu adamları sadece ve sadece yedekten oyuna girecek asimetrik bir eleman olarak kullanacağımı söylüyordum.

Çünkü, dedim; "Her maç gol üretemeyebilir veya o şansları çıkaramayabilirsin, ama bu adamlar defansif forvetler sana her maç beklediğin katkıyı verir, onlardan aldığın sadece istikrar değildir, takımın yıldızı olması gereken adamın ne kadar efor gösterdiğini gören oyuncu, cesaretlenir, yeri gelir utanır - o da koşar - o da mücadele eder, bir yerde takımın karakterini şekillendiren öğelerden biri de budur."

O üç isim, Johan (Elmander), Wayne (Rooney) ve Dirk Kuyt idi. O zamanlar transfer muhabbetleri de yoktu. Umut Bulut da bu yönde bir oyuncu. Lakin bu oyuncuların bir handikapı var, senelerce kendilerini çok yıprattıklartından yaşlanmadan çok çabuk etkileniyorlar ve istedikleri şeyleri yapmaya vücutları izin vermediği zaman oyunlarının tamamen enerjikliklerine dayalı olmasından mütevelli agresifleşebiliyor veya oyun içerisinde kaybolabiliyorlar. Bir Kewell veya Hagi 40'ına kadar sadece uzaktan şut ve oyun görüşü gibi nitelikleri nedeniyle üst düzey futbol için kullanılabilir bir parça iken, Rino Gattuso örneğindeki gibi mücadelesiyle kendini tanımlayan bir oyuncunun son kullanma tarihi 34 bilemedin 35 yaşı oluyor.

Tabii bu adamlar kendilerine iyi bakan muazzam profesyoneller oldukları için hata payı da bırakmak gerekebilir.

Şimdi işin bir diğer boyutuna gelelim. Çoğumuzun atladığı boyuta. Fenerbahçe, Kuyt'u alırken ne düşünüyordu? Öncelikle Fenerbahçe'nin takım savunmasında ciddi bir sorun olduğu aşikar, zira Fenerbahçe'nin 4-3-3'ü çok kırılgan, bu bağlamda Kuyt önemli bir saha içi lider, her lider yönetmek zorunda değildir, diğerlerine ilham veren her insan liderdir.

Kuyt, bir hedef forvet değildir. Kuyt 4-3-3'ün en ilerisinde ısrarla oynatılmamış, oynatıldığında da verim alınamamıştır. Bu yüzden Liverpool Carroll, Torres gibi oyunculara emanet etmiştir forvet hattını. Ceza alanı etkinliği, son vuruş ve kendi pozisyonunu yaratma gibi yetileri kıyaslayacaksak, bence Sow da Semih de Kuyt'dan daha iyi 4-3-3 forvetleridir. Zaten son sezonlarda Kuyt'un performansında yaşanan düşüş doğrudan Liverpool'un girdiği nostaljik yolla alakalıdır. Post Benitez travmasını atlatamayan Hodgson ve Dalglish ile modernize edilmiş klasik bir 4-4-2 denemiş, bu şablonda kenarlarda ve forvette kendine yer bulan Kuyt uyum sağlayamamıştır.

Rakamlar üzerinden konuşmak Kuyt'u anlayamamak demektir. En azından konuştuğumuz rakamlar gol ve şut miktarları ise. Kuyt dribling üzerinden pozisyon üreten, delici bir oyuncu değildir. Bu nedenle sağda oynatıldığı zaman sağ taraftan hiçbir şey üretemezsiniz. Kuyt'dan verim alabilmek için bir kanat oyuncunuzun dikine gidebiliyor - rakibi delebiliyor olması ya da sağ bekinizden insan üstü bir verim alabiliyor olmanız gerekir ki Liverpool'un Glen Johnson'a bu miktarda bir yatırım yapmasının sebeplerinden biri de budur. Kuyt, kendi pozisyonunu yaratamaz, uzaktan attığı şut sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Ama inanılmaz bir uzak forvet fundamentali vardır, nerede duracağını, nereye vuracağını çok iyi bilir. Ama iki stoperin kucağındayken değil, bekle stoperin arasına girdiğinde. En etkili olduğu yer ceza sahası çaprazından önüne atılan toplardır. Gollerinin yarısı rebound golleridir, seken topları toplar, karambollere atlar, ilk ulaşır topa. Kuyt'a topu verip pozisyon üretmesini bekleyemezsiniz. Kuyt'dan beklentilerinizi gerçekçi tutarsanız hayal kırıklığına uğramazsınız.

Stoch ve Kuyt'un beraber oynadığı bir Fenerbahçe iki oyuncudan birisinin etkinliğini ciddi anlamda düşürecektir ki, bu bana Stoch'un gideceği yönündeki dedikoduları hatırlatıyor. Zira, Stoch dribling üzerinden pozisyon üreten, ama sahayı dikine değil diyagonal kat eden, kendine has bir başka kanat forvet. Kuyt'dan farkı, hızlı - çevik ve hücum anlamında daha yaratıcı ama çok daha dağınık olması. Sağ açıkta performansının sürünmesinin sebeplerinden birisi de zaten içe kat etme alışkanlığı ve dikine gittiği zaman sıradan bir oyuncuya dönüşmesi. Şimdi Kuyt sağda kullanılırsa iki içeri kat eden oyuncuyla bütün hücum yükü Fenerbahçe kanat oyuncularına yüklenecek ve ciddi bir alan(spacing) problemi yaşanacak, özellikle kapanan takımlara karşı, öte yandan Stoch sağda kullanılırsa, ondan şutlarından ve rakibin dengesini bozan içe kat edişlerinden yaptığı katkıyı alamayacaksınız. En olası senaryo rotasyondan kullanılmaları gibi, lakin bu durumda Fenerbahçe'nin Dia tarzı - (Dia gidecekse eğer) delici bir kanat oyuncusuna ihtiyacı var. Bu transferi o halde bir rotasyon transferi olarak görmek gerekir.

Lakin, Kuyt yeni sezon başladığında 32 yaşına girmiş olacak, oyun tarzından dolayı bahsettiğimiz eforu en iyi şartlarda 3 bilemedin 4 sezon sürdürülebilir ki Fenerbahçe kamuoyu benzer bir yatırım olan Kenneth Anderson'u sırtına teneke takıp yollamıştı (ki o da çok sevdiğim bir oyuncuydu) bu bağlamda Kuyt güven saçan oyuncu profilinin tam aksine geri dönüşü olmayan yüksek riskli bir yatırımdır, özellikle de bahsedilen meblalar doğruysa. Gattuso'nun son yıllarda yaşadığı düşüşe ve Kuyt'un kariyer çizgisine baktığımız zaman, zamanın çok da nazik davranmadığını ve işlerin zaman içerisinde kötüye gidebileceğini kestirebiliyoruz. Kuyt'ın vücudu ona yapmayı istediği şeyleri yapmak için izin vermediğinde ve o oyun yapısı gereği bir Kewell'ın ya da Alex'in ( belki de benzer bir fiziksel güce sahip olmadıkları için futbol içinde var olmak adına bu özelliklere sahip olmak zorunda bu adamlar ) yaptığı ekstra işleri yapamadığında, ona ne kadar tolerans gösterilecek? Bence sorulması gereken soru budur.

 Dahası üç yıl için 9-10 milyon euro bağlanan bir oyuncunun bekleneni veremediğinde neler yaşandığını Riera örneğinde canlı kanlı yaşadık. Türkiye Ligi'ni takip etmek için bir sebep bulduğum için memnunum ve açıkçası bu transferi kimler gerçekleştirdiyse onlara teşekkür ederim. Lakin umarım sonu Kenneth gibi olmaz, gerçekten üzülürüm.

2 yorum:

Hakan Özkan dedi ki...

Çok güzel yazı..

erk dedi ki...

Sağolun