8 Mayıs 2012 Salı

Öfke ve Sükunet


Beni, seni, bu kadar öfkelendiren şey futbol değil. Çocukluğumuzdan beri izlemekten ve oynamaktan keyif aldığımız bir oyunun bir savaş alanına çevrilmiş olması. Artık sahaya baktığımızda gördüğümüz şey bir oyun değil, değerler çatışması. 

Biz kendi tuttuğumuz tarafın savunduğumuz değerleri temsil ettiğini düşünürken aynı şekilde rakibimizin taraftarları da benzer bir inancı paylaşıyorlar. Her yanımız şeytanlarla sarılmış ve biz aynaya bakmaya korkuyoruz.

Neresinden bakarsan doğru - neresinden bakarsan yanlış. Herkes haklıysa eğer kimse haklı değildir 
- orada bir çapanoğlu vardır.  


Ben de haksızım. Öfkemde, bu süreci böylesine ciddiye alışımda, haksız kabul ettiğime isyan edişimde, haksızım. Haksızım çünkü öfkelendikçe bu oyunun bir parçası oldum, haksızım çünkü ifade ettikçe bu girdaba kapıldım. 

Aziz Yıldırım'ın haklarına tecavüz edildiğini düşünen Fenerbahçeli, sen de haklısın. Federasyonun her şeyi eline yüzüne gözüne bulaştırdığını düşünen Galatasaraylı sen de haklısın. Rakibinin şike yaptığı iddialarıyla kılpayı kaçırdığın şampiyonluğu aslında hakedenin sen olduğuna inanan Trabzonspor taraftarı sen de haklısın. Bu oynanan orta oyunundan sıkılan ve her şeye lanet okuyan Beşiktaş taraftarı sen de haklısın.

Ve hepiniz-hepimiz haklılığımıza kendimizi öyle bir kaptırdık ki... Birbirimizin haklı olduğunu unuttuk. O yüzden hepimiz haksızız.

Ama birileri var ki onlar hem haksız hem de ahlaksız. 

O yüzden artık kavga etmeyi bırakıp şu oyunu topluca boykot etmemiz gerekiyor. 
Sizi bilmem ama ben SÜPER FİNAL'İ seyretmeyeceğim.
Federasyonumuz hakettiği cezayı alırsa - Türkiye Ligi'ni de takip etmeyi hepten bırakacağım. Bu bir oyunun data'sını yapmama engel olacak, bu yüzden söz konusu işi de bırakacağım. 

Sakin olmak, nefes alabilmek güzel bir şey.


Sessizlik en güzeli.

Hiç yorum yok: