6 Mayıs 2012 Pazar

Ekenler ve Biçenler


"Bu hale nasıl geldik diye düşünmeliyiz. Bu herkesin sorunu. Şiddetin, öfkenin sonu olmalı artık... Ne sevinen adam sevinelebiliyor ne de üzülen adam gibi üzülebiliyor. Garip bir ortamdayız. Birilerinin anasına küfür ediliyor, hırsız deniliyor. Suçlama ortamına girmişiz" demiş Aykut Kocaman.

Altına imzamı atarım.

Atarım atmasına da... O öfkenin tohumlarını ben veya bu yazıyı okuyan siz atmadınız.

Bize meyvelerin çürüklerini yemek düşüyor.

Şu süper final öyle grotesk bir hal aldı ki artık, benim midem bulanıyor.
Herkes haklı, herkes haksız:

Emre Belözoğlu, haksız çünkü hakaretlerin en büyüğünü etti Zokora'ya.
Emre Belözoğlu haklı, çünkü saldırıya ve hakarete uğradı, ve onu bundan koruması gerekenler, korumadı, koruyamadı.

Zokora haksız, çünkü yaptığı şeyi sokakta birisine yapsa, apar topar toplanıp karakola götürülürdü.
Zokora haklı, çünkü ırkına dün küfreden adamı bugün karşısında gördü.

Aykut Kocaman haksız, çünkü kendi emeğinin kavgasını verirken diğerlerinin emeğini hiçe saydı.
Aykut Kocaman haklı, çünkü onun döktüğü teri de çaldılar, her şeyi oyuncak ettiler bu işin sorumluları.

Fatih Terim haksız, çünkü muhtemelen sinirlerine hakim olamayıp hakeme hakaret etti.
Fatih Terim haklı, .çünkü bir orta oyunu oynanıyor ve susması için tehdit ediliyor herkes.

 Fenerbahçe taraftarı haksız, çünkü kendi takımlarını övmekle, rakip takımları aşağılamayı bir tutuyorlar.
 Fenerbahçe taraftarı haklı, çünkü rakiplerinin taraftarları da aynısını yapıyor.

Galatasaray taraftarı haklı, çünkü bütün bir sezonun emeği bu tiyatro oyununda tek bir maçla ödüllendirilecek.
Galatasaray taraftarı haksız, çünkü bu sezon en başından beri zaten adil şartlarda oynanmadı.

Federasyon haklı, çünkü korumaları gereken bir düzen var.
Haksızlar, çünkü bu düzen kokuşmuş.

Ben haklıyım, çünkü ne bu oynanan şey bir spor, ne de bu stresi çekmeyi hakedecek bir şey yaptım.
Ben haksızım, çünkü hala gerizekalı gibi ne olup ne bitiyor diye takip ediyorum.

Pembe dizilerin en pembesi önümüzdeki hafta bitiyor. İyi olan kazansın diyeceğim ama; bu rezaletin ikinci haftasında söylediğim bir vecizeyi tekrarlayayım:

Futbol 22 kişinin oynadığı ve sonunda yayıncı kuruluşun kazandığı bir oyundur.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

melonun bjk ile oynadığımız ilk maçta yaptığı bir hareketten dolayı bir maç ceza aldığını hatırlarsınız. aynı hareketi baroni alalen kamera önünde yapmıştır ve hakem de bunu görerek sarı kart göstermiştir. lakin sosyal medyada bu durumdan hiç bahsedilmiyor, en azından takip edilen bir blog olarak bu konu hakkında yazını ivedikle bekliyorum.

erk dedi ki...

Takip edildiğimiz konusunda ciddi şüphelerim var sayın adsız dostum. Lakin bu tarz "atlamalar" sık sık oluyor. Maçı söz verdiğim gibi seyretmedim, ama sanırım son 15 dakikasıydı, bakkala girdim - maçı bir ingiliz televizyonundan seyrediyordu. Sunucu türkçe'ye şöyle çevirebileceğimiz bir cümle sarfetti ben içeri girer girmez: Emre Belözoğlu'nun şu dakikaya kadar nasıl sarı kart görmediğini anlayan birisi varsa bana posta kartı atsın lütfen.

Sunucunun açık adresini bilsem, Emre'nin şımarık bir Türk çocuğu olarak dokunulmaz olduğunu, ona bu ülkede adam öldürmediği veya buna teşebbüs etmediği sürece kart gösterilmediğini yazabilirdim... Ya da amaan bilmeyiversin diyip yazmaya da bilirdim.

Demem o ki, evet PFDK zaten eyyam yapmaktan başı dönmüş, şaftı kaymış bir kurum. Yani eyyam yapmanın bile bir raconu vardır, birisine bir şey verirsin, sonra başkasına bir sus payı verir olayı dengelersiniz.

Ama PFDK su almaya başlamış gemi gibi, eyyamcılığı yüzünden açılan tüm delikleri yeni eyyamlarla kapatmaya çalışan bir kurum haline gelmiş durumda. Ne Trabzonspor maçında yaşanan olaylar kabul edilebilirdir, Ne şu Şampiyonluk maçında olanlar. Ne Emre'nin hakaretinin karşılığı 3 maçtır, ne de Zokora'nın tekmesinin karşılığı sarı karttır. Fatih Terim'in cezasının ertelenmesiyle Kocaman'ın cezasının verilmemesi, sahaya giren taraftarın yok sayılması, ya da Baroni'nin hoş görülmesi aynı düşünceye hizmet eder özünde: İki takımı "SÜPER FİNAL"e tam kadro çıkarmak. Biz de aynı krediden yönetim eliyle faydalandığımız 105 denilen garabeti kullandığımız için ben kendi adıma artık şikayet etmeye yüz bulamıyorum. Şu saatten sonra bizim lehimize neden daha çok eyyam yapmıyorsunuz diye şikayet etmeyi kendime yediremiyorum açıkçası. O yüzden de basitçe takip etmeyi bıraktım.