4 Şubat 2012 Cumartesi

Gökoğlan vs. Şahin görünümlü Doğan


Geçen arkadaşın evinde donuyoruz - Burada hava, terbiyesizce ve küresel ısınmayı inkar edercesine -15'lere dayanmış, insanın bıyıkları saçaklara, elleri buz kalıplarına dönüyor - canımız da sıkılıyor ve bir yandan da bunu inkar ediyoruz. Ben pek film seyreden bir insan değilim - hani çok ilgimi çeken ve/veya insanların ilgisini çeken bir şey varsa seyrederim, ilki de merakımdan ikincisi de. Hala Harry Potter denen mahlukatın maceralarını seyretmedim - neyse. Elimde IMDB'den edindiğim tüyo neticesinde tedarik ettiğim bir film vardı, Scott Pilgrim vs. the World, film abzürddü, hoşuma çok da gitmedi, yaratıcıydı lakin sürükleyici değildi. Ne öneriyorum ne de önermiyorum lakin yazının konusu da bu değil, sadece başlıktaki garabeti açıklamak istedim.

Öte yandan Ferrari kasasına Şahin motoru, Şahin'e Ferrari motoru takıp yarıştırma hayallerim bakidir. Neyse efendim geçelim. Ahkam kesmekten keyif alan bir insan için ahkamının iki nesnesinin kafa kafaya tokuşmasından ala bir durum olamaz. Bu tarz adamlar kahvaltı sofrasında bile (bazen kendi kendilerine) yumurta tokuşturarak kendilerince polemik yaratırlar. Bakınız her ne kadar yumurta sevmesem de yumurta tokuşturmak gibisi yoktur. Öte yandan çarpışan arabalara olan hayranlığımı anlatmaya kelimeler yetmez, hadi yetti diyelim; yetse de dinlerken sizin canınız sıkılır. Geçelim o yüzden.

Bugün hayatımda seyrettiğim en sıkıcı, en kalitesiz, en anlamsız futbol maçlarından birisini seyrettim ki bu uzun girizgahın sebebi de sanırsam bu maçtan ağzımda kalan taddır. Böyle yemek yemişim de, bişi yememiş gibi hissediyorum gibi gibi. Kendini yazmaya ikna etmek için çaba gösteren bir insan var karşınızda, anlayış gösterin azıcık.

Ben sahaya gelmeden sizin kapıya baktığınızı sanıyor ve girizgahı sonlandırıyorum, sonumuz hayrola:

Orta sahayı kullanmaya üşenen iki takım, sadece ve sadece oyuncularının hız ve fizik güçlerini sömürerek Fifa - PES oynarken bile görülmeyecek bir garabete imza attılar. Lakin dünya garip bir yer, futbol da bu yüzden garip bir oyun. Bu garabet içinde bile insan seyredecek bir şey bulabiliyor. Kaderin bir cilvesi olsa gerek Galatasaray'ın transfer gündeminin alt başlıkları sahaya da çıkmışlar aynı kanatta karşı karşıya da gelmişler. Bize de kafamızı duvarlara vurma isteği kalmış.

Sahada oynanan futbol o kadar - o kadar kötüydü ki, kanat oyuncuları sadece ve sadece bireysel yeteneklerini kullanmaları gereken ortamlar buldular - Hem de takım oyununun hiç anlamı olmayan pozisyonlarda. Farkederseniz atılan gollerin ikisi uzun toplardan birisi ise orta sahayı jogging yaparak geçen Engin'in tek bir çalımla sahanın tamamını kat ettiği bir pozisyonda kaydedilmiş. Efendime söyleyeyim bir organizasyon, bir pas alışverişi hak getire. İki takım da ikinci yarı boyunca topu ya şişirdi ya da kanatlarına verip kanat oyuncularının şapkadan tavşan çıkarmasını bekledi. Bir kanat oyuncusunun adının Doğan Şahin olmasındaki ironiyi bir kenara bırakırsak, kanat oyuncularından adında kuş olan, şapkadan birkaç korner çıkarmayı başardı.

Şu durumda bizim Gökoğlan aldığı her topla ısrarla dikine gitmeye çalıştı ki, gittiği yerin tam olarak nerenin diki olduğunu ben halen idrak edebilmiş değilim. Aldığı toplarla ya taç çizgisinden ya kale çizgisinden dışarı çıktı. Hani bu çocuk hızlı falan da, şu oyuna katlanılacak kadar da hızlı değil afedersiniz. Yakaladığı en müsait pozisyonda da yapılabilecek en yanlış tercihi ve bu tercihin olabilecek en kötü uygulamalarından birini sergiledi. En kötülerden biri dememin sebebi Gökoğlan'ın arkasında oynayan Sarıoğlan'dır; böyle biline. "Kimse senin kadar kötü orta yapamaz Sarıoğlan"

Neyse efendim; öte yandan Doğan Şahin, kolay kolay top kaybetmediğini ancak karar verme konusunda ciddi sıkıntıları olduğunu gösterdi. Bu çocuktan bir Hasan Şaş, Volkan Şen elektriği aldım ben. Ne bileyim zirvesi daha da yukarısı değildir, lakin kolay kolay top kaybetmemesiyle, birkaç korner aldırır, içeri kat edip attığı plaselerle belki birkaç ekstra gol bulur, ama daha fazlasını beklememek lazım. O bölgeyi bu denli felç edebilmesinin başlıca sebebi Sarıoğlan - Gökoğlan - Semih üçlüsünün dehşetengiz uyumsuzluğu - formsuzluğu - basiretsizliğidir, yükleme istediğiniz sıfatı girebilirsiniz sayın okuyucu inisiyatifi size bırakıyorum.

Son tahlilde diyeceğim şudur ki; bu raundu Doğan Şahin kazansa da, bu akşam önce insanlık, sonra futbol, sonra taraftarlar, sonra antepspor, sonra da Gökoğlan kaybetmiştir.

Futbol'u anladık, futbolsuzluktan bir galibiyet çıktı; Taraftarları da anladık, hayatlarından takriben 2-3 saat çalındı, hadi diyelim antep'i de anladık, kelimenin tam anlamıyla yenildiler, Gökoğlan'ı da anladık, çünkü birisinin kaybetmesi gerekiyordu dediğinizi duyar gibiyim; Ya peki insanlık neden kaybetti.

Onun bu maç, bu yazı veya benimle bir alakası yok.

O her an kaybediyor, sadece hatırlatayım dedim. Huysuzluğuma verin.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

tamamen katılıyorum
sabri servet gibi futbol bilgisi olmayıp ama ne yazık ki kendilerinin futbolu bildiğini zannettiği "topçularla" gs ilerleyemez sadece güreş yapar yiğiti de bunlara katabilirim ancak öğrenim dönemini(futbolu bilmediği için) görmek gerekiyor