18 Aralık 2011 Pazar

Kris Boyd

Neden bilmiyorum; (bugün iyi tarafımdan kalktığımdan olsa gerek) bir insan evladını koruyasım tuttu. Rutin sabah okumalarımda rastladığım bir Skibbe methiyesindeki bir alt-metindi Kris Boyd'un adamdan sayılmaması. Haksız da sayılmazdı hani argüman sahibi, hani bir oyuncu koca bir ilk yarıda 90 dakika tamamlayamamışsa, dahası oynadığı dakikaların toplamı bir doksan dakika etmiyorsa, orada bir sorun vardır ve bir blogger olarak elimize aldığımız ilk sopayla orayı karıştırmamız boynumuzun borcudur.




Karakter sınırlı makalelerde çok yapılan bir hinliktir-geçiştirilmek istenen bir çalışmaysa- analiz yapacağımız yerde kullanacağımız kelime yerine - tarihsel bilgi serpiştiririz. Sonuçta tarihsel bilgi bizi başetmemiz gereken yeni sorularla muhattap etmez, itirazın muhattabı olsa olsa kaynak olacaktır.

Buradan gelme bir alışkanlıktır Kris Boyd 18 Ağustos 1983'de puslu bir İskoç köyünde doğan gürbüz bir çocuktu diye yazıya başlamak. Pek hoşlanmadığım bir alışkanlık; ama derdinizi sigara içenlere anlatın.

Her neyse; bu çocuk bizi çok da ilgilendirmeyen ergenliğinden ve lise hayatından sonra ( ilgilenmiyor oluşumuz da ayrı bir ilginçtir ya neyse ) Kilmarnock'da futbol kariyerine başlar. Çuvalla gol attıktan sonra, Rangers'a transfer olur ki; orada Walter Smith'le arası aslında çok iyi değildir. Ama Kris Boyd nesli tükenen garip bir adamdır. Koşmayı sevmez, hiç sevmez.




Hani karnınız açtır, herkes birbirine bakar, kimse ekmek almaya gitmek istemez ya; sahada içimizden biridir işte Kris. İftar topu atılsa, ramazan çadırına koşmayacak bir aç'tır adeta. Anelka'nın duyarsızlığını Jardel'in gamsızlığıyla birleştirir sahada. Ne de olsa yanında Kenny Miller gibi her yere koşan, tepinen, ona yer açan bir adam vardır. 29 yaşındaki küçük adam rakip savunmalarla cebelleşirken, seken topları, açılan topları, yükselen topları, dönen - çarpan - salvolar çizen topları, bir şekilde kaleye sokan adamdı Boyd. Ceza alanı forveti denen nesli tükenmekte olan türün, son örneklerinden.



Bu topraklarda Serkan Aykut'la, Jardel'le gördüğümüz. Inzaghi denilen garip oluşumla dünya futbol sahnesinde gözümüze gözümüze sokulan bir olgunun İskoçya'nın tepelerindeki gürbüz izdüşümü. Ama tabii bu tarz adamlara ancak servis yapıldığında sonuç alabilirsiniz. Smith, takımı 10 kişi oynattığından hoşnut olmasa gerek kendisini her üç maçın ikisinde gol atmasına rağmen büyük maçlarda kenarda oturtması ile bilinirdi.

Boro'da neden yapamadı? Afonso Alves neden yapamadıysa o yüzden diye kaçamak bir cevap verebilirim sanırım. Ama bir buçuk sezonda Boro ile attığı kadar golü Nottingham Forest'la çeyrek sezonda attığını da eklemeden geçmemek gerek.



Boyd, tek bir iş yapan bir adam. Rakip alana topu yıktığınızda size olmadık goller çıkarabilen. Topa sert ve net duran, nerede duracağını bilen, bunu çok iyi bilen. Sahada durarak tehdit yaratabilen bir adam. Ama takımı on kişi oynatan, hücum organizasyonlarına katılmaktan çok haz etmeyen, kendini kaybettirerek verimli olan, Serdar Özbayraktar'a gollerimin yarısı senin olsun benim yerime de koş diyecek bir adam.

Asıl soru Kris, Eskişehir'de neden yapamıyor olmamalı. Asıl sorumuz Eskişehir'in topu ileri taşımakta geçen sezon acılar çeken, dikine ve hızlı oynayan oyuncularla dolu dinamik Eskişehir'in Kris'e ihtiyacı olup olmadığıdır.

Demem o ki Kris Boyd'u eleştirmek, evine lamba alan adamın, bu lamba neden tost yapmıyor diye sızlanmasına benzer; tabii Eskişehir spor yöneticileri için. Taraftarların ve spor kamuoyunun hiçbir neden göstermeden sızlanma, şikayet etme, bağrınma hususundaki hakları anayasal boyuttadır; ve engellenemez.

derken karnım acıktı ben bir tost yapayım.

( yazıları bitirme konusunda ciddi sorunlarım var kesinlikle)

not: bitirme demişken - Boyd 19 Aralık itibariyle Eskişehirspor ile olan sözleşmesini feshetmiş. Sadece bir aylık maaşını alabildiğini iddia etmiş, ara transferde başka takımlarla görüşecekmiş - yolu açık, rakip kalecilerin şansı bol olsun. Ayrıca Ersun Yanal'a da bol şans ve sabır diliyorum buradan.

Hiç yorum yok: